• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

prove

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 1698

PROVE = [pru: v] verb
1 kanıtlamak * eşanlamlı : show, demonstrate, manifest, evidence, verify, confirm, affirm
İngilizce örnek : The police can't prove that he murdered the young woman.
Türkçe çevirisi : Polis, onun genç kadını öldürdüğünü ispat edemiyor.
İngilizce örnek : The lawyer tried to prove her innocence.
Türkçe çevirisi : Avukat onun masumiyetini kanıtlamaya çalıştı.
İngilizce örnek : Our investigation proved that the letter was a forgery.
Türkçe çevirisi : Araştırmamız mektubun sahte olduğunu kanıtladı.
İngilizce örnek : The lawyer couldn’t prove his involvement in the crime.
Türkçe çevirisi : Avukat onun suça karışmışlığını kanıtlayamadı.
2 çıkmak, bulunmak
İngilizce örnek : The rumours proved false.
Türkçe çevirisi : Söylentiler yanlış çıktı.
İngilizce örnek : His guess proved correct.
Türkçe çevirisi : Tahmini doğru çıktı.
İngilizce örnek : The painting proved (to be) a fake.
Türkçe çevirisi : Tablo sahte çıktı.
İngilizce örnek : The film proved to be a disappointment.
Türkçe çevirisi : Film düş kırıklığına uğrattı.
3 mat. sağlamasını yapmak

PROVE = nasıl okunur, okunuşu /pru:v/ eylem [past tense : proved, past participle : proved/proven, -ing : proving]

1: 0 ms