• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

make

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 125

ana kullanım 1

01. yapmak 02. hazırlamak 03. düzeltmek 04. meydana getirmek 05. -e neden olmak 06. sağlamak 07. elde etmek 08. -tirmek 09. -dırmak 10. -e eşit olmak 11. etmek 12. varmak 13. ulaşmak 14. yetişmek 15. gelmek 16. yol almak 17. katetmek 18. gitmek 19. olmak 20. -e kalkışmak 21. -mek üzere olmak 22. tamamlamak 23. haline sokmak 24. -inci olmak 25. açmak 26. akdetmek 27. almak 28. anlam vermek 29. atamak 30. başarıyla yapmak 31. başarmak 32. becermek 33. belirlemek 34. çekmek 35. çevirmek 36. çıkarmak 37. çıkmak 38. davranmak 39. doğurmak 40. döndürmek 41. dönüştürmek 42. düzenlemek 43. el almak 44. erişmek 45. eşit olmak 46. ettirmek 47. eylemek 48. girmek 49. hareket etmek 50. hesap etmek 51. hizmet etmek 52. ifade etmek 53. ile yaptırmak 54. imal etmek 55. inşa etmek 56. kabarmak 57. kabul etmek 58. kalkışmak 59. kazanmak 60. kılmak 61. konuşma yapmak 62. koymak 63. kurmak 64. mana vermek 65. mecbur etmek 66. meydana gelmek 67. neden olmak 68. olmayı becermek 69. oyun almak 70. parti çıkmak 71. pişirmek 72. sanmak 73. sayı yapmak 74. sel basmak 75. su basmak 76. tahmin etmek 77. teveccüh etmek 78. uğramak 79. vermek 80. yakalamak 81. yakmak 82. yaptırmak 83. yaratmak 84. yazmak 85. yerine koymak 86. yönelmek 87. yükselmek 88. devreyi kapamak 89. görmek 90. karıştırmak 91. kesmek 92. puan kazanmak 93. sevişmek 94. yatmak 95. anlamak 96. atlamak 97. çalmak 98. çıkartmak 99. devirmek 100. dikmek 101. düdüklemek 102. düzmek 103. -e doğru yürümek 104. -e varmak 105. edinmek 106. gibi davranmak 107. gibi göstermek 108. ilişki kurmak 109. kâfi gelmek 110. kapatmak 111. kaydetmek 112. kaymak 113. oluşturmak 114. örmek 115. seçmek 116. tayin etmek 117. teşkil etmek 118. tutmak 119. üretmek 120. vazetmek 121. -ye eşit olmak 122. yemek 123. yetmek

ana kullanım 2

01. yapı 02. biçim 03. marka 04. çeşit 05. yapım 06. üretim 07. fabrika mamulatı 08. imalat 09. kâğıt oyun 10. moda çizgisi 11. randıman 12. şekil 13. stil 14. verim 15. yapılış 16. devrenin kapanması 17. dizayn 18. fabrika markası 19. tür 20. bellik 21. devre tamamlama 22. elektrik devresinin kapanması 23. eski dosyanın 24. fason 25. imal 26. kesim 27. mal 28. mamulat 29. model 30. tasnifsiz 31. tip 32. yapılış şekli

