• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

rule

Türkçe - İngilizce

denizcilik

01. block

havacılık

01. taxiing

rule

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 570

ana kullanım 1

01. yönetmek 02. hükümdarlık etmek 03. saltanat etmek 04. -e egemen olmak 05. hükmetmek 06. buyurmak 07. karar vermek 08. cetvelle çizmek 09. at oynatmak 10. çekmek 11. çizgi çekmek 12. çizgilemek 13. düzeyinde olmak 14. -e hükmetmek 15. egemen olmak 16. emretmek 17. geçerli olmak 18. hâkim bulunmak 19. hâkim olmak 20. hüküm sürmek 21. hüküm vermek 22. hükümdarkk etmek 23. hükümet etmek 24. hükümet sürmek 25. idare etmek 26. karara bağlamak 27. karara varmak 28. kararlaştırmak 29. rule over hükmetmek 30. saltanat sürmek 31. sözü geçmek 32. tahakküm etmek 33. talimat vermek 34. üstün olmak 35. zapt etmek

ana kullanım 2

01. kural 02. usul 03. yol 04. yöntem 05. âdet 06. yönetim 07. egemenlik 08. tüzük 09. ilke 10. düzçizer 11. cetvel 12. çizgilik 13. çizeç 14. cetvel tahtası 15. düstur 16. düsturülamel 17. düzenleme 18. erk 19. erkân 20. gönye 21. hâkimiyet 22. hüküm 23. idare 24. işlem 25. kaide 26. kanun 27. kanun nizam 28. karar 29. kurallar dizisi 30. mahkeme emri 31. mahkeme kararı 32. metre 33. miyar 34. nizam 35. norm 36. ölçek 37. ölçü 38. oyunun kuralı 39. prensip 40. saltanat 41. sıra 42. standart 43. talimat 44. temel kural 45. ticari gelenek 46. türe 47. üç köşeli gönye 48. yönetmelik

basın

01. çizgi

gökbilim

01. cetvel 02. cetvel takımyıldızı

havacılık

01. kalkışa kadar hareket 02. yol almak

hekimlik

01. regl 02. baskınlık 03. hâkimiyet

hukuk

01. düştür

inşaat

01. düzeç

iş dünyası

01. yasa 02. hükümet 03. çizmek

mimarlık

01. katlanır metre

oto

01. çizgi

reklam

01. ince çizgi

spor

01. oyunun kuralı

şeker

01. ölçek 02. ölçü

teknik

01. yordam

tekstil

01. ölçek 02. standart

ticaret

01. ticari gelenek

turizm

01. idare etmek 02. kanun nizam

RULE = [ru: l] noun
1 kural, ilke * eşanlamlı : regulation, order, law, principle, directive, guide, criterion
İngilizce örnek : These rules are for your own comfort and safety.
Türkçe çevirisi : Bu kurallar sizin kendi rahat ve emniyetiniz içindir.
İngilizce örnek : Chess has quite complicated rules.
Türkçe çevirisi : Satrancın oldukça karışık kuralları vardır.
İngilizce örnek : We all must obey the school rules.
Türkçe çevirisi : Hepimiz okul kurallarına uymalıyız.
İngilizce örnek : This case is an exception to the rule.
Türkçe çevirisi : Bu olay, kuralın bir istisnasıdır.
2 usul, yol, yöntem, âdet * eşanlamlı : habit, routine, custom, practice
3 yönetim * eşanlamlı : government, reign, regime, dominion, domination
¤ verb
1 yönetmek * eşanlamlı : govern, direct, reign, manage, administer, lead, command, control, conduct
İngilizce örnek : The king ruled the country until he died.
Türkçe çevirisi : Kral, ülkeyi ölene kadar yönetti.
2 hüküm sürmek * eşanlamlı : prevail, predominate, decree
3 cetvelle çizmek
* as a rule = genelde, çoğunlukla
İngilizce örnek : As a rule, my mother looks after my children when I'm at work.
Türkçe çevirisi : Ben işteyken çocuklarıma çoğunlukla annem bakar.
İngilizce örnek : Sometimes he is angry with us, but as a rule he is a nice boss.
Türkçe çevirisi : Bazen bize kızar, ama genelde iyi bir patrondur.
* rule out = ihtimalini ortadan kaldırmak
İngilizce örnek : The biopsy ruled out a number of illnesses.
Türkçe çevirisi : Biyopsi, birçok hastalığın olasılığını ortadan kaldırdı. (Biyopsiyle birçok hastalığın olmadığı görüldü.)
İngilizce örnek : The police have ruled out the possibility that he's lost.
Türkçe çevirisi : Polis, onun kaybolduğu olasılığını ortadan kaldırdı. (Polis onun kaybolmadığını anladı.)

1: 0 ms