• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

catch

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 3166

demiryolu

güvenlik

havacılık

mekanik

turizm

CATCH = [keç] verb
caught [ko: t]
1 tutmak, yakalamak * eşanlamlı : grasp, seize, capture, grab, take, trap, entrap, snare * karşıtanlamlı : release, free
İngilizce örnek : We caught a big fish.
Türkçe çevirisi : Büyük bir balık yakaladık.
İngilizce örnek : Did the police manage to catch the robber?
Türkçe çevirisi : Polis soyguncuyu yakalamayı başardı mı?
İngilizce örnek : The goalie caught the ball with one hand.
Türkçe çevirisi : Kaleci topu tek eliyle yakaladı.
2 yetişmek, yakalamak * eşanlamlı : reach, overtake
İngilizce örnek : If we leave now, we'll catch the bus.
Türkçe çevirisi : Şimdi gidersek otobüsü yakalarız.
İngilizce örnek : If I had caught the plane I would be in Egypt now.
Türkçe çevirisi : Uçağı yakalamış olsaydım, şimdi Mısır’da olacaktım.
3 anlamak * eşanlamlı : discover, find out, perceive, understand
İngilizce örnek : He didn't speak clearly, and I didn't catch what he said.
Türkçe çevirisi : Net bir şekilde konuşmadı, ve ne dediğini anlayamadım.
4 sıkıştırmak
5 yakalanmak, olmak * eşanlamlı : have
İngilizce örnek : Hundreds of people caught flu last winter.
Türkçe çevirisi : Geçen kış yüzlerce insan gribe yakalandı.
İngilizce örnek : Hundreds of people caught the disease.
Türkçe çevirisi : Yüzlerce insan (bu) hastalığa yakalandı.
¤ noun
1 yakalama, tutma * eşanlamlı : clasp, capture, seizure
2 tutulan şey, av
3 bityeniği
* catch on = 1 sevilmek
İngilizce örnek : This new hair style is beginning to catch on.
Türkçe çevirisi : Bu yeni saç stili tutulmaya başlıyor.
2 anlamak
İngilizce örnek : Did you catch on to his joke?
Türkçe çevirisi : Onun fıkrasını anladın mı?
* catch up (with) = aynı düzeye gelmek, yetişmek, yakalamak
İngilizce örnek : If you hurry, you'll soon catch them up.
Türkçe çevirisi : Acele edersen çok geçmeden onlara yetişirsin.
İngilizce örnek : The teacher has just left; if you hurry, you can catch up.
Türkçe çevirisi : Öğretmen az önce gitti; acele edersen yetişirsin.
İngilizce örnek : He set off on foot before me, but I caught up with him on my bicycle.
Türkçe çevirisi : Benden önce yola koyuldu, ama onu bisikletimle yakaladım.
İngilizce örnek : We still have time to catch up with our competitors.
Türkçe çevirisi : Rakiplerimizi yakalamak için hâlâ şansımız var.

1: 0 ms