• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

play

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 574

ana kullanım 1

01. oynamak 02. eğlenmek 03. hızla hareket etmek 04. sahnelemek 05. bir müzik parçasını seslendirmek 06. çalmak 07. yönelmek 08. yöneltmek 09. -e doğru tutmak 10. ateş etmek 11. atış yapmak 12. çakmak 13. çalışmak 14. doğru tutmak 15. geçmek 16. hareket ettirmek 17. hedefe yöneltmek 18. ışın salmak 19. kımıldanmak 20. oyalanmak 21. oynatmak 22. oyuna katılmak 23. oyuna sürmek 24. parıldamak 25. saçmalamak 26. şaka yapmak 27. sallanmak 28. su fışkırmak 29. su sıçramak 30. sunmak 31. taşı hareket ettirmek 32. üflemek 33. vakit geçirmek 34. zırvalamak 35. bahis yapmak 36. çıkarmak 37. -e yöneltmek 38. fışkırtmak 39. hareket etmek 40. icra etmek 41. -ın rolünü oynamak 42. kımıldamak 43. kumar oynamak 44. numarası yapmak 45. oynaşmak 46. oyun oynamak 47. turneye çıkmak 48. tutmak 49. yansımak 50. yapmak

ana kullanım 2

01. oyun 02. eğlence 03. piyes 04. şaka 05. kumar 06. hareket özgürlüğü 07. hareket 08. faaliyet 09. oynaşma 10. oynama 11. hareket etme 12. hareket serbestliği 13. kımıldama 14. devam 15. hazır 16. gösteri 17. laçkalık 18. oyun tarzı 19. temaşa 20. tiyatro 21. tiyatro oyunu

bilişim

01. görüntülenme 02. çal 03. kullan 04. oynat 05. ses çal 06. yürüt

eskrim

01. başlayınız 02. hakemin verdiği 'başla' komutu

inşaat

01. oynama payı 02. hava payı

mekanik

01. oynaklık

müzik

01. çalmak

oto

01. açıklık

spor

01. maç yapmak 02. maç 03. müsabaka

teknik

01. boşluk 02. yerinden oynamak

tiyatro

01. rol almak 02. temsil 03. temsil etmek

voleybol

01. topa vurmak

PLAY = [pley] noun
1 oyun, eğlence * eşanlamlı : game, sport, entertainment, recreation, pastime
İngilizce örnek : Bad weather stopped the play.
Türkçe çevirisi : Kötü hava oyunu durdurdu.
İngilizce örnek : There is a play area with slides and swings in our garden.
Türkçe çevirisi : Bahçemizde kaydırak ve salıncaklı bir oyun alanı var.
2 oyun, piyes * eşanlamlı : drama, show
İngilizce örnek : Have you seen any plays by William Shakespeare?
Türkçe çevirisi : Wilyım Şekspir’in bir oyununu gördün mü?
İngilizce örnek : I think the play is about to start now.
Türkçe çevirisi : Sanırım oyun şimdi başlamak üzere.
3 şaka, oyun * eşanlamlı : fun, jest
4 kumar
¤ verb
1 oynamak, eğlenmek * eşanlamlı : amuse oneself, have a good time, romp
İngilizce örnek : Never play in the road.
Türkçe çevirisi : Asla araba yolunda oyun oynamayın.
İngilizce örnek : She is playing with her new puppy.
Türkçe çevirisi : Yeni köpek yavrusu ile oynuyor.
İngilizce örnek : I think playing computer games is boring.
Türkçe çevirisi : Bence bilgisayar oyunları oynamak sıkıcıdır.
İngilizce örnek : Turkey is playing against Germany tomorrow.
Türkçe çevirisi : Yarın Türkiye Almanya’ya karşı oynuyor.
İngilizce örnek : Boys love playing at being cowboys and Indians; girls prefer to play at being mother.
Türkçe çevirisi : Erkek çocuklar kovboyculuk ve kızıldericilik oynamayı sever; kızlar ise evcilik oynamayı tercih eder.
İngilizce örnek : I know he's a fairly good player, but he doesn't play well enough to get into the team.
Türkçe çevirisi : Onun epey iyi bir oyuncu olduğunu biliyorum, ama takıma girecek kadar iyi oynamıyor.
2 (müzik) çalmak * eşanlamlı : perform on
İngilizce örnek : Can you play the piano?
Türkçe çevirisi : Piyano çalabiliyor musunuz?
İngilizce örnek : He plays the guitar.
Türkçe çevirisi : Gitar çalar.
İngilizce örnek : Play me your favourite CD.
Türkçe çevirisi : Bana en sevdiğin CD’yi çal.
İngilizce örnek : His band was playing good dance music.
Türkçe çevirisi : Orkestrası iyi dans müziği çalıyordu.
3 sahnelemek, temsil etmek; oynamak * eşanlamlı : act, perform, represent
İngilizce örnek : He played the part of Hamlet at school.
Türkçe çevirisi : Okulda Hamlet rolünü oynadı.
* play dead = ölü numarası yapmak
* play for time = kasten zaman geçirmek
* play it by ear = oluruna bırakmak
* play it cool = soğukkanlılığını yitirmemek
* play (it) safe = işi sağlama almak
* play on words = cinas, sözcük oyunu
* play the fool = aptalca davranmak
* play the game = adil ve dürüst olmak
* play with fire = ateşle oynamak
* play back = (şarkı, vb) yeniden çalmak, tekrarlamak
* playing card = iskambil kâğıdı
* playing field = oyun alanı

1: 0 ms