• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

rough

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 3140

ana kullanım 1

01. karıştırmak 02. bozmak 03. dağıtmak 04. tırmıklayarak kabalaştırmak 05. itip kakmak 06. kötü davranmak 07. taslağını yapmak 08. kötü muamele etmek 09. terbiye etmek 10. sert çıkmak 11. kaba olarak işlemek 12. kabaca işlemek 13. kumlamak 14. nal kayarı takmak 15. pürüzlendirmek 16. pütür pütür yapmak

ana kullanım 2

01. pürüzlü 02. pürtüklü 03. engebeli 04. inişli yokuşlu 05. taşlık 06. kaba dokunmuş 07. tüylü 08. hoyrat 09. kaba 10. sert 11. işlenmemiş 12. yontulmamış 13. ham 14. güç 15. zor 16. çetin 17. kabataslak 18. fırtınalı 19. rüzgârlı 20. dalgalı 21. acımasız 22. dışarıda 23. katı 24. rahatsız koşullarda 25. yaklaşık 26. aşağı yukarı 27. açık saçık 28. müstehcen 29. haksız 30. kabadayı 31. külhanbeyi 32. engebeli arazi 33. karalama 34. taslak 35. kabaca 36. rahatsız bir şekilde 37. ahenksiz 38. arızalı 39. ateşli 40. çatlak 41. çiğ 42. dağlı 43. dik duran 44. düzgün olmayan 45. eziyetli 46. grenli 47. güçlük 48. hamhalat 49. haşin 50. hayvan 51. hoş olmayan 52. inişli çıkışlı 53. kaba herif 54. kaba saba 55. keyifsiz 56. kötü 57. kulak tırmalayan 58. nal kayarı 59. pütür pütür 60. pütürlü 61. rahatsız 62. şiddetli 63. takriben 64. takribi 65. tamamlanmamış 66. tırtıklı 67. yabani 68. yarık 69. yumuşak olmayan 70. düz olmayan alan 71. fena 72. tatsız tuzsuz 73. yavan 74. arızalı engebeli 75. baldırı çıplak 76. balta ile yontulmuş 77. boz 78. bozuk 79. çıkıntılı 80. cilası dökülmüş 81. cilasız 82. çıtak 83. çuval gibi 84. direk gibi 85. düz değil 86. düzensiz çalışma 87. eğreti 88. geçici olarak 89. gürültücü 90. hırçın 91. huysuz 92. işlenmemiş şey 93. kaba kumaş kaba 94. kaba tip 95. kayar 96. kırmızı 97. kulağa hoş gelmeyen 98. kulağı tırmalayan 99. kulak tırmalayıcı 100. mânialı 101. meşakkatli 102. müsvedde 103. pürsek 104. pürtük pürtük 105. pürüzler 106. rahatsız edici 107. şehvet uyandıran 108. serkeş 109. sertçe 110. talihsiz 111. taneli 112. taslak halinde 113. taslak halinde olan 114. terbiyesiz 115. yaş 116. zorluk

ROUGH = [raf] adjective
1 kaba; engebeli; pürüzlü * eşanlamlı : uneven, iregular, bumpy, rugged, unshaven * karşıtanlamlı : sooth
İngilizce örnek : If you go on these rough country roads, your car will certainly break down.
Türkçe çevirisi : Bu engebeli köy yolunda gitmeye devam edersen araban kesinlikle bozulur.
İngilizce örnek : He smoothed off the rough edges with a plane.
Türkçe çevirisi : Pürüzlü kenarları bir planya ile düzledi.
2 çetin, sert, zor * eşanlamlı : hard
İngilizce örnek : I had a hard day at work.
Türkçe çevirisi : İşte çetin bir gün geçirdim.
3 fırtınalı, dalgalı * eşanlamlı : stormy, agitated, turbulent, wild, violent * karşıtanlamlı : calm
İngilizce örnek : It was a stormy day and the sea was very rough.
Türkçe çevirisi : Fırtınalı bir gündü ve deniz dalgalıydı.
İngilizce örnek : The sea was so rough that I was sick.
Türkçe çevirisi : Deniz o kadar dalgalıydı ki midem bulandı.
4 kabataslak, bitmemiş * eşanlamlı : unfinished, crude
5 yaklaşık, kaba * eşanlamlı : approximate
İngilizce örnek : Can you give me a rough idea of what the repair would cost?
Türkçe çevirisi : Tamirin kaça geleceğine dair bana kabaca bir fikir verebilir misin?
İngilizce örnek : This rough estimate gives us an idea of the situation.
Türkçe çevirisi : Bu kaba tahmin, bize durum hakkında bir fikir veriyor.
¤ adverb
kaba, sert, haşin
¤ verb
taslağını yapmak
* be rough (on sb) = sert davranmak, kaba davranmak, haksızlık etmek
* rough it = sefalet çekmek, sürünmek

ROUGH = nasıl okunur, okunuşu /raf/ sıfat [rougher - roughest]

1: 0 ms