• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

head

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 288

ana kullanım 02

ana kullanım 05

ana kullanım 10

ana kullanım 13

ana kullanım 15

bitkibilim 3

denizcilik 4

içecek

konuşma dili

teknik 08

teknik 10

HEAD = [hed] noun
1 baş, kafa * eşanlamlı : skull, cranium, pate * karşıtanlamlı : foot
İngilizce örnek : I hit my head on the door.
Türkçe çevirisi : Başımı kapıya çarptım.
İngilizce örnek : Some Muslim women cover their heads.
Türkçe çevirisi : Bazı Müslüman kadınlar başlarını örter.
İngilizce örnek : She gently caressed the child's head.
Türkçe çevirisi : Çocuğun başını hafifçe okşadı.
2 baş taraf, ön * eşanlamlı : front, beginning, start * karşıtanlamlı : end
3 akıl, kafa * eşanlamlı : mind, brain, intellect, intelligence, genius
İngilizce örnek : Use your head.
Türkçe çevirisi : Kafanı kullan.
4 lider, başkan * eşanlamlı : leader, chief, principal, master, commander, director, manager
İngilizce örnek : The head is not very intimate with his staff.
Türkçe çevirisi : Başkan personeli ile pek samimi değil.
5 üst kısım * eşanlamlı : top, summit, apex, crown, crest, peak, zenith * karşıtanlamlı : base
6 tuğra
7 (para) tura
İngilizce örnek : Heads or tails?
Türkçe çevirisi : Yazı mı tura mı?
İngilizce örnek : Heads I pay for drinks, tails you do.
Türkçe çevirisi : Tura gelirse içkilerin parasını ben veriyorum, yazı gelirse sen veriyorsun.
¤ verb
1 başında olmak, başı çekmek * eşanlamlı : lead, direct, guide, govern, rule, run
İngilizce örnek : He was heading the procession.
Türkçe çevirisi : Tören alayının başını çekiyordu.
2 sorumlu olmak, baş olmak, yönetmek
İngilizce örnek : The restaurant is headed by my aunt.
Türkçe çevirisi : Restoran teyzem tarafından işletiliyor.
3 (topa) kafa vurmak
İngilizce örnek : He headed the ball into the goal.
Türkçe çevirisi : Topu kafayla kalenin içine (filelere) attı.
4 yönelmek, yollanmak
İngilizce örnek : The traveller lifted her suitcase and headed toward the bus station.
Türkçe çevirisi : Yolcu bavulunu kaldırdı ve otobüs istasyonuna doğru yollandı.
* a/per head = kişi başı, adam başı
* come to a head = dönüm noktasına gelmek
* from head to foot = tepeden tırnağa
İngilizce örnek : She was dressed in green from head to foot.
Türkçe çevirisi : Tepeden tırnağa yeşil giymişti.
* go to sb's head = aklını başından almak
* have one's head in the clouds = aklı bir karış havada olmak
* head for = 1 yola çıkmak, yolunu tutmak
İngilizce örnek : Where are we heading for?
Türkçe çevirisi : Nereye gidiyoruz?
2 (bela, vb.) bulmak, çatmak, aramak
İngilizce örnek : He is heading for trouble.
Türkçe çevirisi : Bela arıyor.
* head office = genel müdürlük, merkez
* head over heels = tepetaklak
İngilizce örnek : The boy fell head over heels.
Türkçe çevirisi : Oğlan tepetaklak düştü.
* head over heels (in love) = sırılsıklam âşık
İngilizce örnek : He is head over heels in love with her.
Türkçe çevirisi : Ona sırılsıklam âşık.
* lose one's head = sapıtmak, pusulayı şaşırmak
* off one's head = kon. kaçık, üşütük
İngilizce örnek : He behaved so abnormally I thought he must be off his head.
Türkçe çevirisi : O kadar anormal davrandı ki kafadan kontak olduğunu düşündüm.

HEAD nasıl okunur, okunuşu /hed/ isim

1: 0 ms