• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

come

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 177

COME = [kam] verb
came [keym], come [kam]
1 gelmek; varmak; ulaşmak * eşanlamlı : arrive, approach, reach, near, move towards * karşıtanlamlı : go, leave
İngilizce örnek : Please come here!
Türkçe çevirisi : Lütfen buraya gel!
İngilizce örnek : Come and sit beside me.
Türkçe çevirisi : Gel de yanıma otur.
İngilizce örnek : The principal came into our classroom during the test.
Türkçe çevirisi : Test sırasında müdür sınıfımıza geldi.
İngilizce örnek : Do you want to come swimming with us?
Türkçe çevirisi : Bizimle yüzmeye gelmek ister misin?
2 olmak, gelmek
İngilizce örnek : He came first in the exam.
Türkçe çevirisi : Sınavda birinci geldi.
İngilizce örnek : He came second in the race.
Türkçe çevirisi : Yarışta ikinci oldu.
3 üretilmek, satışa sunulmak
İngilizce örnek : The shirts come in four sizes.
Türkçe çevirisi : Gömlekler dört bedende satışa sunuluyor.
* come about = olmak, meydana gelmek
İngilizce örnek : How did that accident come about?
Türkçe çevirisi : Bu kaza nasıl oldu?
İngilizce örnek : Let me explain how the situation came about.
Türkçe çevirisi : Durumun nasıl meydana geldiğini açıklayayım.
İngilizce örnek : How did this situation come about?
Türkçe çevirisi : Bu durum nasıl meydana geldi?
* come across = karşılaşmak, rastlamak
İngilizce örnek : Have you ever come across him?
Türkçe çevirisi : Hiç onunla karşılaştın mı?
İngilizce örnek : I came across an old book that you would be interested in.
Türkçe çevirisi : Seni ilgilenebileceğin eski bir kitaba rastladım.
İngilizce örnek : I came across that old picture when I was looking for some documents.
Türkçe çevirisi : Bazı belgeleri ararken bu eski resme rastladım.
İngilizce örnek : In looking through the journals he came across an interesting article.
Türkçe çevirisi : Mesleki dergileri gözden geçirirken ilginç bir makaleye rastladı.
İngilizce örnek : Where did you come across this manuscript?
Türkçe çevirisi : Bu el yazmasını nereden buldun?
* come along = 1 ilerlemek, gelişmek
2 (sağlık) iyiye gitmek
3 olmak, ortaya çıkmak
2 takip etmek
* come apart = kopuvermek, dağılıvermek
* come away = terk etmek, ayrılmak
* come back = 1 dönmek, geri gelmek
İngilizce örnek : What time will you come back?
Türkçe çevirisi : Saat kaçta döneceksin?
2 yeniden gözde olmak, yeniden moda olmak
İngilizce örnek : Do you think western films have come back?
Türkçe çevirisi : Sence kovboy filmleri yeniden moda mı oldu?
* come by = 1 elde etmek, sahip olmak
İngilizce örnek : How on earth did you come by that mink coat?
Türkçe çevirisi : Nasıl oldu da bu kürk mantoya sahip oldun?
2 uğramak, ziyaret etmek
İngilizce örnek : She came by to see us yesterday.
Türkçe çevirisi : Dün bizi görmek için uğradı.
* come down = 1 aşağıya inmek
2 (fiyat) düşmek
* come from = (bir yerden) gelmek, olmak, kökeni … olmak
İngilizce örnek : Where do you come from?
Türkçe çevirisi : Nerelisiniz?
İngilizce örnek : My mother comes from America.
Türkçe çevirisi : Annem Amerika’lıdır.
İngilizce örnek : The word yoghurt comes from Turkish.
Türkçe çevirisi : Yoğurt sözcüğü Türkçe’den gelir.
* come in = içeri girmek * eşanlamlı : enter
* come into = girmek
İngilizce örnek : He came into the room.
Türkçe çevirisi : Odaya girdi.
2 mirasa konmak
İngilizce örnek : He has just come into a fortune.
Türkçe çevirisi : Miras olarak bir servete konuverdi.
* come of = -den gelmek
* come off = 1 çıkmak, kopmak
İngilizce örnek : My coat button has come off.
Türkçe çevirisi : Ceket düğmem koptu.
