• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

mean

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 488

ana kullanım 1

01. anlamına gelmek 02. demek olmak 03. demek istemek 04. kastetmek 05. istemek 06. niyet etmek 07. amaçlamak 08. anlamı olmak 09. belirtisi olmak 10. değeri olmak 11. demek 12. ifade etmek 13. ile sonuçlanmak 14. manasına gelmek 15. neden olmak 16. uygun olmak 17. yakışmak 18. ayırmak 19. demeye gelmek 20. düşünmek 21. -e alamet olmak 22. -ın işareti olmak 23. kararlaştırmak 24. kurmak 25. muhakkak ile sonuçlanmak 26. muhtemelen -a neden olmak 27. niyetinde olmak 28. niyetlenmek 29. tasarlamak

ana kullanım 2

01. pinti 02. cimri 03. kaba 04. çirkin 05. huysuz 06. haşin 07. adi 08. bayağı 09. alçak 10. aşağı 11. değersiz 12. acımasız 13. orta 14. vasati 15. vasat 16. ortalama 17. alt tabakadan 18. araç 19. aritmetik ortalama 20. aşağılık 21. çare 22. çingene 23. güç 24. hakir 25. hasis 26. iki şeyin ortası 27. ikisi ortası durum 28. ılımlılık 29. imkân 30. kalleş 31. kancık 32. kibritçi 33. kötü huylu 34. mahcup olmuş 35. nekes 36. nicelik 37. olanak 38. orta yol 39. pespaye 40. rahatsız 41. rezil 42. şahsiyetsiz 43. saldırgan 44. sefil 45. şiddetli 46. süfli 47. vasıta 48. yoksul 49. yol 50. zor 51. ahlaksız 52. bahil 53. eli sıkı 54. etkili 55. fakir 56. fena 57. hasta 58. idaresi zor 59. kahpe 60. kaknem 61. keyifsiz 62. kılıksız 63. kötü 64. mükemmel 65. müthiş 66. orantılı 67. pabuçtan aşağı 68. pis 69. tamahkâr 70. utangaç 71. utanmış

hekimlik

01. ortalama gradiyent

inşaat

01. ortalama değer

matematik

01. içler 02. sayıbilgisel ortalama 03. aritmetik orta

tarım

01. ortalama değer

teknik

01. beklenen değer 02. matematiksel beklenti

MEAN = Herhangi bir özellikten elde edilen bir dizi değerin toplanıp, dizi sayısına bölünmesiyle elde edilen değer. Meteorolojide zaman zaman karışıklıklar olsa da 'Normal' kelimesiyle eş anlamlı olarak kullanıldığı da görülür. Örneğin: Günlük ortalama sıcaklık o günün en yüksek sıcaklık ile en düşük sıcaklık değerlerinin ortalaması iken, gün için kullanılan normal sıcaklık, uzun yıllar ortalamasından (çoğunlukla 30 yıllık dönemlerin ortalamasından) elde edilen günlük ortalama sıcaklık değeridir. [meteoroloji > ne, nedir, ne demek]

MEAN = [mi: n] verb
1 anlamına gelmek, demek olmak * eşanlamlı : signify, denote, indicate, symbolize, imply, express
İngilizce örnek : Rain in spring means a good harvest.
Türkçe çevirisi : Baharda yağmur, iyi bir mahsul demektir.
İngilizce örnek : That doesn't mean a thing.
Türkçe çevirisi : Bunun bir anlamı yok.
İngilizce örnek : This award means a lot to her.
Türkçe çevirisi : Bu ödül onun için çok şey demek. (Bu ödülün onun için anlamı büyük.)
İngilizce örnek : Those black clouds mean rain.
Türkçe çevirisi : Şu siyah bulutlar yağmur anlamına geliyor.
İngilizce örnek : I don't know what this word means.
Türkçe çevirisi : Bu sözcüğün ne demek olduğunu bilmiyorum.
2 demek istemek, kastetmek * eşanlamlı : indicate, imply
İngilizce örnek : I didn't mean it.
Türkçe çevirisi : Onu demek istemedim. (Onu kastetmedim.)
İngilizce örnek : What do you mean by that?
Türkçe çevirisi : Bununla neyi kastediyorsun?
3 niyet etmek * eşanlamlı : intend, aim, purpose, propose
İngilizce örnek : I didn't mean her any harm.
Türkçe çevirisi : Ona bir zarar vermek istemedim.
İngilizce örnek : I didn't mean to cause trouble.
Türkçe çevirisi : Soruna yol açmak istemedim.
İngilizce örnek : I have been meaning to do it for a long time.
Türkçe çevirisi : Bunu uzun zamandır yapmak istiyordum.
¤ adjective
1 pinti, cimri * eşanlamlı : miserly, stingy, tight, selfish, tight-fisted * karşıtanlamlı : generous
İngilizce örnek : He is very rich but, being very mean.
Türkçe çevirisi : O çok zengin, ama cimrilik ediyor.
2 adi, alçak * eşanlamlı : base, low, despicable, disgraceful, dishonourable, ignoble; unkind, cruel, nasty * karşıtanlamlı : honourable, gentle
3 ortalama * eşanlamlı : medium, average, middle
İngilizce örnek : The mean temperature is twenty five degrees.
Türkçe çevirisi : Ortalama sıcaklık, yirmi beş derece.
İngilizce örnek : What is the mean annual rainfall?
Türkçe çevirisi : Ortalama yıllık yağış nedir?
¤ noun
1 orta, ortalama * eşanlamlı : average, median, midpoint, middle
2 pl. servet, para
İngilizce örnek : He always lives beyond his means.
Türkçe çevirisi : Her zaman parasının ötesinde yaşıyor. (Her zaman kazandığından daha çok harcıyor.)
3 pl. araç, vasıta, yol, yöntem
İngilizce örnek : I want to take up karate as a means of self-defence.
Türkçe çevirisi : Bir kendini savunma yolu olarak karateye başlamak istiyorum.

MEAN = nasıl okunur, okunuşu /mi:n/ eylem [past tense : meant, past participle : meant, -ing : meaning]

MEAN = nasıl okunur, okunuşu /mi:n/ sıfat

1: 0 ms