• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

hemen

Türkçe - İngilizce

belirteç / adverb

belirteç / adverb – informal

belirteç / adverb – informal, USA

iş dünyası

konuşma dili

turizm

hemen = çabucak [eski terim - öz Türkçe]

hemen = çabuk [eski terim - öz Türkçe]

hemen = duraksamadan [eski terim - öz Türkçe]

hemen = gecikmeden [eski terim - öz Türkçe]

HEMEN = (hemen nedir; hemen ne demek; hemen İngilizcesi) 1. Çabucak: «Bugün yarın Kayseri'den haber gelir zaten. Hemen gideriz.» - N. Hikmet. 2. Aşağı yukarı: «Hayır, yalnız ben değilim onu beğenmeyen, sevmeyen, hemen kimse beğenmiyor o şairi, sevmiyor.» - N. Ataç. 3. Yalnız, sadece. 4. sf. Çok: «Onun hemen yanında duran küçük kız başını önüne eğmiş, alt dudağını sarkıtmış, kırmızı ojeli parmaklarını kucağında kavuşturup taş kesilmişti.» - E. Şafak.

hemen = derakab [Türkçe - Osmanlıca]

hemen = derhâl [Türkçe - Osmanlıca]

hemen = fevren [Türkçe - Osmanlıca]

hemen = heman [Türkçe - Osmanlıca]

1: 0 ms