• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

stop

Türkçe - İngilizce

sıklık sırası: 21642

stop

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 1254

ana kullanım 1

01. durmak 02. duraklamak 03. mola vermek 04. durdurmak 05. önlemek 06. engellemek 07. mâni olmak 08. alıkoymak 09. kesilmek 10. bitmek 11. kalmak 12. tıkamak 13. akışını durdurmak 14. ardını kesmek 15. bırakmak 16. bitirmek 17. bloke etmek 18. çalışmaktan alıkoymak 19. çevirmek 20. devre dışı bırakmak 21. dindirmek 22. dinmek 23. doldurmak 24. eğlemek 25. engel olmak 26. geçmek 27. gidermek 28. hareket etmemek 29. istop etmek 30. kapanmak 31. kesmek 32. kısa bir süre kalmak 33. menetmek 34. misafir kalmak 35. oturmak 36. sona erdirmek 37. stop etmek 38. stop ettirmek 39. tatil etmek 40. tükenmek 41. tutmak 42. yaptırmamak 43. yenmek 44. abosa etmek 45. abuse etmek 46. ara vermek 47. devam etmemek 48. dolgu yapmak 49. inkıtaa uğramak 50. kapamak 51. noktalamak 52. savmak 53. son vermek 54. tevakkuf etmek 55. tevkif etmek 56. uğramak 57. yolunu kesmek

ana kullanım 2

01. durdurma 02. durma 03. duruş 04. ara 05. mola 06. durak 07. engel 08. mâni 09. nokta 10. flavta anahtarı 11. flüt deliği 12. gemi limanı 13. gırtlak vuruşu 14. hop hop 15. istop 16. mercek perdesi 17. oha 18. org düğmesi 19. otobüs durağı 20. tren istasyonu 21. vakfe 22. duraksama 23. istasyon 24. mola yeri 25. noktalama işareti 26. stop etme 27. ünsüz ses

argo

01. abuse etmek 02. resto

askeri

01. tahdit çenesi

basın

01. kapanma

basketbol

01. topla durma

bilişim

01. bitiş 02. dur 03. durdur 04. durdurur 05. son

boks

01. etkisiz hale getirmek 02. savuşturmak 03. rakibi nakavt etmek

demiryolu

01. stop etme 02. karşılık 03. oturma parçası 04. tampon

dilbilgisi

01. hemze 02. kapantı

dilbilim

01. gırtlak vuruşu 02. kapantı 03. kapantılı 04. noktalamak 05. sessiz 06. ünsüz 07. patlamalı 08. patlamalı oluş 09. patlayıcı ünsüz

fotoğraf

01. açıklık 02. aralık

havacılık

01. arada iniş yapmak

ifade

01. dur

iletişim

01. stop

inşaat

01. son 02. stop 03. çek

iş dünyası

01. istop ettirmek 02. duraklama 03. kapantılı ünsüz 04. patlamalı ünsüz

judo

01. bırak 02. mate

judo-karate

01. dur

medya

01. bitme

mimarlık

01. geçirimsiz hale getirmek 02. kalafatlamak 03. tren istasyonu

optik

01. açıklık 02. stop

ormancılık

01. tırnak

oto

01. durdurma elemanı

sesbilim

01. süreksiz ünsüz

sinema

01. f sayısı 02. ışık düzengeci 03. kes 04. resim durdurma

spor

01. ayrıl komutu 02. bırak

şeker

01. işletme tevakkufu

teknik

01. takoz 02. çarpma 03. vurma 04. dur 05. durdurucu 06. kapatmak 07. kesinti 08. sekte 09. tıkaç 10. tıpa