İngilizce örnek : Those stains might come off if you use benzine.
Türkçe çevirisi : Benzin kullanırsan bu lekeler çıkabilir.
2 başarılı olmak
İngilizce örnek : The party came off well. Everyone had a lot of fun.
Türkçe çevirisi : Parti başarılı oldu. Herkes çok eğlendi.
* come on! = hadi!, haydi!
* come on = 1 gelişmek, ilerlemek
2 elini çabuk tutmak
* come out = çıkmak
İngilizce örnek : What time can you come out tonight?
Türkçe çevirisi : Bu akşam saat kaçta çıkabilirsin?
İngilizce örnek : Flowers come out in the spring.
Türkçe çevirisi : Çiçekler ilkbaharda çıkar.
İngilizce örnek : These flowers only come out at night.
Türkçe çevirisi : Bu çiçekler sadece geceleri çıkar.
İngilizce örnek : A new magazine has just come out.
Türkçe çevirisi : Yeni bir dergi çıktı.
İngilizce örnek : His new novel comes out next week.
Türkçe çevirisi : Yeni romanı önümüzdeki hafta çıkıyor.
İngilizce örnek : The mark on the table cloth won't come out.
Türkçe çevirisi : Masa örtüsündeki leke çıkmıyor.
İngilizce örnek : I am not at all photogenic; I never come out well in photos.
Türkçe çevirisi : Hiç fotojenik değilim; fotoğraflarda hiç iyi çıkmıyorum.
İngilizce örnek : My photos didn't come out very well.
Türkçe çevirisi : Fotoğraflarım çok iyi çıkmamış.
* come round = 1 uğramak
2 kendine gelmek, ayılmak
İngilizce örnek : It took him a long time to come round after his anaesthetic.
Türkçe çevirisi : Narkozdan sonra kendine gelmesi uzun zaman aldı.
3 dediğine gelmek, fikrini değiştirip kabullenmek
İngilizce örnek : One day you will come round to my point of view.
Türkçe çevirisi : Bir gün benim görüşümü kabul edeceksin.
* come through = 1 kurtulmak, atlatmak
İngilizce örnek : She came through the earthquake alive.
Türkçe çevirisi : Depremden sağ kurtuldu.
2 (haber, bilgi vb.) ulaşmak, açıklanmak, ilan edilmek
İngilizce örnek : Has the football results come through on the Internet?
Türkçe çevirisi : Futbol sonuçları İnternette çıktı mı?
* come to = 1 ayılmak
İngilizce örnek : He fainted a few minutes ago, but fortunately came to right away.
Türkçe çevirisi : Birkaç dakika önce bayılmıştı, ama Allahtan hemen kendine geldi.
İngilizce örnek : When she came to, she didn't know where she was.
Türkçe çevirisi : Kendine geldiğinde nerede olduğunu bilmiyordu.
2 tutmak, varmak
İngilizce örnek : The bill for the dinner came to 250 liras.
Türkçe çevirisi : Yemeğin faturası 250 lirayı buldu.
* come to an agreement = anlaşmaya varmak
* come to light = ortaya çıkmak
İngilizce örnek : The truth of the matter came to light during the investigation.
Türkçe çevirisi : Meselenin özü soruşturma sırasında ortaya çıktı.
* come/get to the point = sadede gelmek
* come up = 1 (daha yüksek bir konuma, güneyden kuzeye birisine) gelmek
İngilizce örnek : Why don't you come up and see me some time?
Türkçe çevirisi : Bir ara gelip beni görsene.
İngilizce örnek : My nephew from Antalya came up to Trabzon last week.
Türkçe çevirisi : Geçen hafta yeğenim Antalya’dan Trabzon’a geldi.
2 gündeme gelmek, konuşulmak
İngilizce örnek : When the subject of religion came up, she left the room.
Türkçe çevirisi : Din konusu gündeme gelince odayı terk etti.
3 (sorun) çıkmak
İngilizce örnek : We've come up against a problem.
Türkçe çevirisi : Bir sorunla karşılaştık.
* come up witht = (çare vb.) bulmak, ortaya atmak
İngilizce örnek : She wants to come up with a great idea for the party.
Türkçe çevirisi : Parti için iyi bir fikir ortaya atmak istiyor.

COME = come nedir; come ne demek; come Türkçesi; come nasıl okunur, okunuşu /kam/ eylem [past tense : came, past participle : come, -ing : coming]

1: 0 ms