• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

pick

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 3253

ana kullanım 1

01. seçmek 02. seçip ayırmak 03. seçip almak 04. toplamak 05. koparmak 06. ayıklamak 07. sıyırmak 08. kemirmek 09. delmek 10. açmak 11. karıştırmak 12. araklamak 13. yürütmek 14. çarpmak 15. aşırmak 16. telli çalgı çalmak 17. atıştırmak 18. ayırmak 19. çalmak 20. dermek 21. devşirmek 22. öğürtlemek 23. temizlemek 24. titizlikle seçmek 25. çapalamak 26. çekiştirmek 27. çıkarmak 28. -den aşırmak 29. didiklemek 30. gagası ile toplamak 31. -ın etini ayıklamak 32. -in tüylerini yolmak 33. küçük küçük yemek 34. parmaklarıyle tutup almak 35. sivri bir aletle delmek 36. vesile aramak 37. yankesicilik yapmak 38. yolmak

ana kullanım 2

01. seçme 02. seçim 03. tercih 04. kürdan 05. kazma 06. mızrap 07. hasat 08. ürün 09. seçme hakkı 10. çalgıç 11. çilingir 12. en iyi parça 13. en iyisi 14. en seçmesi 15. seçenek 16. sivri bir şeyle dürtme 17. tezene 18. toplanan ürün miktarı

basketbol

01. perdeleme

baskı

01. kirli harf

futbol

01. perdeleme

hekimlik

01. argaç 02. mekik atma

hentbol

01. perdeleme

iş dünyası

01. kazmak 02. anahtarsız açmak

madencilik

01. tavuklamak

mimarlık

01. sivri uçlu çekiç

müzik

01. parmakla çalmak 02. pena 03. tezene

tarım

01. bağ bozmak 02. kazanma 03. kör kazma 04. sivri uçlu çapa 05. toplama

teknik

01. külünk 02. taş ocağı kazması

tekstil

01. atkı 02. cımbızlamak 03. düzeltmek 04. hatayı gidermek 05. tamir etmek

turizm

01. karıştırmak

PICK = [pik] verb
1 seçmek, seçip ayırmak * eşanlamlı : select, choose
İngilizce örnek : He has been picked for the national team.
Türkçe çevirisi : Milli takıma seçildi.
2 toplamak, koparmak * eşanlamlı : harvest, gather, collect, reap, pluck, glean
İngilizce örnek : People often come into our garden and pick flowers.
Türkçe çevirisi : İnsanlar sık sık bahçemize girer ve çiçek toplar.
İngilizce örnek : These apples are fresh; I have just picked them.
Türkçe çevirisi : Bu elmalar taze; onları yeni topladım.
3 ayıklamak
4 kazmak, delmek
5 araklamak, aşırmak, yürütmek * eşanlamlı : rob, steal
¤ noun
1 kazma
İngilizce örnek : I used a pick to dig through the earth.
Türkçe çevirisi : Toprağı kazmak için bir kazma kullandım.
2 kürdan
3 seçme * eşanlamlı : choice, selection, preference; best, cream
* pick out = 1 seçmek
İngilizce örnek : The captain picked that soldier out to do the job.
Türkçe çevirisi : Yüzbaşı, işi yapmak için o askeri seçti.
2 görmek, fark etmek
* pick up = 1 tutup kaldırmak, almak
İngilizce örnek : I've dropped my purse. Can you pick it up for me?
Türkçe çevirisi : Cüzdanımı düşürdüm. Benim için onu (yerden) alır mısın?
İngilizce örnek : I picked up the ball and threw it back.
Türkçe çevirisi : Topu (yerden) aldım ve onu geri fırlattım.
2 toplamak
İngilizce örnek : The hen was picking up food with its bill.
Türkçe çevirisi : Tavuk gagası ile yiyeceği topluyordu.
3 gidip almak, uğrayıp almak
İngilizce örnek : I'll pick my guests up at the airport at 9.
Türkçe çevirisi : Saat dokuzda gidip havaalanından konuklarımı alacağım.
İngilizce örnek : If you are going to the exhibition, I will pick you up in half an hour.
Türkçe çevirisi : Sergiyi gidiyorsan yarım saat sonra gelir seni alırım.
* pick sb's pocket = birinin cebinden bir şey yürütmek
İngilizce örnek : Someone picked my pocket during the rush hour yesterday.
Türkçe çevirisi : Dün kalabalık saatte biri cebimden bir şey yürütmüş.
* Take your pick. = Seçimini yap

1: 0 ms