• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

put

Türkçe - İngilizce

put

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 279

hukuk

PUT = [put] verb
put [put]
1 koymak, yerleştirmek * eşanlamlı : place, set, situate, locate, position, stand, fix * karşıtanlamlı : remove
İngilizce örnek : Don’t put the vase on the TV set.
Türkçe çevirisi : Vazoyu televizyonun üzerine koyma.
İngilizce örnek : I put your book on the shelf.
Türkçe çevirisi : Kitabını rafa koydum.
İngilizce örnek : He put her phone on the table.
Türkçe çevirisi : Telefonunu masanın üzerine koydu.
İngilizce örnek : He put his arm on my shoulder to comfort me.
Türkçe çevirisi : Beni yatıştırmak için kolunu omuzuma koydu.
İngilizce örnek : He put salt into his tea by mistake.
Türkçe çevirisi : Yanlışlıkla çayına tuz koydu.
İngilizce örnek : Put those plates in the kitchen cupboard.
Türkçe çevirisi : Şu tabakları mutfak dolabına koy.
İngilizce örnek : Where have you put my glasses?
Türkçe çevirisi : Gözlüğümü nereye koydun?
2 sokmak
İngilizce örnek : He put his hand into his pocket.
Türkçe çevirisi : Elini cebine soktu.
3 sormak
İngilizce örnek : May I put a question to you?
Türkçe çevirisi : Size bir soru sorabilir miym?
4 açıklamak, belirtmek, ifade etmek * eşanlamlı : express, state, declare, say
İngilizce örnek : I don't know how to put this, but I'm afraid you have lost.
Türkçe çevirisi : Bunu nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum ama maalesef kaybettiniz.
5 oya sunmak, önermek * eşanlamlı : put forward, propose, present, offer
* put across = ifade etmek, dile getirmek
İngilizce örnek : He succeeded in putting across his ideas.
Türkçe çevirisi : Fikirlerini dile getirmeyi başardı.
* put aside = biriktirmek
İngilizce örnek : He puts aside some money every month.
Türkçe çevirisi : Her ay biraz para biriktiriyor.
* put away = yerine koymak, kaldırmak * eşanlamlı : replace, put back, tidy up
İngilizce örnek : Put the cutlery away; don't leave them on the table.
Türkçe çevirisi : Çatal bıçakları yerine kaldır, onları masada bırakma.
İngilizce örnek : Please put away your toys when you finish playing with them.
Türkçe çevirisi : Onlarla oynamayı bitirince lütfen oyuncaklarını kaldır.
* put back = 1 geciktirmek
2 ertelemek
* put down = 1 yere koymak, indirmek
İngilizce örnek : Put that computer down; you might drop it.
Türkçe çevirisi : Şu bilgisayarı yere koy; onu düşürebilirsin.
İngilizce örnek : No sooner had I put the phone down than it rang again.
Türkçe çevirisi : Telefonu kapatır kapatmaz yeniden çaldı.
2 susturmak
3 yazmak * eşanlamlı : log, record, inscribe
* put forward = ileri sürmek
İngilizce örnek : They put forward a new project.
Türkçe çevirisi : Yeni bir proje ileri sürdüler.
İngilizce örnek : We put the argument forward.
Türkçe çevirisi : Fikri öne sürdük.
İngilizce örnek : None of the proposals put forward was adopted unanimously.
Türkçe çevirisi : İleri sürülen önerilerin hiçbiri oy birliğiyle kabul edilmedi.
* put in for = adaylığını koymak, başvurmak
İngilizce örnek : Diana has put in for a teaching job.
Türkçe çevirisi : Diana bir öğretmenlik işi için başvuruda bulundu.
* put off = ertelemek * eşanlamlı : postpone, defer, delay
İngilizce örnek : They have put off the match until next week.
Türkçe çevirisi : Maçı gelecek haftaya ertelediler.
2 şaşırtmak
İngilizce örnek : The crowd put the gymnast off, and he fell.
Türkçe çevirisi : Kalabalık cimnastikçiyi şaşırttı ve o düştü.
3 atlatmak, oyalamak
* put on = giymek, takmak * eşanlamlı : wear, dress, clothe
İngilizce örnek : She put on her new dress.