MAKE = [meyk] verb
made [meyd]
1 yapmak, etmek; üretmek * eşanlamlı : do, perform, accomplish, execute
İngilizce örnek : Don’t make a noise.
Türkçe çevirisi : Gürültü yapma.
İngilizce örnek : You made a mistake.
Türkçe çevirisi : Hata yaptın.
2 yapmak, üretmek * eşanlamlı : create, fabricate, manufacture, produce, construct, build, form, shape, invent * karşıtanlamlı : destroy
İngilizce örnek : Bronze is made from copper and tin.
Türkçe çevirisi : Bronz bakır ile kalaydan yapılır.
İngilizce örnek : This table was made by the local carpenter.
Türkçe çevirisi : Bu masa, mahalle maragozu tarafından yapıldı.
3 hazırlamak, yapmak, pişirmek * eşanlamlı : cook, prepare
İngilizce örnek : I've made a cake.
Türkçe çevirisi : Bir kek yaptım.
4 yapmak, etmek, tutmak * eşanlamlı : equal
İngilizce örnek : Two and two make four.
Türkçe çevirisi : İki kere iki dört eder.
İngilizce örnek : The sandwich is five and the drink is three liras, so that makes eight altogether.
Türkçe çevirisi : Sandviç beş ve içecek üç lira, böylece hepsi sekiz yapıyor.
5 yapmak, atamak, seçmek * eşanlamlı : appoint
İngilizce örnek : They made him the manager.
Türkçe çevirisi : Onu müdür yaptılar.
6 yapmak, kazanmak * eşanlamlı : earn
İngilizce örnek : I make about fifteen thousand liras a year.
Türkçe çevirisi : Yılda yaklaşık on beş bin lira kazanıyorum.
7 uygun olmak, gerekli vasıflara sahip olmak, olmak
İngilizce örnek : He'll make her a good husband.
Türkçe çevirisi : Ona iyi bir koca olacak.
İngilizce örnek : Serdar will make a good father.
Türkçe çevirisi : Serdar’dan iyi baba olur.
8 -dırmak, -tirmek * eşanlamlı : force, oblige, compel, impel, urge
İngilizce örnek : I can't make him change his mind.
Türkçe çevirisi : Ona fikrini değiştirtemiyorum.
¤ noun
1 yapı, biçim * eşanlamlı : shape, form, construction, composition
2 marka, çeşit * eşanlamlı : brand, type, sort, kind
İngilizce örnek : 'What make is your car?' 'A Renault.'
Türkçe çevirisi : 'Araban ne marka?' 'Renault.'
* be made up of = -den oluşmak
İngilizce örnek : Water is made up of hydrogen and oxygen.
Türkçe çevirisi : Su, hidrojen ve oksijenden oluşur.
İngilizce örnek : Cast-iron is made up of about six different substances.
Türkçe çevirisi : Dökme demir, yaklaşık altı farklı maddeden oluşur.
* make sb do sth = birine bir şey yaptırmak, birini bir şey yapmaya zorlamak
İngilizce örnek : He makes me laugh.
Türkçe çevirisi : Beni güldürür.
İngilizce örnek : His suspicion of a trap made him hesitate.
Türkçe çevirisi : Tuzak kuşkusu onu tereddüt ettirdi.
İngilizce örnek : He made me translate the article into German.
Türkçe çevirisi : Bana makaleyi Almanca’ya çevirtti.
İngilizce örnek : The teacher made us write it out a hundred times.
Türkçe çevirisi : Öğretmen bize onu yüz kere yazdırdı.
İngilizce örnek : The teacher made the boy write the exercise again.
Türkçe çevirisi : Öğretmen (erkek) çocuğa alıştırmayı yeniden yazdırdı.
İngilizce örnek : I can't make him realize how dangerous this is.
Türkçe çevirisi : Onun, bunun ne kadar tehlikeli olduğunu fark etmesini sağlayamıyorum.
* make do with = yetinmek, idare etmek
İngilizce örnek : I haven't much food in the house. Can you make do with some eggs and bread?
Türkçe çevirisi : Evde çok yemeğim yok. (Biraz) ekmek ve yumurta ile idare edebilir misin?
İngilizce örnek : We haven't a proper spare bed; can you make do with a camp bed?
Türkçe çevirisi : Doğru dürüst bir yatağımız yok, bir kamp yatağı ile idare edebilir misin?
* make for = (sb/sth) -e doğru yol almak * eşanlamlı : head for
İngilizce örnek : Let's make for the city centre and eat in a restaurant there.
Türkçe çevirisi : Şehir merkezine doğru gidelim ve orada bir restoranda yemek yiyelim.
İngilizce örnek : They are all making for the exit.
Türkçe çevirisi : Hepsi çıkışa doğru gidiyor.
İngilizce örnek : We must make for the shore.
Türkçe çevirisi : Sahile doğru yollanmalıyız.
2 (sth) -e neden olmak, meydana getirmek * eşanlamlı : bring about
