• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

park

Türkçe - İngilizce

sıklık sırası: 1177

ad / noun 3 – traffic

ad / noun 4 – building

PARK = (park nedir; park ne demek; park İngilizcesi) 1. Bir yerleşme merkezinde halkın gezip hava alması için düzenlenmiş ağaçlı ve çiçekli büyük bahçe: «Park ismi de güzel ya, millet bahçesi uzunca ama daha güzel.» - S. F. Abasıyanık. 2. Otopark. 3. Trafik zorunlulukları dışında durma biçimi. 4. Cephane, makine veya otomobillerin bulunduğu yer.

park

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 1639

PARK = [pa: k] noun
park, yeşil alan * eşanlamlı : green, land
İngilizce örnek : Shall we have a walk in the park?
Türkçe çevirisi : Parkta yürüyüş yapalım mı?
İngilizce örnek : I jog in the park every morning.
Türkçe çevirisi : Her sabah parkta joging yaparım.
İngilizce örnek : She walks her dog in the park every evening.
Türkçe çevirisi : Her akşam köpeğini parkta gezdirir.
İngilizce örnek : We sat down on one of the park benches.
Türkçe çevirisi : Park oturma sıralarından birine oturduk.
¤ verb
1 park etmek
İngilizce örnek : He parked his car in the car park.
Türkçe çevirisi : Arabasını otaparka park etti.
İngilizce örnek : I parked my car beside a lorry.
Türkçe çevirisi : Arabamı bir kamyonun yanına park ettim.
İngilizce örnek : He was always parking his car outside my house.
Türkçe çevirisi : Arabasını her zaman evimin dışına park ediyordu.
2 kon. koymak, bırakmak * eşanlamlı : put, leave, place

1: 0 ms