• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

turn

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 547

ana kullanım 1

01. çevirmek 02. döndürmek 03. çevrilmek 04. dönmek 05. sapmak 06. saptırmak 07. yöneltmek 08. doğrultmak 09. üstüne tutmak 10. kıvırmak 11. katlamak 12. dönüşmek 13. dönüştürmek 14. ekşitmek 15. ekşimek 16. bozulmak 17. varmak 18. ulaşmak 19. açmak 20. aklı çelmek 21. aklını çelmek 22. aşmak 23. atfetmek 24. atlatmak 25. atmak 26. aylamak 27. aylanmak 28. basmak 29. başvurmak 30. bertaraf etmek 31. biçim vermek 32. bozmak 33. bulandırmak 34. bulanmak 35. burkmak 36. çalkalamak 37. çark etmek 38. caydırmak 39. çekilmek 40. defetmek 41. deforme etmek 42. değişmek 43. değiştirmek 44. -den yararlanmak 45. devretmek 46. devrettirmek 47. dile getirmek 48. doldurmak 49. dönülmek 50. dönüş yapmak 51. düşman etmek 52. -e bakmak 53. -e dönüşmek 54. -e vermek 55. -e vurmak 56. etkilemek 57. geçmek 58. gevşetmek 59. girmek 60. güzel bir şekilde yapmak 61. haline gelmek 62. haline getirmek 63. havale etmek 64. kendini -e hasretmek 65. kesilmek 66. kıvrılmak 67. körletmek 68. kullanmak 69. kuşatmak 70. müracaat etmek 71. olmak 72. oluşturmak 73. parti vs değiştirmek 74. perende atmak 75. renk değiştirmek 76. saldırmak 77. salmak 78. savuşturmak 79. şekillendirmek 80. sonucu etkilemek 81. sürmek 82. tahvil etmek 83. taklip etmek 84. tedvir etmek 85. tercüme etmek 86. ters dönmek 87. ters yüz olmak 88. tersyüz etmek 89. tevcih etmek 90. torna etmek 91. torna ile biçim vermek 92. tornalamak 93. tornistan etmek 94. turn loose çözmek 95. vazgeçirmek 96. viraj oluşturmak 97. -ya çevirmek 98. yandan toparlamak 99. yapmak 100. -ye çevirmek 101. yön değiştirmek 102. yönelmek 103. yönünü değiştirmek 104. zarif bir biçim vermek

ana kullanım 2

01. dönme 02. döndürme 03. dönüş 04. sapma 05. yönelme 06. değişim 07. değişiklik 08. devir 09. bir şeyi yapma sırası 10. sıra 11. hastalık nöbeti 12. nöbet 13. şok 14. sürpriz 15. heyecan 16. dönemeç 17. yetenek 18. eğilim 19. amaç 20. biçim 21. birden -e dönme 22. büklüm 23. buz pateninde dönüş 24. davranış 25. defa 26. değişme 27. deyim 28. din 29. dolam 30. dolaşma 31. dönme hareketi 32. dönü 33. dönüm 34. dönüm noktası 35. dönüş noktası 36. düşünce tarzı 37. -e yüz tutma 38. fikir 39. fırsat 40. gaye 41. gezme 42. gidiş 43. görünüm 44. gösteri 45. grupçuk 46. grupetto 47. hal 48. hamle 49. hareket 50. ifade 51. ileri geri gidip gelme 52. istidat 53. kabiliyet 54. keşik 55. kıvrıntı 56. korkutma 57. kriz 58. kümecik 59. mahiyet 60. maksat 61. menderes 62. meyil 63. muamele 64. numara 65. ödünü koparma 66. olanak 67. oyun 68. posta 69. sapak 70. sapış 71. sarım 72. sarsıntı 73. sarsma 74. şekil 75. şöyle bir dolaşma 76. söz temsili 77. tarz 78. tur 79. yön değiştirme 80. yüzme

askeri

01. kuşatmak

atletizm

01. deneme sırası

basın

01. devam vermek

bisiklet

01. geriye dönüş noktası

coğrafya

01. menderes

denizcilik

01. volta

elektrik

01. sarım

hekimlik

01. kriz

hukuk

01. hasılat

inşaat

01. vardiya

iş dünyası

01. kazanmak 02. dolanmak 03. tedavülde olmak 04. viraj 05. kıvrım 06. dirsek

jimnastik

01. barda, yarım dönüş

mecaz

01. dile getirmek 02. güzel bir şekilde yapmak 03. zarif bir biçim vermek

medya

01. tur

mimarlık

01. merdiven devri 02. merdiven eğrisi 03. tornada çekmek 04. tornalamak 05. yönlendirmek

