• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

hard

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 579

ana kullanım

01. sert 02. katı 03. güç 04. zor 05. kuvvetli 06. sağlam 07. zorlu 08. acı 09. hoşgörüsüz 10. nakit 11. altınla desteklenen 12. zalim 13. kireçli 14. şiddetle 15. kuvvetle 16. büyük gayretle 17. fena halde 18. aşırı ölçüde 19. sıkı 20. çok 21. yoğun 22. ağır 23. acıyla 24. alabanda 25. alışkanlık yapan 26. alkol derecesi yüksek 27. bağımlılık yaratan 28. berk 29. bozulmuş 30. çetin 31. çok çalışan 32. çok kötü 33. çok soğuk 34. damaksıl olmayan 35. dayanılması zor 36. erkek 37. eziyetli 38. fonetik 39. gayretle 40. güç koşulları olan 41. gücünü zorlayan 42. kalpsiz 43. kart 44. katlanması güç 45. kesilmiş 46. mücadeleyle 47. müşkül 48. nahoş 49. nazik olmayan 50. pek 51. sakin 52. sarhoş edici 53. şedit 54. şiddetli 55. sıkıcı 56. sıkıntılı 57. soğukkanlı 58. tıkız 59. titreşimsiz 60. yanında 61. yorucu 62. yorucu bir şekilde 63. zahmetli 64. zor güç 65. direngen 66. güvenilir 67. sert yoğun 68. yüksek 69. acımasız 70. altınla desteklenmiş 71. anlaşılması zor 72. aşırı 73. aşırı derecede 74. bor 75. borak 76. çalışkan 77. çekek 78. ciddi 79. cimri 80. çirkin 81. çok yalandan 82. dayanıklı 83. ekşi 84. ekşimiş 85. eli sıkı 86. faal 87. gergin 88. granit gibi 89. güçlükle 90. hapisanede yapılan ağır iş 91. harıl harıl 92. hemen arkasından 93. hızla 94. insafsız 95. kâğıt gibi 96. kalın sesli 97. kötü 98. meşakkatli 99. nasırlı 100. pek çok 101. pinti 102. plaj rampası 103. sarp 104. sert penis 105. sevimsiz 106. sıkıca 107. son hadde kadar 108. sulp 109. tahta gibi 110. yakın 111. zorla

denizcilik

01. alabanda etmek

HARD = [ha: d] adjective
1 sert, katı * eşanlamlı : solid, firm, rigid, stiff, strong, resistant, stony * karşıtanlamlı : soft
İngilizce örnek : Crystal is hard.
Türkçe çevirisi : Kristal serttir.
İngilizce örnek : The bone is hard.
Türkçe çevirisi : Kemik serttir.
2 güç, zor * eşanlamlı : difficult, arduous, laborious, strenuous, rigorous * karşıtanlamlı : easy
İngilizce örnek : Cheap accommodation is hard to find in big cities.
Türkçe çevirisi : Büyük şehirlerde ucuz kalacak yer bulmak zordur.
İngilizce örnek : I find it hard to cope with stress.
Türkçe çevirisi : Stresle başa çıkmayı zor buluyorum.
İngilizce örnek : I had a hard time learning Japanese.
Türkçe çevirisi : Japonca öğrenirken zorluk çektim.
İngilizce örnek : I'm having a hard time installing the software. Will you help me?
Türkçe çevirisi : Yazılımı yüklemekte zorluk çekiyorum. Bana yardımcı olur musun?
3 şiddetli * eşanlamlı : severe, stern, harsh
4 (su) kireçli, acı
¤ adverb
1 sıkıca, kuvvetlice, sert * eşanlamlı : violently, forcibly, forcefully, severely, harshly * karşıtanlamlı : softly
İngilizce örnek : He hit the ball hard.
Türkçe çevirisi : Topa sertçe vurdu.
İngilizce örnek : The men, pushing hard, got the boat into the sea.
Türkçe çevirisi : Adamlar, kuvvetle iterek, kayığı denize indirdi.
İngilizce örnek : The soldier hit the guard very hard and knocked him down.
Türkçe çevirisi : Asker muhafıza çok sert vurdu ve onu yere devirdi.
2 hızla; şiddetle
İngilizce örnek : It's snowing hard.
Türkçe çevirisi : Şiddetli kar yağıyor.
İngilizce örnek : It was raining hard when we left the office.
Türkçe çevirisi : Bürodan ayrıldığımız zaman şiddetli yağmur yağıyordu.
3 gayretle, harıl harıl, çok * eşanlamlı : energetically, forcefully, vigorously, earnestly, diligently
İngilizce örnek : Although he tried hard, he couldn't pass his driving test.
Türkçe çevirisi : Çok çalışmasına rağmen sürücü sınavını geçemedi.
İngilizce örnek : He worked hard in order to learn English.
Türkçe çevirisi : İngilizce öğrenmek için harıl harıl çalıştı.
İngilizce örnek : You must work hard to pass that examination.
Türkçe çevirisi : O sınavı geçmek için sıkı çalışmalısın.
İngilizce örnek : He is exhausted from working so hard.
Türkçe çevirisi : Çok fazla çalışmaktan bitkin.
* hard cash = nakit para, madeni para
* hard coppy = çıktı, yazıcı çıktısı
* hard currency = sağlam döviz, sağlam para
* hard luck = şansızlık, kör talih

1: 0 ms