• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

rough

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 3140

ana kullanım 2

ROUGH = [raf] adjective
1 kaba; engebeli; pürüzlü * eşanlamlı : uneven, iregular, bumpy, rugged, unshaven * karşıtanlamlı : sooth
İngilizce örnek : If you go on these rough country roads, your car will certainly break down.
Türkçe çevirisi : Bu engebeli köy yolunda gitmeye devam edersen araban kesinlikle bozulur.
İngilizce örnek : He smoothed off the rough edges with a plane.
Türkçe çevirisi : Pürüzlü kenarları bir planya ile düzledi.
2 çetin, sert, zor * eşanlamlı : hard
İngilizce örnek : I had a hard day at work.
Türkçe çevirisi : İşte çetin bir gün geçirdim.
3 fırtınalı, dalgalı * eşanlamlı : stormy, agitated, turbulent, wild, violent * karşıtanlamlı : calm
İngilizce örnek : It was a stormy day and the sea was very rough.
Türkçe çevirisi : Fırtınalı bir gündü ve deniz dalgalıydı.
İngilizce örnek : The sea was so rough that I was sick.
Türkçe çevirisi : Deniz o kadar dalgalıydı ki midem bulandı.
4 kabataslak, bitmemiş * eşanlamlı : unfinished, crude
5 yaklaşık, kaba * eşanlamlı : approximate
İngilizce örnek : Can you give me a rough idea of what the repair would cost?
Türkçe çevirisi : Tamirin kaça geleceğine dair bana kabaca bir fikir verebilir misin?
İngilizce örnek : This rough estimate gives us an idea of the situation.
Türkçe çevirisi : Bu kaba tahmin, bize durum hakkında bir fikir veriyor.
¤ adverb
kaba, sert, haşin
¤ verb
taslağını yapmak
* be rough (on sb) = sert davranmak, kaba davranmak, haksızlık etmek
* rough it = sefalet çekmek, sürünmek

1: 0 ms