• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

work

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 102

ana kullanım 1

eğitim

WORK = [wö: k] noun
1 iş, çalışma * eşanlamlı : labour, effort, toil; task, job
İngilizce örnek : She goes to work on the bus.
Türkçe çevirisi : İşe otobüsle gidiyor.
İngilizce örnek : I don't have to go to work tomorrow.
Türkçe çevirisi : Yarın işe gitmek zorunda değilim.
İngilizce örnek : I can't concentrate on my work.
Türkçe çevirisi : İşime konsantre olamıyorum.
İngilizce örnek : He never does any work at all in the house.
Türkçe çevirisi : Evde hiç iş yapmıyor.
2 iş, meslek * eşanlamlı : occupation, job, business, profession, vocation, career
3 eser, yapıt * eşanlamlı : product, creation, production
İngilizce örnek : He has won many prizes for his work.
Türkçe çevirisi : Eserinden dolayı birçok ödül kazandı.
4 kon. fabrika
5 kon. mekanizma
¤ verb
1 çalışmak * eşanlamlı : labour, toil; have a job, do business
İngilizce örnek : He works in a car factory.
Türkçe çevirisi : Bir araba fabrikasında çalışıyor.
İngilizce örnek : I worked in France for five years.
Türkçe çevirisi : Beş yıl Fransa’da çalıştım.
İngilizce örnek : I'm working on my science project.
Türkçe çevirisi : Fen projem üzerinde çalışıyorum.
İngilizce örnek : Scientists still don't know how the brain works.
Türkçe çevirisi : Bilimadamları beyinin nasıl çalıştığını hâlâ bilmiyor.
İngilizce örnek : You can use my phone if yours doesn't work.
Türkçe çevirisi : Seninki çalışmıyorsa benim telefonumu kullanabilirsin.
İngilizce örnek : The radio wasn't working; it was out of order.
Türkçe çevirisi : Radyo çalışmıyordu; bozuktu.
İngilizce örnek : Washing machines work by electricity.
Türkçe çevirisi : Çamaşır makineleri elektrikle çalışır.
2 çalıştırmak
3 işe yaramak
4 işlemek * eşanlamlı : operate, function, go, run, perform, act
5 işletmek * eşanlamlı : handle, manipulate, use, manage, operate
6 başarılı olmak, yürümek * eşanlamlı : accomplish, achieve, effect, bring about
* at work = işte, iş başında
İngilizce örnek : Who looks after the children when you are at work?
Türkçe çevirisi : Sen işte iken çocuklara kim bakıyor?
* all in the day's work = normal, beklendiği gibi
* out of work = işsiz, boşta
İngilizce örnek : He has been out of work for six months.
Türkçe çevirisi : Altı aydır işsiz.
* set to work = başlamak, koyulmak
* work force = toplam işçi sayısı
İngilizce örnek : The management has decided to reduce the work force by 20%.
Türkçe çevirisi : Yönetim işçi sayısını %20 azaltmaya karar verdi.
* work out = 1 hesaplamak; planlamak * eşanlamlı : figure out, calculate
İngilizce örnek : Our company is working out a strategy to expand its business.
Türkçe çevirisi : Şirketimiz işini genişletmek için bir strateji planlıyor.
2 istenildiği gibi olmak
İngilizce örnek : Do you think your new secretary will work out?
Türkçe çevirisi : Sence yeni sekreter iyi çıkacak mı?
3 sonuçlanmak
İngilizce örnek : Good ideas sometimes don't work out well in practice.
Türkçe çevirisi : İyi fikirler bazen uygulamada iyi sonuç vermez.
4 idman yapmak, antrenman yapmak
İngilizce örnek : Let's work out together at the gym tomorrow.
Türkçe çevirisi : Yarın jimnastik salonunda birlike antrenman yapalım.
* work up = 1 geliştirmek, ilerletmek
2 gelişmek
3 heyecanlandırmak, kamçılamak * eşanlamlı : rouse, excite, stir, move, stimulate
İngilizce örnek : I went for a walk to work up an appetite.
Türkçe çevirisi : İştahımı kamçılamak (açmak) için yürüyüşe çıktım.

1: 1 ms