• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

keskin

Türkçe - İngilizce

adjective / sıfat

içecek

sıfat / adjective

KESKİN = (keskin nedir; keskin ne demek; keskin İngilizcesi) 1. Çok kesici, iyi kesen: «Sonunda keskin bir taşı testere gibi kullanarak ipi incelte incelte kopardı.» -H. R. Gürpınar. 2. mec. Tiz (ses): «Bir kadın sesiydi bu. İnce ve keskin, dikkati hemen kapan ve bırakmayan bir ses.» -P. Safa. 3. mec. Kırıcı, incitici: «En yakın dostlarının bile kusurlarını keskin bir dille yüzlerine vururmuş.» -H. Taner. 4. mec. Etkili, sert: «Masanın başında, güneşten yanmış yüzü, sert ve derin çizgilerle dolu, keskin bakışlı, kıranta bir adam oturuyor.» -E. M. Karakurt. 5. mec. Hassas. 6. mec. Dikkatli. 7. argo Zampara.

KESKİN = (keskin nedir; keskin ne demek; keskin İngilizcesi) Azgın.

keskin = akut [öz Türkçe - eski terim]

keskin = bürrân [Türkçe - Osmanlıca]

keskin = hâdd [Türkçe - Osmanlıca]

keskin = sârim [Türkçe - Osmanlıca]

keskin = tîz [Türkçe - Osmanlıca]

keskin = tünd [Türkçe - Osmanlıca]

1: 0 ms