• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

live

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 632

havacılık

LIVE 1 = [liv] verb
1 yaşamak * eşanlamlı : be alive, exist, survive * karşıtanlamlı : die
İngilizce örnek : Frogs cannot live in salt water.
Türkçe çevirisi : Kurbağalar tuzlu suda yaşayamaz.
İngilizce örnek : My grandma lived to be 82.
Türkçe çevirisi : Büyükannem 82 yaşına kadar yaşadı.
2 oturmak * eşanlamlı : reside, dwell, inhabit, lodge
İngilizce örnek : They live in the capital.
Türkçe çevirisi : Onlar başkentte oturuyor.
İngilizce örnek : Where do you live?
Türkçe çevirisi : Nerede oturuyorsun?
İngilizce örnek : We live close to the university.
Türkçe çevirisi : Üniversiteye yakın oturuyoruz.
* live by = ile yaşamak, geçinmek
* live sth down = unutturmak
İngilizce örnek : It will take them a long time to live that scandal down.
Türkçe çevirisi : Bu skandalı unutturmaları uzun zamanlarını alacak.
* live off = -den para almak, -den geçinmek
İngilizce örnek : He is 30 years old and is still living off his parents.
Türkçe çevirisi : 30 yaşında ve hâlâ anne babasından para alıyor.
* live on = 1 ile geçinmek
İngilizce örnek : I can hardly live on my income.
Türkçe çevirisi : Gelirimle zor geçiniyorum.
2 ile beslenmek

LIVE 2 = [layv] adjective
1 diri, canlı * eşanlamlı : alive, living, animate, existent, surviving * karşıtanlamlı : dead
İngilizce örnek : Some people object to experiments on live animals.
Türkçe çevirisi : Bazı insanlar canlı hayvanlar üzerindeki deneylere karşı çıkmaktadır.
2 (bomba, vb) patlamamış * eşanlamlı : active
3 (yayın) canlı * eşanlamlı : unrecorded * karşıtanlamlı : recorded
İngilizce örnek : I know a good pub with live music.
Türkçe çevirisi : Canlı müzikli iyi bir birahane biliyorum.
İngilizce örnek : My favourite pop star is singing live on TV tonight.
Türkçe çevirisi : Sevdiğim pop grubu bu gece televizyonda canlı (yayında) şarkı söylüyor.
İngilizce örnek : The band will be performing live in Istanbul this month.
Türkçe çevirisi : Orkestra bu ay İstanbul’da canlı gösteri yapacak.
İngilizce örnek : The boxing match was transmitted live on Channel 5.
Türkçe çevirisi : Boks maçı Kanal 5’de canlı verildi.
4 (tel) cereyanlı
İngilizce örnek : Don't touch that wire! It's live.
Türkçe çevirisi : O tele dokunma! O cereyanlı.
5 güncel * eşanlamlı : topical, current

LIVE nasıl okunur, okunuşu /layv/ sıfat

LIVE nasıl okunur, okunuşu /liv/ eylem

1: 0 ms