• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

parlamak

Türkçe - İngilizce

fiil / verb

PARLAMAK = (parlamak nedir; parlamak ne demek; parlamak İngilizcesi) 1. Güçlü bir ışık çıkarmak, ışık saçmak: «O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak / O benimdir, o benim milletimindir ancak» -M. A. Ersoy. 2. Bir ışık kaynağından gelen ışınları yansıtmak: Ayna parlıyor. 3. Tutuşup alev çıkarmak: «Pof diye gaz parladı ve zaten seyrek olan kirpiklerimi ütüledi.» -B. Felek. 4. mec. Mevkisi yükselmek: «Nüfuzlu akrabalarının yardımı sayesinde bir iki senede parlamış, büyük bir hariciye memuru olmuş.» -R. N. Güntekin. 5. mec. Ün, san kazanmak, herkesçe tanınmak: «Kendini nasıl müdafaa edebilip yâr ve ağyar nazarında parlayacak.» -N. Hikmet. 6. mec. Birdenbire öfkelenmek: «En büyük zaafı da kendisine çıkar sağlayacak insanlara karşı bile yoktan yere parlayıverişleri idi.» -T. Buğra. 7. mec. Ortaya çıkmak: «Feride'nin yüzünde bir çocuk sevinci parladı.» -R. N. Güntekin.

PARLAMAK = (parlamak nedir; parlamak ne demek; parlamak İngilizcesi) İyi karşılamak, konukseverlik göstermek.

PARLAMAK = (parlamak nedir; parlamak ne demek; parlamak İngilizcesi) Odunu yarmak, parçalamak.

PARLAMAK = (parlamak nedir; parlamak ne demek; parlamak İngilizcesi) Parçalamak.

PARLAMAK = (parlamak nedir; parlamak ne demek; parlamak İngilizcesi) Uçmak : Sazların arkasından bir keklik havaya doğru parladı.

1: 0 ms