• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

work

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 102

ana kullanım 1

01. çalışmak 02. çalıştırmak 03. işe yaramak 04. ilerletmek 05. sağlamak 06. ilerlemek 07. sokmak 08. atmak 09. çalışmakta olmak 10. çözümlemek 11. düzenlemek 12. emek 13. emek sarf etmek 14. etkilemek 15. faaliyet içinde olmak 16. görev yapmak 17. görevli olmak 18. idare etmek 19. iş başında olmak 20. iş görmek 21. işlemek 22. işletmek 23. iyi sonuç almak 24. iyi sonuç vermek 25. kâr etmek 26. mayalandırmak 27. neden olmak 28. para etmek 29. sallamak 30. sallanmak 31. sıkboğaz etmek 32. sıkıştırmak 33. şekillendirmek 34. tutmak 35. uğraşmak 36. yaramak 37. yararı olmak 38. yavaş yavaş itmek 39. yoğurmak 40. yönetmek 41. yürümek 42. zorlamak 43. zorlanmak 44. başarılı olmak 45. biçim vermek 46. çabalamak 47. çözmek 48. -e neden olmak 49. ekip biçmek 50. etkili olmak 51. etmek 52. gitmek 53. halletmek 54. hizmet görmek 55. iş yapmak 56. işini görmek 57. iyi gelmek 58. mayalanmak 59. meşgul olmak 60. meydana getirmek 61. nakış yapmak 62. oymak 63. oynamak 64. oynatmak 65. sayetmek 66. seğirmek 67. sökmek 68. tesir etmek 69. yapmak 70. yararlı olmak 71. yavaş yavaş belli bir hale getirmek 72. yavaş yavaş veya güçlükle ilerlemek

ana kullanım 2

01. 02. çalışma 03. eser 04. yapıt 05. amel 06. ayaralamk 07. dayak 08. himmet 09. işçilik 10. mariz 11. mesai 12. meslek 13. patak 14. ürün 15. vazife 16. alın teri 17. çalışma yeri 18. el işi 19. görev 20. icraat 21. iş güç 22. işleme 23. işyeri 24. meşguliyet 25. nakış 26. say 27. uğraş 28. uğraşı

argo

01. düzenlemek 02. hile ile koparmak 03. sızdırmak 04. sökmek

askeri

01. istihkâm 02. tabya

eğitim

01. hizmet

inşaat

01. uygulamaya koymak 02. yerleştirmek

mimarlık

01. inşaat 02. yapı

spor

01. maç süresi 02. maç tecrübesi 03. oyun

tarım

01. malakse etmek

teknik

01. faal olmak 02. işler duruma sokmak 03. karmak 04. kitap

vergi

01. iş akdi

WORK = [wö: k] noun
1 iş, çalışma * eşanlamlı : labour, effort, toil; task, job
İngilizce örnek : She goes to work on the bus.
Türkçe çevirisi : İşe otobüsle gidiyor.
İngilizce örnek : I don't have to go to work tomorrow.
Türkçe çevirisi : Yarın işe gitmek zorunda değilim.
İngilizce örnek : I can't concentrate on my work.
Türkçe çevirisi : İşime konsantre olamıyorum.
İngilizce örnek : He never does any work at all in the house.
Türkçe çevirisi : Evde hiç iş yapmıyor.
2 iş, meslek * eşanlamlı : occupation, job, business, profession, vocation, career
3 eser, yapıt * eşanlamlı : product, creation, production
İngilizce örnek : He has won many prizes for his work.
Türkçe çevirisi : Eserinden dolayı birçok ödül kazandı.
4 kon. fabrika
5 kon. mekanizma
¤ verb
1 çalışmak * eşanlamlı : labour, toil; have a job, do business
İngilizce örnek : He works in a car factory.
Türkçe çevirisi : Bir araba fabrikasında çalışıyor.
İngilizce örnek : I worked in France for five years.
Türkçe çevirisi : Beş yıl Fransa’da çalıştım.
İngilizce örnek : I'm working on my science project.
Türkçe çevirisi : Fen projem üzerinde çalışıyorum.
İngilizce örnek : Scientists still don't know how the brain works.
Türkçe çevirisi : Bilimadamları beyinin nasıl çalıştığını hâlâ bilmiyor.
İngilizce örnek : You can use my phone if yours doesn't work.
Türkçe çevirisi : Seninki çalışmıyorsa benim telefonumu kullanabilirsin.
İngilizce örnek : The radio wasn't working; it was out of order.
Türkçe çevirisi : Radyo çalışmıyordu; bozuktu.
İngilizce örnek : Washing machines work by electricity.
Türkçe çevirisi : Çamaşır makineleri elektrikle çalışır.
2 çalıştırmak
3 işe yaramak
4 işlemek * eşanlamlı : operate, function, go, run, perform, act
5 işletmek * eşanlamlı : handle, manipulate, use, manage, operate
6 başarılı olmak, yürümek * eşanlamlı : accomplish, achieve, effect, bring about
* at work = işte, iş başında
İngilizce örnek : Who looks after the children when you are at work?
Türkçe çevirisi : Sen işte iken çocuklara kim bakıyor?
* all in the day's work = normal, beklendiği gibi
* out of work = işsiz, boşta
İngilizce örnek : He has been out of work for six months.
Türkçe çevirisi : Altı aydır işsiz.
* set to work = başlamak, koyulmak
* work force = toplam işçi sayısı
İngilizce örnek : The management has decided to reduce the work force by 20%.
Türkçe çevirisi : Yönetim işçi sayısını %20 azaltmaya karar verdi.
* work out = 1 hesaplamak; planlamak * eşanlamlı : figure out, calculate
İngilizce örnek : Our company is working out a strategy to expand its business.
Türkçe çevirisi : Şirketimiz işini genişletmek için bir strateji planlıyor.
2 istenildiği gibi olmak
İngilizce örnek : Do you think your new secretary will work out?
Türkçe çevirisi : Sence yeni sekreter iyi çıkacak mı?
3 sonuçlanmak
İngilizce örnek : Good ideas sometimes don't work out well in practice.
Türkçe çevirisi : İyi fikirler bazen uygulamada iyi sonuç vermez.
4 idman yapmak, antrenman yapmak
İngilizce örnek : Let's work out together at the gym tomorrow.
Türkçe çevirisi : Yarın jimnastik salonunda birlike antrenman yapalım.
* work up = 1 geliştirmek, ilerletmek
2 gelişmek
3 heyecanlandırmak, kamçılamak * eşanlamlı : rouse, excite, stir, move, stimulate
İngilizce örnek : I went for a walk to work up an appetite.
Türkçe çevirisi : İştahımı kamçılamak (açmak) için yürüyüşe çıktım.

WORK = nasıl okunur, okunuşu /wö:k/ isim

1: 0 ms