• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

suit

Türkçe - İngilizce

ana kullanım

müzik

otelcilik

suit

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 2673

tekstil

SUIT = [su: t, syu: t] noun
1 takım elbise, takım * eşanlamlı : costume, clothing; outfit
İngilizce örnek : Father bought a new suit yesterday.
Türkçe çevirisi : Babam dün yeni bir takım elbise satın aldı.
İngilizce örnek : He wore a dark suit to the meeting.
Türkçe çevirisi : Toplantıya koyu bir takım elbise giydi.
İngilizce örnek : You don't have to wear a suit.
Türkçe çevirisi : Takım elbise giymek zorunda değilsiniz.
İngilizce örnek : Suits are on sale on the first floor.
Türkçe çevirisi : Takım elbiseler birinci katta indirimde.
2 huk. dava * eşanlamlı : lawsuit, case, action, trial
¤ verb
1 uymak, uygun olmak * eşanlamlı : befit, conform, match, fit, harmonize, accord
İngilizce örnek : Which evening would suit you best for dinner?
Türkçe çevirisi : Yemek için hangi akşam sana en iyi uyar?
İngilizce örnek : Some pets aren't suited for life in a small apartment.
Türkçe çevirisi : Bazı hayvanlar küçük bir apartmanda yaşam için uygun değildir.
İngilizce örnek : We have accommodation to suit all tastes and budgets.
Türkçe çevirisi : Her türlü zevk ve bütçeye uygun kalacak yerimiz vardır.
2 yakışmak, açmak
İngilizce örnek : That dress really suits you.
Türkçe çevirisi : O elbise sana gerçekten yakışıyor.
İngilizce örnek : The blue hat suited the woman.
Türkçe çevirisi : Mavi şapka kadına yakıştı.
İngilizce örnek : The shirt and tie suited him well.
Türkçe çevirisi : Gömlek ve kravat ona iyi yakıştı.
3 uygun düşürmek, uydurmak * eşanlamlı : adapt, adjust, accomodate

SUIT = nasıl okunur, okunuşu /su:t/ isim

1: 0 ms