• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

dull

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 5155

mecaz

ormancılık

DULL = [dal] adjective
1 kapalı, bulutlu, donuk * eşanlamlı : gloomy, dark, cloudy, opaque, faded, dim * karşıtanlamlı : bright
İngilizce örnek : It is a dull day.
Türkçe çevirisi : Kapalı bir gün.
2 boğuk * eşanlamlı : blunt, dulled, muted, muffled
3 yavaş düşünen * eşanlamlı : obtuse, stupid, slow, witless, unintelligent * karşıtanlamlı : clever
İngilizce örnek : These children in general are smart, though there are one or two dull ones.
Türkçe çevirisi : Bir iki tane yavaş düşüneni olmasına rağmen bu çocuklar genelde zeki.
4 sıkıcı, tekdüze * eşanlamlı : boring, uninteresting, dry, jejune, plain * karşıtanlamlı : interesting
İngilizce örnek : The film was so dull that I fell asleep.
Türkçe çevirisi : Film o kadar sıkıcıydı ki uyuyakaldım.
¤ verb
1 sönükleştirmek, donuklaştırmak, köreltmek
2 körelmek

ilgili sözler / related words

1: 1 ms