• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

oturmak

Türkçe - İngilizce

denizcilik

OTURMAK = (oturmak nedir; oturmak ne demek; oturmak İngilizcesi) Vergileme açısından önemli olan; bir kişinin bir ülkede ya da bir yerde sürekli kalması ve işlerini oradan yönetmesi durumudur.

OTURMAK = (oturmak nedir; oturmak ne demek; oturmak İngilizcesi) 1. bk. otumak. 2. Hükümran olmak, hükümdar olmak// rahat oturmak: meşakkatten uzak olmak.

OTURMAK = (oturmak nedir; oturmak ne demek; oturmak İngilizcesi) 1. Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek: «Bir sandalyenin üzerinde oturmuş, önüne bakıyordu.» -S. F. Abasıyanık. 2. (nsz) Bu biçimde yerleştiği yerde kalmak: «Bakın, hikâye zordur, acımasız ve hoşgörüsüzdür. Oturursunuz ve başından kalkamazsınız.» -T. Dursun K. 3. (-i) Uygun gelmek, ölçüleri tam olmak: «Ütüsüz ve beli oturmamış pantolonunu çekti.» -T. Buğra. 4. (-de) Bir yerde sürekli olarak kalmak, ikamet etmek: «Aynı semtte oturdukları için komşu da sayılırlar.» -B. Felek. 5. (nsz) Hiçbir iş yapmadan boş vakit geçirmek, boş durmak: Böyle oturacağınıza çalışsanız olmaz mı? 6. (nsz) Toprak veya yapı çökmek, aşağı inmek: Temelin bu tarafı on santim oturmuş. 7. (-le) Biriyle beraber yaşamak: «O günden beri, enişte beyle oturuyorum.» -S. M. Alus. 8. Bir işi yapmakta olmak, bir işe başlamak üzere olmak: «Bu saat, kendimi bildim bileli sofraya oturma saatimizdir.» -Y. Z. Ortaç. 9. Yer almak, geçmek: Valilik makamına oturdu. 10. (nsz) Benimsenmek, yerleşmek, kökleşmek: Gelenekler gün geçtikçe iyice oturdu. 11. Belli bir yörüngede dönmeye başlamak: Uydu yörüngeye oturdu. 12. Sıvı tortuları dibe çökmek, dipte toplanmak. 13. (nsz) Herhangi bir durumda belli bir süre kalmak: «Arif gibi bir adamla çene yarışına girmek istememekle beraber susup oturamazdı.» -M. Ş. Esendal. 14. hlk. Mal olmak: Bu bize pahalıya oturdu.

OTURMAK = (oturmak nedir; oturmak ne demek; oturmak İngilizcesi) Sakinleşmek, sükûnet bulmak.

oturmak = ikamet etmek [öz Türkçe - eski terim]

1: 0 ms