• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

kurmak

Türkçe - İngilizce

ana kullanım

askeri

bilişim

hekimlik

inşaat

mimarlık

ormancılık

KURMAK = (kurmak nedir; kurmak ne demek; kurmak İngilizcesi) 1. Bir şeyi oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek, monte etmek: «Geniş çöl ufukları arasında çadırlarımızı kurduk.» -F. R. Atay. 2. Hazırlamak: «Kurduğu sofraya, yaptığı salataya git de bak.» -R. H. Karay. 3. Yaylı, zemberekli şeylerde yayı veya zembereği germek: «Çocukça bir sevinçle kurduğun çalar saatleri çalıp duruyor.» -H. Taner. 4. Gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak: Turşu kurmak. 5. Etkisi ve önemi geniş şeyler meydana getirmek, tesis etmek: «Dünyanın en büyük imparatorluklarını kuran kimlerdi?» -O. S. Orhon. 6. Yapmak, inşa etmek: «Çirkin yapıları örtecek güzel yapılar kuralım.» -N. Ataç. 7. Yapmak, oluşturmak: «Belki on aile keçelerden, kilimlerden çergelerini meyve ağaçlarının altlarına kurdular.» -Ö. Seyfettin. 8. tic. Ortaklık sağlamak. 9. Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek: «Teşkilatı ilçede sevilip sayılan bir avukat kurmuştu.» -T. Buğra. 10. Bir araya getirmek, toplamak: Divan kurmak. 11. Gizlice hazırlamak, tasarlamak: «Çocukların top oynadıkları kumluktan iskeleye doğru yürürken hep planlar kuruyordu.» -C. Uçuk. 12. Düşünmek: «Yalnız hayalle geçiniyorum, ben yalnız hayal kuruyorum.» -S. F. Abasıyanık. 13. Aklına koymak: O gitmeyi bir kez kurdu mu artık durmaz. 14. Zihinde büyütmek: «Bayram ağa, uşakların söylediklerini kurdukça kurdu.» -H. E. Adıvar. 15. Sağlamak, oluşturmak: Dostluk kurmak. İlişki kurmak. 16. mec. Bir kimseyi dedikodu veya telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek.

KURMAK = (kurmak nedir; kurmak ne demek; kurmak İngilizcesi) Atmak, salmak (balık oltası için) : Bu sabah pareketleri kurduk.

KURMAK = (kurmak nedir; kurmak ne demek; kurmak İngilizcesi) Sinema Zemberekli alıcılarda, motoru çalıştıran zembereği kurulu duruma geçirmek üzere kolu ya da anahtarı çevirmek.

kurmak = bina etmek [öz Türkçe - eski terim]

kurmak = hayal etmek [öz Türkçe - eski terim]

kurmak = ihdas etmek [öz Türkçe - eski terim]

kurmak = inşa etmek [öz Türkçe - eski terim]

kurmak = monte etmek [öz Türkçe - eski terim]

kurmak = programlamak [öz Türkçe - eski terim]

kurmak = tesis etmek [öz Türkçe - eski terim]

kurmak = ibtinâ etmek [Türkçe - Osmanlıca]

kurmak = ihdâs etmek [Türkçe - Osmanlıca]

kurmak = te'sîs etmek [Türkçe - Osmanlıca]

1: 0 ms