• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

live

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 632

ana kullanım 1

01. yaşamak 02. oturmak 03. gereksinimlerini karşılamak 04. geçinmek 05. canlı olmak 06. eğlenmek 07. hayat geçirmek 08. hayatta olmak 09. ölmemek 10. ömür geçirmek 11. oturulmak 12. sağ kalmak 13. sürdürmek 14. yaşamını sürdürmek 15. yaşanılmak 16. yaşanmak 17. barınmak 18. geçirmek 19. hayatta kalmak 20. ikamet etmek 21. nefes almak 22. ömür sürmek 23. sağ olmak 24. sürmek

ana kullanım 2

01. diri 02. canlı 03. elektrikle yüklü 04. cereyanlı 05. akımlı 06. sönmemiş 07. yanan 08. akım taşıyan 09. elektrikli 10. gerilim altında 11. hayat dolu 12. işletici 13. naklen 14. patlamamış 15. zinde 16. aktüel 17. elektriğe bağlı 18. elektrik yüklü 19. enerjik 20. faal 21. girişken 22. güncel 23. hareketli 24. herkesi ilgilendiren 25. kullanılmamış 26. parlak 27. yakılmamış 28. yanmamış 29. yaşayan

askeri

01. patlamamış 02. ceryanlı 03. hakiki

baskı

01. yazılmaya ya da basılmaya hazır

elektrik

01. elektriğe bağlı 02. elektrikli 03. enerjili

havacılık

01. akım geçen

inşaat

01. yankımalı mahal

teknik

01. üzerinde gerilim olan 02. akım taşıyıcı 03. aktif 04. gerilim altında 05. yüklü 06. canlı yayım 07. elektrik akımlı

tiyatro

01. akım açık

LIVE 1 = [liv] verb
1 yaşamak * eşanlamlı : be alive, exist, survive * karşıtanlamlı : die
İngilizce örnek : Frogs cannot live in salt water.
Türkçe çevirisi : Kurbağalar tuzlu suda yaşayamaz.
İngilizce örnek : My grandma lived to be 82.
Türkçe çevirisi : Büyükannem 82 yaşına kadar yaşadı.
2 oturmak * eşanlamlı : reside, dwell, inhabit, lodge
İngilizce örnek : They live in the capital.
Türkçe çevirisi : Onlar başkentte oturuyor.
İngilizce örnek : Where do you live?
Türkçe çevirisi : Nerede oturuyorsun?
İngilizce örnek : We live close to the university.
Türkçe çevirisi : Üniversiteye yakın oturuyoruz.
* live by = ile yaşamak, geçinmek
* live sth down = unutturmak
İngilizce örnek : It will take them a long time to live that scandal down.
Türkçe çevirisi : Bu skandalı unutturmaları uzun zamanlarını alacak.
* live off = -den para almak, -den geçinmek
İngilizce örnek : He is 30 years old and is still living off his parents.
Türkçe çevirisi : 30 yaşında ve hâlâ anne babasından para alıyor.
* live on = 1 ile geçinmek
İngilizce örnek : I can hardly live on my income.
Türkçe çevirisi : Gelirimle zor geçiniyorum.
2 ile beslenmek

LIVE 2 = [layv] adjective
1 diri, canlı * eşanlamlı : alive, living, animate, existent, surviving * karşıtanlamlı : dead
İngilizce örnek : Some people object to experiments on live animals.
Türkçe çevirisi : Bazı insanlar canlı hayvanlar üzerindeki deneylere karşı çıkmaktadır.
2 (bomba, vb) patlamamış * eşanlamlı : active
3 (yayın) canlı * eşanlamlı : unrecorded * karşıtanlamlı : recorded
İngilizce örnek : I know a good pub with live music.
Türkçe çevirisi : Canlı müzikli iyi bir birahane biliyorum.
İngilizce örnek : My favourite pop star is singing live on TV tonight.
Türkçe çevirisi : Sevdiğim pop grubu bu gece televizyonda canlı (yayında) şarkı söylüyor.
İngilizce örnek : The band will be performing live in Istanbul this month.
Türkçe çevirisi : Orkestra bu ay İstanbul’da canlı gösteri yapacak.
İngilizce örnek : The boxing match was transmitted live on Channel 5.
Türkçe çevirisi : Boks maçı Kanal 5’de canlı verildi.
4 (tel) cereyanlı
İngilizce örnek : Don't touch that wire! It's live.
Türkçe çevirisi : O tele dokunma! O cereyanlı.
5 güncel * eşanlamlı : topical, current

1: 0 ms