• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

strike

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 2457

ana kullanım 1

01. vurmak 02. çarpmak 03. çakmak 04. yakmak 05. yanmak 06. rastlamak 07. basmak 08. grev yapmak 09. etkilemek 10. aklına gelivermek 11. bulmak 12. salmak 13. saçmak 14. doldurmak 15. indirmek 16. acı vermek 17. almak 18. aniden bastırmak 19. aşk etmek 20. batırmak 21. bindirmek 22. birden aklına gelmek 23. çakıp yakmak 24. çalınmak 25. çalmak 26. çıkmak 27. çizip silmek 28. darp etmek 29. delip geçmek 30. delmek 31. dikkatini çekmek 32. dikkatini celbetmek 33. düşmek 34. etmek 35. gelmek 36. gözüne çarpmak 37. gözüne girmek 38. harap etmek 39. içine işlemek 40. inmek 41. ısırmak 42. izlenim bırakmak 43. kaldırmak 44. kararlaştırmak 45. karaya oturmak 46. keşfetmek 47. kesmek 48. kırıp geçirmek 49. kulağına çarpmak 50. nüfuz etmek 51. parlamak 52. saldırıya geçmek 53. şiddetle kapanmak 54. şiddetle vurmak 55. sıkışmak 56. sokmak 57. takip etmek 58. tutmak 59. tutuşturmak 60. urmak 61. yiyesi gelmemek 62. yol tutmak 63. zihninde yer etmek 64. akdetmek 65. bastırmak 66. birden aklına gelivermek 67. çatmak 68. çıkarmak 69. çırpmak 70. dövmek 71. -e çarpmak 72. etki bırakmak 73. gelip çatmak 74. gibi gelmek 75. gitmek 76. gözüne ilişmek 77. hesap bakiyesini tespit etmek 78. hücum etmek 79. ilerlemek 80. isabet etmek 81. işi bırakmak 82. işlemek 83. izlenimi bırakmak 84. kök salmak 85. oltaya vurmak 86. sürmek 87. takınmak 88. yapmak 89. yer etmek 90. yolunu tutmak 91. zarp etmek

ana kullanım 2

01. vurma 02. vuruş 03. çarpma 04. işbırakımı 05. grev 06. pişirme 07. bırakım 08. bulma 09. keşif 10. maden bulma 11. nükleer saldırı 12. petrol bulma 13. beklenmedik başarı 14. çalma 15. hava saldırısı 16. iş bırakımı 17. müthiş vurgun 18. petrol vs bulma 19. uygulama fiyatı 20. vurgun

askeri

01. hava hücumu 02. hava saldırısı 03. hücum saldırısı 04. saldırı uçuşu yapmak

balıkbilim

01. tutmak 02. yakalamak 03. zıpkınla vurmak 04. zıpkınlamak

baskı

01. matris

denizcilik

01. iskandil etmek 02. bindirmek

ekonomi

01. iş bırakımı

hukuk

01. grev yapma 02. kıtal

inşaat

01. bozmak 02. dövmek 03. sıyırma 04. sökmek

madencilik

01. damar istikameti 02. orta

metalbilim

01. elektrikli kaplanmış ince katman

mimarlık

01. demir dövmek 02. kilit karşılığı 03. tokmaklamak

muhasebe

01. tespit etmek

müzik

01. çıkarmak

oto

01. tutucu

sinema

01. sök

şeker

01. pişirim

teknik

01. darbe 02. düzeltmek 03. tesviye etmek 04. serpme 05. silme 06. vuruntu

tekstil

01. çektirme

turizm

01. greve gitmek 02. saldırı 03. saldırmak

yerbilim

01. doğrultu 02. tabaka yönü

STRIKE = [strayk] verb
struck [strak]
1 vurmak, çarpmak * eşanlamlı : beat, hit, slap, smack, collide, crash, bump
İngilizce örnek : The van struck a lamppost.
Türkçe çevirisi : Minibüs bir lamba direğine çarptı.
İngilizce örnek : Before the hurricane struck, many people were evacuated to higher ground.
Türkçe çevirisi : Kasırga vurmadan önce birçok insan daha yüksek yerlere tahliye edildi.
İngilizce örnek : The tree was struck by lightning.
Türkçe çevirisi : Ağaca yıldırım düştü.
3 aklına gelivermek
İngilizce örnek : It suddenly struck me that I could go and stay with him for the weekend.
Türkçe çevirisi : Birden aklıma gidip hafta sonunda onunla kalabileceğim geldi.
4 (altın, petrol, vb.) bulmak
5 (para, vb) basmak
6 (kibrit) çakmak
7 (saat, zil, vb.) çalmak, vurmak
İngilizce örnek : The clock struck five.
Türkçe çevirisi : Saat beşi vurdu.
İngilizce örnek : When the clock struck twelve, we went to bed.
Türkçe çevirisi : Saat on ikiyi vurunca yatmaya gittik.
8 grev yapmak
İngilizce örnek : The union will decide today on whether to strike.
Türkçe çevirisi : Sendika bugün greve gidip gitmemek gerektiğine karar verecek.
9 gözüne çarpmak
İngilizce örnek : Tell me what first struck you about the mobile phone as soon as you saw it.
Türkçe çevirisi : Görür görmez cep telefonunda neyin gözüne çarptığını bana söyle.
¤ noun
1 grev * eşanlamlı : walkout
İngilizce örnek : I couldn’t go there because of the train strike.
Türkçe çevirisi : Tren grevi yüzünden oraya gidemidim.
İngilizce örnek : During the bus strike, we went to work on foot.
Türkçe çevirisi : Otobüs grevi sırasında işe yayan gittik.
2 ask. saldırı, hava akını
* be on strike = grevde olmak
İngilizce örnek : These workers have been on strike for two weeks now.
Türkçe çevirisi : Bu işçiler iki haftadır grevde.
İngilizce örnek : The dock workers are on strike.
Türkçe çevirisi : Dok işçileri grevde.
* go on strike = grev yapmak
İngilizce örnek : The factory closed when the workers went on strike.
Türkçe çevirisi : İşçiler greve gidince fabrika kapandı.
İngilizce örnek : The workers went on strike because they thought their wages were too low.
Türkçe çevirisi : İşçiler greve gitti çünkü ücretlerinin çok düşük olduğunu düşündüler.
* strike off = listeden çıkartmak, silmek
* strike (up)on = buluvermek, bulmak
* strike out = -den çıkarmak, silmek
* strike up = 1 çalmaya başlamak
2 (dostluk) kurmak
İngilizce örnek : He struck up a friendship with a very pretty girl at the party last week.
Türkçe çevirisi : Geçen hafta partide çok güzel bir kızla dostluk kurdu (tanıştı).

1: 0 ms