tekstil

01. ara verme 02. kapatmak

ticaret

01. kesilme 02. ödememe 03. ödememek 04. sekte

trafik

01. dur

turizm

01. istasyon 02. uğrak

STOP = [stop] verb
1 durmak * eşanlamlı : halt, pause, stay
İngilizce örnek : Don't stop; go on.
Türkçe çevirisi : Durma, devam et.
İngilizce örnek : The bus stops here.
Türkçe çevirisi : Otobüs burada durur.
İngilizce örnek : I have to stop for petrol at the next station.
Türkçe çevirisi : Bir sonraki benzin istasyonunda benzin için durmam gerek.
2 (stop to do sth) bir şey yapmak için ara vermek, durmak
İngilizce örnek : After I'd been working for five hours, I stopped to eat lunch.
Türkçe çevirisi : Beş saat çalıştıktan sonra öğle yemeği yemek için (işe) ara verdim.
İngilizce örnek : He stopped to check the oil level in the engine.
Türkçe çevirisi : Motorun yağ seviyesini kontrol etmek için durdu.
İngilizce örnek : He stopped to make a cup of coffee.
Türkçe çevirisi : Bir fincan kahve yapmak için elindeki işini bıraktı.
İngilizce örnek : Why don't we stop to eat at that restaurant?
Türkçe çevirisi : O restoranda yemek yemek için duralım.
İngilizce örnek : On my way to work I stopped talk to an old schoolmate.
Türkçe çevirisi : İşe giderken eski bir okul arkadaşıyla konuşmak için durdum.
İngilizce örnek : Would you like to stop to have dinner? I'm getting hungry.
Türkçe çevirisi : Akşam yemeği yemek için ara vermek ister misin? Acıkıyorum. (Acıkmaya başladım.)
3 (stop doing sth) bir şeyi yapmayı bırakmak, artık yapmamak
İngilizce örnek : Stop arguing and listened to me.
Türkçe çevirisi : Tartışmayı bırak da beni dinle.
İngilizce örnek : Why don't we stop eating at that restaurant?
Türkçe çevirisi : O restoranda yemek yemekten neden vazgeçmiyoruz? (Artık o restoranda yemek yemeyelim.)
İngilizce örnek : Why don't we stop drinking too much coffee? It isn't good for our health.
Türkçe çevirisi : Neden çok kahve içmeyi bırakmıyoruz? Sağlık için iyi değil.
İngilizce örnek : Stop tapping your pen on the table.
Türkçe çevirisi : Kalemini masaya vurmayı bırak.
İngilizce örnek : Stop telling me that you cannot do it and get moving!
Türkçe çevirisi : Bana onu yapamayacağını söylemeyi bırak da elini çabuk tut!
İngilizce örnek : He stopped driving the car to look at the map.
Türkçe çevirisi : Haritayı bakmak için araba sürmeyi bıraktı.
İngilizce örnek : I have always asked him to stop smoking.
Türkçe çevirisi : Ona her zaman sigara içmeyi bırakmasını söyledim.
4 durdurmak, kesmek * eşanlamlı : end, finish, quit, discontinue, conclude, cease
İngilizce örnek : The policeman stopped the car.
Türkçe çevirisi : Polis arabayı durdurdu.
İngilizce örnek : Stop the machine.
Türkçe çevirisi : Makineyi durdur.
İngilizce örnek : The referee should have stopped the fight.
Türkçe çevirisi : Hakemin kavgayı durdurması gerekirdi.
5 önlemek, engellemek * eşanlamlı : restrain, repress, suppress, hinder, impede, prevent, obstruct
6 tıkamak * eşanlamlı : block, plug
¤ noun
1 durma, durdurma; durak * eşanlamlı : end, halt, pause, interruption, cessation, end, finish, conclusion, termination * karşıtanlamlı : continuation
İngilizce örnek : I will get off at the next stop.
Türkçe çevirisi : Bir sonraki durakta ineceğim.
İngilizce örnek : We will get off the train at the next stop.
Türkçe çevirisi : Trenden bir sonraki durakta ineceğiz.
İngilizce örnek : The tour guide told us our stop in this small town is only for fifteen minutes.
Türkçe çevirisi : Tur rehberi, bu küçük kasabadaki duruşumuzun (molamızın) sadece on beş dakika olduğunu söyledi.
2 nokta
3 engel * eşanlamlı : impediment, block, obstacle, hindrance; plug, stopper
* put a stop to sth = önünü almak, son vermek
İngilizce örnek : We must put a stop to all that nonsense.
Türkçe çevirisi : Bütün bu saçmalığa bir son vermeliyiz.
* stop by = uğramak, ziyaret etmek
* stop light = 1 stop lambası
2 (trafik ışığı) kırmızı ışık
* stop off = kon. (yolculukta) durmak, mola vermek

STOP = Opioit antagonisti bir madde. [veterinerlik > ne, nedir, ne demek]

1: 0 ms