* make of = -den anlamak
İngilizce örnek : I don't know what to make of this note from her. What does it mean?
Türkçe çevirisi : Onun bu notundan ne anlam çıkaracağımı bilmiyorum. Notu ne anlama geliyor?
İngilizce örnek : What did you make of his message?
Türkçe çevirisi : Mesajından ne anladın?
* make off = kaçmak, tüymek
İngilizce örnek : The thief made off when he heard the police siren.
Türkçe çevirisi : Polis sirenini duyunca hırsız kaçtı.
* make off with = çalmak
İngilizce örnek : The treasurer has made off with all the money.
Türkçe çevirisi : Veznedar bütün parayı çaldı.
İngilizce örnek : The thief made off with a valuable necklace.
Türkçe çevirisi : Hırsız değerli bir kolyeyi çaldı.
İngilizce örnek : The bookkeeper made off with a million liras.
Türkçe çevirisi : Muhasebeci bir milyon lira çaldı.
* make out = (güçlükle) anlamak, çözmek * eşanlamlı : understand, comprehend, distinguish, recognize, see, perceive
İngilizce örnek : I can't make out what he means.
Türkçe çevirisi : Ne demek istediğini anlamıyorum.
İngilizce örnek : Are you able to make out her signature?
Türkçe çevirisi : Onun imzasını anlayabiliyor (çıkarabiliyor) musun?
İngilizce örnek : I couldn't quite make out what the notice said.
Türkçe çevirisi : Duyurunun neyi anlattığını pek anlayamadım.
2 yazmak * eşanlamlı : write out
İngilizce örnek : I haven't much money on me. Do you mind if I make you out a cheque?
Türkçe çevirisi : Üzerimde fazla para yok. Sana bir çek yazmamda sakınca var mı?
* make over = devretmek, bırakmak
İngilizce örnek : Mr. Brown has made his business over to his son.
Türkçe çevirisi : Bay Brown işini oğluna devretti.
* make sure (of/that) = emin olmak, garantiye almak
İngilizce örnek : Make sure that your essay has no spelling errors.
Türkçe çevirisi : Makalende yazım hatalarının olmadığından emin ol.
İngilizce örnek : Make sure you close all the windows before you leave home.
Türkçe çevirisi : Evden ayrılmadan önce bütün pencereleri kapadığından emin ol.
* make up = uydurmak * eşanlamlı : invent, fabricate, concoct, hatch, formulate, create
İngilizce örnek : Can you make up a story about animals?
Türkçe çevirisi : Hayvanlar hakkında bir hikâye uydurabilir misin?
İngilizce örnek : He made up another excuse.
Türkçe çevirisi : Bir mazeret daha uydurdu.
İngilizce örnek : He's good at making up excuses.
Türkçe çevirisi : Mazaret uydurmakta yetenekli.
İngilizce örnek : I confess: I made the whole story up.
Türkçe çevirisi : İtiraf ediyorum: Bütün hikâyeyi uydurdum.
İngilizce örnek : She made up a bedtime story for the children.
Türkçe çevirisi : Çocuklara uyumadan önce bir hikâye uydurdu.
2 hazırlamak, düzenlemek
İngilizce örnek : Let's make up the bed.
Türkçe çevirisi : Yatağı yapalım.
İngilizce örnek : I am making up the list of guests for the party.
Türkçe çevirisi : Parti için konukların listesini yapıyorum.
3 (eksiği) tamamlamak, oluşturmak, meydana getirmek * eşanlamlı : compose, form, join, constitute
İngilizce örnek : A few flower-pots in the window don't make up for a garden.
Türkçe çevirisi : Penceredeki birkaç saksı bir bahçe oluşturmaz.
İngilizce örnek : If we had a swimming-pool, that would make up for not being near the sea.
Türkçe çevirisi : Yüzme havuzumuz olursa, deniz kıyısında olmamanın eksikliğini giderir.
4 makyaj yapmak
İngilizce örnek : She made up in the bedroom before going to the party.
Türkçe çevirisi : Partiye gitmeden önce yatak odasında makyaj yaptı.
4 barışmak
İngilizce örnek : That couple had an argument, but they have made up.
Türkçe çevirisi : Çift tartıştı, ama (sonra) barıştı.
* make up for = affettirmek, telafi etmek
İngilizce örnek : You can't make up for such bad behavior.
Türkçe çevirisi : Böyle kötü bir davranışı affettiremezsin.
İngilizce örnek : Our success makes up for all the hard times.
Türkçe çevirisi : Başarımız, bütün güç zamanları (kötü günleri) unutturuyor.
* make up to = gözüne girmeye çalışmak

1: 0 ms