• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

bother

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 8806

BOTHER = [bodı] verb
1 canını sıkmak, rahatsız etmek, üzmek * eşanlamlı : worry, disturb, annoy, irritate, trouble, pester
İngilizce örnek : Bothered by the loud music, I couldn't do my homework.
Türkçe çevirisi : Gürültülü müzikten rahatsız olduğum için ödevimi yapamadım.
İngilizce örnek : Don't bother him; he is at work.
Türkçe çevirisi : Onu rahatsız etme; o çalışıyor.
İngilizce örnek : Don't bother me about it now. I'm too busy.
Türkçe çevirisi : Bu konuda şimdi beni rahatsız etme. Çok meşgulüm.
2 (with/about) zahmet etmek
İngilizce örnek : He didn’t bother to close the door.
Türkçe çevirisi : Zahmet edip de kapıyı kapamadı.
¤ noun
sıkıntı, dert, zahmet * eşanlamlı : trouble, anxiety, upset * karşıtanlamlı : comfort
İngilizce örnek : I've had some bother with the gears.
Türkçe çevirisi : Dişli takımı ile sorunum oldu.
* bcan’t be bothered (to do sth) = (bir şey yapmakla) uğraşamamak, vakti veya gücü olmamak
İngilizce örnek : I can’t be bothered to cook fish tonight.
Türkçe çevirisi : Bu akşam balık pişirmekle uğraşamam.

BOTHER nasıl okunur, okunuşu /'bODı/ isim

ilgili sözler / related words

1: 1 ms