• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

strike

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 2457

ana kullanım 1

sinema

STRIKE = [strayk] verb
struck [strak]
1 vurmak, çarpmak * eşanlamlı : beat, hit, slap, smack, collide, crash, bump
İngilizce örnek : The van struck a lamppost.
Türkçe çevirisi : Minibüs bir lamba direğine çarptı.
İngilizce örnek : Before the hurricane struck, many people were evacuated to higher ground.
Türkçe çevirisi : Kasırga vurmadan önce birçok insan daha yüksek yerlere tahliye edildi.
İngilizce örnek : The tree was struck by lightning.
Türkçe çevirisi : Ağaca yıldırım düştü.
3 aklına gelivermek
İngilizce örnek : It suddenly struck me that I could go and stay with him for the weekend.
Türkçe çevirisi : Birden aklıma gidip hafta sonunda onunla kalabileceğim geldi.
4 (altın, petrol, vb.) bulmak
5 (para, vb) basmak
6 (kibrit) çakmak
7 (saat, zil, vb.) çalmak, vurmak
İngilizce örnek : The clock struck five.
Türkçe çevirisi : Saat beşi vurdu.
İngilizce örnek : When the clock struck twelve, we went to bed.
Türkçe çevirisi : Saat on ikiyi vurunca yatmaya gittik.
8 grev yapmak
İngilizce örnek : The union will decide today on whether to strike.
Türkçe çevirisi : Sendika bugün greve gidip gitmemek gerektiğine karar verecek.
9 gözüne çarpmak
İngilizce örnek : Tell me what first struck you about the mobile phone as soon as you saw it.
Türkçe çevirisi : Görür görmez cep telefonunda neyin gözüne çarptığını bana söyle.
¤ noun
1 grev * eşanlamlı : walkout
İngilizce örnek : I couldn’t go there because of the train strike.
Türkçe çevirisi : Tren grevi yüzünden oraya gidemidim.
İngilizce örnek : During the bus strike, we went to work on foot.
Türkçe çevirisi : Otobüs grevi sırasında işe yayan gittik.
2 ask. saldırı, hava akını
* be on strike = grevde olmak
İngilizce örnek : These workers have been on strike for two weeks now.
Türkçe çevirisi : Bu işçiler iki haftadır grevde.
İngilizce örnek : The dock workers are on strike.
Türkçe çevirisi : Dok işçileri grevde.
* go on strike = grev yapmak
İngilizce örnek : The factory closed when the workers went on strike.
Türkçe çevirisi : İşçiler greve gidince fabrika kapandı.
İngilizce örnek : The workers went on strike because they thought their wages were too low.
Türkçe çevirisi : İşçiler greve gitti çünkü ücretlerinin çok düşük olduğunu düşündüler.
* strike off = listeden çıkartmak, silmek
* strike (up)on = buluvermek, bulmak
* strike out = -den çıkarmak, silmek
* strike up = 1 çalmaya başlamak
2 (dostluk) kurmak
İngilizce örnek : He struck up a friendship with a very pretty girl at the party last week.
Türkçe çevirisi : Geçen hafta partide çok güzel bir kızla dostluk kurdu (tanıştı).

1: 0 ms