• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

straight

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 1679

ana kullanım

STRAIGHT = [streyt] adjective
1 düz, doğru * eşanlamlı : direct, undeviating, level, even
İngilizce örnek : Her hair is short, straight and black.
Türkçe çevirisi : Onun saçı kısa, düz ve siyah.
İngilizce örnek : The road is straight.
Türkçe çevirisi : Yol düz.
2 dik, dimdik * eşanlamlı : vertical, upright, erect
3 düzenli * eşanlamlı : neat, tidy, orderly * karşıtanlamlı : untidy
4 dürüst * eşanlamlı : just, fair, reliable * karşıtanlamlı : dishonest
5 saf, sek
¤ adverb
1 düz, doğru, direkt * eşanlamlı : directly
İngilizce örnek : Go straight down the road.
Türkçe çevirisi : Yoldan direkt aşağı git.
İngilizce örnek : The public convenience is straight ahead at the end of the corridor.
Türkçe çevirisi : Umumi tuvalet, dümdüz ileride koridorun sonunda.
İngilizce örnek : The ship sailed straight towards the port.
Türkçe çevirisi : Gemi direkt limana doğru gitti.
2 hemen, dosdoğru * eşanlamlı : immediately, instantly
İngilizce örnek : I was so tired that I went straight to bed.
Türkçe çevirisi : O kadar yorgundum ki dosdoğru yatağa gittim.
İngilizce örnek : We went straight home after the concert.
Türkçe çevirisi : Konserden sonra dosdoğru eve gittik.
İngilizce örnek : As soon as the meeting was over he went straight to the nearest pub.
Türkçe çevirisi : Toplantı biter bitmez dosdoğru en yakın birahaneye gitti.
¤ noun
(yarış, vb'de) düzlük
* straight away = hemen, bir an önce
İngilizce örnek : I'll be with you straight away.
Türkçe çevirisi : Hemen (az sonra) seninle olacağım.

STRAIGHT nasıl okunur, okunuşu /streyt/ sıfat

1: 0 ms