• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

raise

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 2243

ana kullanım 1

01. kaldırmak 02. yukarı kaldırmak 03. yükseltmek 04. dikmek 05. inşa etmek 06. üretmek 07. beslemek 08. yetiştirmek 09. büyütmek 10. toplamak 11. bir araya getirmek 12. ortaya atmak 13. ileri sürmek 14. üzerinde konuşmak 15. artırmak 16. çoğaltmak 17. -e yol açmak 18. uyandırmak 19. son vermek 20. basmak 21. bir araya koymak 22. biriktirmek 23. çağırmak 24. doğrultmak 25. havaya kaldırmak 26. iblağ etmek 27. kabartmak 28. tahta çıkarmak 29. yetirmek 30. yol açmak 31. atmak 32. ayağa kaldırmak 33. çıkarmak 34. diriltmek 35. -e neden olmak 36. koparmak 37. kurmak 38. meydana çıkarmak 39. neden olmak 40. refetmek 41. ruh çağırmak 42. terfi ettirmek 43. -ya son vermek 44. zam yapmak

ana kullanım 2

01. ücret artışı 02. zam 03. artma 04. maaş zammı 05. şardo 06. zam miktarı 07. artırım 08. çıkıntı 09. kabartı 10. rampa 11. ücret zammı 12. yokuş 13. yükselme

arıcılık

01. koloniyi geliştirmek

bilişim

01. üretmek 02. yükselt

denizcilik

01. ufukta karayı görmek

havacılık

01. çekmek 02. kaldırmak

hukuk

01. arttırmak 02. tahsil etmek

iş dünyası

01. yükselmek 02. kalkmak 03. bakmak 04. yükseltme 05. kaldırma 06. artırma 07. artış

madencilik

01. aşağıdan yukarı doğru sürülmüş kuyu 02. ihraç etmek 03. kazı yapmak

mimarlık

01. toprak doldurmak

tekstil

01. şardonlamak 02. tüylendirmek

yerbilim

01. başaşağı 02. başyukarı

RAISE = [reyz] verb
1 kaldırmak, yükseltmek * eşanlamlı : lift, elevate, uplift, hoist; erect, put up; construct * karşıtanlamlı : lower
İngilizce örnek : Raise your hand if you have a question.
Türkçe çevirisi : Herhangi bir sorunuz olursa elinizi kaldırın.
İngilizce örnek : You should raise that portrait a few inches.
Türkçe çevirisi : O portreyi bir kaç inç yukarı kaldırsan iyi olur.
İngilizce örnek : He raised his glass to his lips and drank.
Türkçe çevirisi : Bardağını dudaklarına kaldırdı ve içti.
İngilizce örnek : He raised his hat when he saw me.
Türkçe çevirisi : Beni görünce şapkasını kaldırdı.
İngilizce örnek : He raised his head and looked at her.
Türkçe çevirisi : Başını kaldırdı ve ona baktı.
İngilizce örnek : He raised his umbrella to hail the taxi.
Türkçe çevirisi : Taksiyi çağırmak için şemsiyesini kaldırdı.
İngilizce örnek : He raised the ladder against the wall.
Türkçe çevirisi : Merdiveni duvara yasladı.
2 (çocuk) bakmak, büyütmek, yetiştirmek * eşanlamlı : bring up
İngilizce örnek : She's raised two children without her husband's support.
Türkçe çevirisi : Kocasının desteği olmadan iki çocuk büyüttü.
3 (hayvan) beslemek, üretmek, yetiştirmek * eşanlamlı : breed, cultivate, grow
4 artmak, yükselmek * eşanlamlı : intensify, amplify, magnify, enlarge; increase * karşıtanlamlı : lessen, decrease
İngilizce örnek : Prices will be raised by many shopkeepers.
Türkçe çevirisi : Fiyatlar birçok dükkân sahibi tarafından artırılacak.
İngilizce örnek : School fees will be raised from next semester.
Türkçe çevirisi : Gelecek sömestrden itibaren okul ücretleri artırılacak.
4 (para) toplamak
İngilizce örnek : Our community is raising money for the victims of the crash.
Türkçe çevirisi : Cemaatimiz kazazedeler için para topluyor.
İngilizce örnek : We raised a lot of money for charity.
Türkçe çevirisi : Hayır kurumu için çok para topladık.
¤ noun
AE. ücret artışı, zam
İngilizce örnek : We have had a small raise in salary.
Türkçe çevirisi : Maaşımıza küçük bir zam yapıldı.

1: 0 ms