• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

stretch

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 5515

ana kullanım 1

01. germek 02. gerilmek 03. uzamak 04. yayılmak 05. uzanmak 06. gerinmek 07. büyümek 08. büyütmek 09. çarpıtmak 10. çekip oturtmak 11. çekmek 12. dışına çıkmak 13. doğrultmak 14. düzeltmek 15. elini uzatmak 16. esnemek 17. esnetmek 18. genişlemek 19. genişletmek 20. gerdirmek 21. gerginleştirmek 22. kâfi gelmek 23. kasmak 24. sarkmak 25. sondurmak 26. sündürmek 27. sünmek 28. tevsi etmek 29. uzatmak 30. yere sermek 31. yeterli olmak 32. yetişmek 33. abartmak 34. genleşmek 35. ifrata vardırmak 36. kuralların dışına çıkmak 37. sermek 38. uzayıp gitmek 39. yaymak 40. yeterli gelmek 41. yetmek 42. zorlamak

ana kullanım 2

01. kol 02. nehir kolu 03. ırmak kolu 04. germe 05. gerilme 06. gerinme 07. gerginlik 08. geniş yer 09. düz alan 10. esneklik 11. düz arazi parçası 12. elastikiyet 13. bölüm 14. uzantı 15. uzam 16. aralıksız süre 17. kısım 18. sıra ile uzanan şey 19. uzanma 20. çekme 21. uzama 22. uzatma 23. hapis süresi 24. alan 25. elastiki uzama 26. esneme 27. genişleme 28. genişlet 29. genleşme 30. gerdirme 31. hapiste yatma süresi 32. mesafe 33. saha 34. süre 35. uzat 36. uzun bir kara, deniz veya yol parçası 37. yay

STRETCH = [streç] verb
1 germek, uzatmak * eşanlamlı : extend, lengthen, elongate, pull, draw out, expand * karşıtanlamlı : contract
İngilizce örnek : After driving all day, he got out and stretched his arms and legs.
Türkçe çevirisi : Bütün gün araba sürdükten sonra dışarı çıkıp kollarını ve bacaklarını gerdi.
İngilizce örnek : He stretched himself on the bed.
Türkçe çevirisi : Yatağın üzerine uzandı.
2 gerilmek, uzamak
3 yayılmak, uzanmak * eşanlamlı : extend, expand, spread
İngilizce örnek : Barren land stretches for miles around the mountain.
Türkçe çevirisi : Kıraç arazi dağın etrafında millerce uzağa uzanır.
4 gerinmek
¤ noun
1 germe, gerilme * eşanlamlı : extend, range
2 alan * eşanlamlı : area, expanse, space
İngilizce örnek : It is refreshing to find such an unspoilt stretch of countryside.
Türkçe çevirisi : Kırsal kesimde böyle bozulmamış bir alan bulmak insanı ferahlatıyor.
İngilizce örnek : There were two accidents on this stretch of road last month.
Türkçe çevirisi : Geçen ay yolun bu kısmında iki kaza oldu.
3 süre * eşanlamlı : period, time
* stretch (oneself) out = uzanmak
İngilizce örnek : When he finally got home, he stretched out on the sofa to rest.
Türkçe çevirisi : Sonunda eve varınca dinlenmek için kanepeye uzandı.

1: 0 ms