mühendislik

01. tur

müzik

01. grupçuk 02. grupetto 03. kümecik

ormancılık

01. tur

oto

01. tornalama 02. tur atma

teknik

01. sargı 02. sipir

ticaret

01. havale etmek 02. tahvil etmek

tiyatro

01. numara 02. oyun

TURN = [tö: n] verb
1 çevirmek, döndürmek * eşanlamlı : rotate, revolve, roll, spin, twirl, wheel
İngilizce örnek : Turn the page.
Türkçe çevirisi : Sayfayı çevir.
İngilizce örnek : We open the door by turning the handle.
Türkçe çevirisi : Kapıyı, kolunu çevirerek açarız.
2 çevrilmek, dönmek * eşanlamlı : revolve, rotate; whirl, veer
İngilizce örnek : He turned and looked at me.
Türkçe çevirisi : Döndü ve bana baktı.
3 sapmak * eşanlamlı : diverge
İngilizce örnek : Turn left.
Türkçe çevirisi : Sola sap.
İngilizce örnek : The car in front of us turned right.
Türkçe çevirisi : Önümüzdeki araba sağa döndü.
İngilizce örnek : We must turn very slowly out of side roads into the main street.
Türkçe çevirisi : Yan yollardan ana yola çok yavaş dönmeliyiz.
4 saptırmak
5 yöneltmek * eşanlamlı : direct
6 üstüne tutmak
7 kıvırmak, katlamak
8 dönüştürmek; dönüşmek * eşanlamlı : modify, change, convert, transform
İngilizce örnek : The acid turned the liquid red.
Türkçe çevirisi : Asit sıvıyı kırmızıya dönüştürdü.
İngilizce örnek : Ice turns into water if you heat it.
Türkçe çevirisi : Buzu ısıtırsanız suya dönüşür.
İngilizce örnek : Leaves turn brown in autumn.
Türkçe çevirisi : Sonbaharda yapraklar kahverengiye dönüşür.
İngilizce örnek : The traffic light turned green.
Türkçe çevirisi : Trafik ışığı yeşile dönüştü.
9 ekşitmek * eşanlamlı : sour, curdle, spoil
10 varmak, ulaşmak
¤ noun
1 devir, dönüş * eşanlamlı : rotation, circle, cycle, round, spin, twirl, revolution
2 dönemeç * eşanlamlı : bend, curve
3 değişim, değişiklik * eşanlamlı : change, alteration, variation
4 sıra
İngilizce örnek : It's your turn to pay.
Türkçe çevirisi : Ödeme sırası sende.
İngilizce örnek : It's your turn to do the washing.
Türkçe çevirisi : Çamaşır yıkama sırası sende.
5 nöbet * eşanlamlı : shift
6 yetenek * eşanlamlı : aptitude, gift, talent
7 kon. korkutma, sarsma
* at every turn = her defasında
* by turns = sırayla, art arda
* in turn = sıra ile
İngilizce örnek : Let's do the cooking in turn.
Türkçe çevirisi : Yemek pişirme işini sırayla yapalım.
* out of turn = sıra dışında, sırasız
İngilizce örnek : I interrupted him because he spoke out of turn at the meeting.
Türkçe çevirisi : Onun sözünü kestim çünkü toplantıda sırası gelmeden konuştu.
* take turns = sıra ile (nöbetleşe) yapmak
İngilizce örnek : Selma and Recep take turns washing the dishes each night.
Türkçe çevirisi : Selma ve Murat her akşam bulaşığı sıra ile yıkar.
* turn against = karşı çıkmak * eşanlamlı : oppose, rebel against, defy
* turn away = geri çevirmek
* turn back = 1 geri dönmek
İngilizce örnek : He was forced to turn back because of the heavy rain.
Türkçe çevirisi : Şiddetli yağmur yüzünden geri dönmek zorunda kaldı.
2 (sayfa, vb) kıvırmak
* turn down = sesini kısmak * eşanlamlı : lower, reduce, lessen, decrease, diminish * karşıtanlamlı : raise
İngilizce örnek : