• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

catch

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 3166

ana kullanım 1

01. tutmak 02. avlamak 03. ansızın bulmak 04. birdenbire fark etmek 05. görmek 06. takılmak 07. yetişmek 08. yakalamak 09. binmek 10. kapmak 11. almak 12. çarpmak 13. vurmak 14. bir an gözüne çarpmak 15. bir an için duymak 16. yanmaya başlamak 17. alev almak 18. tutuşmak 19. çalışmak 20. işlemek 21. çalışmaya başlamak 22. duymak 23. anlamak 24. kavramak 25. arkasından yetişmek 26. asılı kalmak 27. büyülemek 28. çarptırılmak 29. çıkarmak 30. dövmek 31. edinmek 32. ele geçmek 33. eline geçmek 34. göz almak 35. isabet ettirmek 36. işitmek 37. karşılamak 38. muhatap olmak 39. olmak 40. sirayet etmek 41. suçüstü yakalamak 42. takılıp kalmak 43. uğramak 44. ulaşmak 45. yakalanmak 46. yayılmak 47. baskın yapmak 48. basmak 49. bulaşmak 50. çekmek 51. cezbetmek 52. enselemek 53. gafil avlamak 54. geçmek 55. ilişmek 56. maruz kalmak 57. ökselemek 58. piyastos etmek 59. sıkışmak 60. sıkıştırmak 61. soğuk almak 62. tokat atmak 63. tutunmak

ana kullanım 2

01. topu tutma 02. yakalama 03. tutma 04. tutulan 05. yakalanan şeyin miktarı 06. bityeniği 07. kilit dili 08. aldatmaca 09. basit bir top oyunu 10. çengel 11. devvar köprü dişleri 12. fayda 13. kâr 14. kazanç 15. kol 16. mandal karşılığı 17. parola 18. slogan 19. sürpriz 20. top tutma 21. topu yakalayan 22. tutulan balık miktarı 23. yakalanan av miktarı 24. evlenmek için iyi bir kısmet 25. hile 26. kanca 27. mandal 28. oyun 29. tuzak 30. voli 31. yakalanan şey

demiryolu

01. mandal

güvenlik

01. süngü

havacılık

01. yetiştirmek

inşaat

01. kapı tutucusu 02. tutucu 03. dil

iş dünyası

01. ele geçirmek 02. yetişmek 03. fark etmek 04. gözüne çarpmak 05. yakalanmak 06. av 07. parça 08. bölüm

madencilik

01. mandal 02. mandal kilidi 03. sondaj deliği içinde takılıp kalan herhangi bir şeyi çıkarmaya yarayan çengel 04. turnike sürgü

mekanik

01. tırnak

mimarlık

01. köprülü sürgü

müzik

01. ingilizlere özgü güldürücü sözlü bir rond 02. rondo

oto

01. dil 02. kilit mandalı 03. tespit mandalı

silah

01. mandal

tarım

01. ağla balık avlama

teknik

01. yay 02. dönmek 03. ilk hareketi almak 04. kapanmak 05. sürgü 06. tespit mandalı

tekstil

01. mandal 02. tutucu

turizm

01. binmek

CATCH = [keç] verb
caught [ko: t]
1 tutmak, yakalamak * eşanlamlı : grasp, seize, capture, grab, take, trap, entrap, snare * karşıtanlamlı : release, free
İngilizce örnek : We caught a big fish.
Türkçe çevirisi : Büyük bir balık yakaladık.
İngilizce örnek : Did the police manage to catch the robber?
Türkçe çevirisi : Polis soyguncuyu yakalamayı başardı mı?
İngilizce örnek : The goalie caught the ball with one hand.
Türkçe çevirisi : Kaleci topu tek eliyle yakaladı.
2 yetişmek, yakalamak * eşanlamlı : reach, overtake
İngilizce örnek : If we leave now, we'll catch the bus.
Türkçe çevirisi : Şimdi gidersek otobüsü yakalarız.
İngilizce örnek : If I had caught the plane I would be in Egypt now.
Türkçe çevirisi : Uçağı yakalamış olsaydım, şimdi Mısır’da olacaktım.
3 anlamak * eşanlamlı : discover, find out, perceive, understand
İngilizce örnek : He didn't speak clearly, and I didn't catch what he said.
Türkçe çevirisi : Net bir şekilde konuşmadı, ve ne dediğini anlayamadım.
4 sıkıştırmak
5 yakalanmak, olmak * eşanlamlı : have
İngilizce örnek : Hundreds of people caught flu last winter.
Türkçe çevirisi : Geçen kış yüzlerce insan gribe yakalandı.
İngilizce örnek : Hundreds of people caught the disease.
Türkçe çevirisi : Yüzlerce insan (bu) hastalığa yakalandı.
¤ noun
1 yakalama, tutma * eşanlamlı : clasp, capture, seizure
2 tutulan şey, av
3 bityeniği
* catch on = 1 sevilmek
İngilizce örnek : This new hair style is beginning to catch on.
Türkçe çevirisi : Bu yeni saç stili tutulmaya başlıyor.
2 anlamak
İngilizce örnek : Did you catch on to his joke?
Türkçe çevirisi : Onun fıkrasını anladın mı?
* catch up (with) = aynı düzeye gelmek, yetişmek, yakalamak
İngilizce örnek : If you hurry, you'll soon catch them up.
Türkçe çevirisi : Acele edersen çok geçmeden onlara yetişirsin.
İngilizce örnek : The teacher has just left; if you hurry, you can catch up.
Türkçe çevirisi : Öğretmen az önce gitti; acele edersen yetişirsin.
İngilizce örnek : He set off on foot before me, but I caught up with him on my bicycle.
Türkçe çevirisi : Benden önce yola koyuldu, ama onu bisikletimle yakaladım.
İngilizce örnek : We still have time to catch up with our competitors.
Türkçe çevirisi : Rakiplerimizi yakalamak için hâlâ şansımız var.

1: 0 ms