Türkçe çevirisi : Yeni elbisesini giydi.
İngilizce örnek : Put your coat on; it's cold outside.
Türkçe çevirisi : Ceketini giy, dışarıda hava soğuk.
İngilizce örnek : My father put his glasses on in order to read the newspaper.
Türkçe çevirisi : Babam gazeteyi okumak için gözlüğünü taktı.
İngilizce örnek : The man put his hat on when he left the house.
Türkçe çevirisi : Adam evden ayrılırken şapkasını taktı.
2 tavır takınmak * eşanlamlı : feign, fake, simulate, pretend
3 eklemek
2 sahneye koymak * eşanlamlı : stage, perform
İngilizce örnek : The children put on a superb concert at Christmas time.
Türkçe çevirisi : Çocuklar Noelde süper bir konser sahneye koydular.
* put out = söndürmek * eşanlamlı : extinguish, blow out
İngilizce örnek : After he finished reading, he put out the light.
Türkçe çevirisi : Okumayı bitirdikten sonra ışığı söndürdü.
İngilizce örnek : No smoking; please put your cigarettes out.
Türkçe çevirisi : Sigara içmek yasaktır, lütfen sigaralarınızı söndürünüz.
İngilizce örnek : People came running with buckets of water to put out the fire.
Türkçe çevirisi : İnsanlar, yangını söndürmek için ellerinde su kovalarıyla koşarak geldiler.
İngilizce örnek : When you go to bed, be sure to put your cigarette out before you put out the lights.
Türkçe çevirisi : Yatmaya gittiğin zaman, ışıkları söndürmeden önce sigarını söndürdüğünden emin ol.
2 üzmek
3 kızdırmak * eşanlamlı : annoy, irritate, vex, irk, disturb, confuse, bother
İngilizce örnek : She certainly put her parents out when she told them she didn't go to school.
Türkçe çevirisi : Anne babasına okula gitmediğini söylediği zaman onları kesinlikle kızdırdı.
2 çıkarmak
3 şaşırtmak
* put through = 1 başarmak, gerçekleştirmek
2 (telefon) bağlamak
İngilizce örnek : Do you want to speak to director? I'll put you through to his office.
Türkçe çevirisi : Müdürle konuşmak istiyor musun? Seni onun bürosuna bağlayacağım.
* put up = 1 inşa etmek, kurmak * eşanlamlı : erect, built, construct * karşıtanlamlı : demolish
İngilizce örnek : Can you put up the tent?
Türkçe çevirisi : Çadırı kurabilir misin?
İngilizce örnek : I want to go camping but I don’t know how to put up a tent.
Türkçe çevirisi : Kamp yapmak istiyorum ama nasıl çadır kurulacağını bilmiyorum.
İngilizce örnek : They are going to put up a ten-storey building opposite my house.
Türkçe çevirisi : Evimin karşısına on katlı bir bina yapacaklar.
2 misafir etmek, ağırlamak * eşanlamlı : accommodate, house, lodge
İngilizce örnek : We can put you up for a few days.
Türkçe çevirisi : Seni birkaç gün misafir edebiliriz.
İngilizce örnek : We can put you up for the night.
Türkçe çevirisi : Seni bu gece misafir edebiliriz.
İngilizce örnek : I can put you up for the night if the hotels are full.
Türkçe çevirisi : Oteller dolu ise seni bu gece misafir edebilirim.
3 (fiyat, vb) arttırmak
İngilizce örnek : They've put up the price of bread again.
Türkçe çevirisi : Ekmeğin fiyatını yine artırdılar.
4 (ilan, vb) asmak
* put up with = tahammül etmek, katlanmak * eşanlamlı : tolerate, suffer, bear, endure, stand
İngilizce örnek : How do you put up with all that noise?
Türkçe çevirisi : Bütün o gürültüye nasıl tahammül edebiliyorsun?
İngilizce örnek : I can't put up with the noise any more.
Türkçe çevirisi : Gürültüye daha fazla tahammül edemiyorum.
İngilizce örnek : She cannot put up with her husband's bad behavior any more.
Türkçe çevirisi : Kocasının kötü davranışlarına daha fazla tahammül edemiyor.

PUT = put nedir; put ne demek; put Türkçesi; put nasıl okunur, okunuşu /put/ eylem [past tense : put, past participle : put, -ing : putting]

1: 0 ms