• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

weak

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 2109

sinema

ticaret

WEAK = [wi: k] adjective
1 güçsüz, zayıf * eşanlamlı : feeble, frail, flimsy, sickly, unhealthy, powerless, impotent * karşıtanlamlı : strong
İngilizce örnek : I haven’t eaten for two days and I feel weak.
Türkçe çevirisi : İki gündür yemek yemedim ve kendimi halsiz hissediyorum.
İngilizce örnek : The old wooden bridge is weak and dangerous.
Türkçe çevirisi : Eski ahşap köprü zayıf ve tehlikeli.
İngilizce örnek : This weak building cannot survive a strong earthquake.
Türkçe çevirisi : Bu zayıf bina güçlü bir depremi atlatamaz.
2 (mazeret) sudan
İngilizce örnek : I have never heard a weaker excuse!
Türkçe çevirisi : Daha sudan bir mazeret duymamıştım!
3 (çorba, çay) sulu, açık * eşanlamlı : watery, diluted
İngilizce örnek : The old man was drinking weak tea from a cup.
Türkçe çevirisi : Yaşlı adam bir fincandan açık çay içiyordu.

WEAK = nasıl okunur, okunuşu /wi:k/ sıfat [weaker - weakest]

1: 0 ms