• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

keen

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 5855

ana kullanım 1

01. ağıt yakmak

ana kullanım 2

01. güçlü 02. canlı 03. yoğun 04. hararetli 05. sivri 06. keskin 07. hevesli 08. düşkün 09. ağıt 10. alakadar 11. derin 12. dokunan 13. doymak bilmez 14. düşük 15. eğinik 16. etkileyen 17. haris 18. ilgili 19. inciten 20. iyi 21. kılağılı 22. tiz 23. zağlı 24. zorlu 25. acı 26. açıkgöz 27. ateşli 28. büyük 29. çok 30. çok hevesli 31. coşkulu 32. duyarlı 33. gayretli 34. harika 35. hassas 36. heveskâr 37. içe işleyen 38. ince 39. ince görüşlü 40. istekli 41. kavrayışlı 42. kuvvetli 43. matem türküsü 44. meraklı 45. mükemmel 46. öfkeli 47. şahane 48. sert 49. şiddetli 50. ucuz 51. uygun 52. yaman 53. zeki

tarım

01. çok düşkün 02. çok kesin

KEEN = [ki: n] adjective
1 keskin, acı, sert * eşanlamlı : sharp, acute, piercing, cutting, biting, acid
İngilizce örnek : Be careful! That knife has a keen edge.
Türkçe çevirisi : Dikkatli ol! O bıçağın keskin bir ağzı var.
İngilizce örnek : His sight is very keen.
Türkçe çevirisi : Onun görüşü (gözleri) keskindir.
2 akıllı * eşanlamlı : shrewd, quick, clever * karşıtanlamlı : stupid, slow
* keen on = meraklı, hevesli, istekli, hasta
İngilizce örnek : I wasn't keen on going to the meeting.
Türkçe çevirisi : Toplantıya gitmeye istekli değildim.
İngilizce örnek : We were very keen on sailing.
Türkçe çevirisi : Yelkenli ile gezmeye çok hevesli idik.
İngilizce örnek : She's really keen on physical fitness.
Türkçe çevirisi : Formda kalmaya gerçekten çok düşkün.

1: 0 ms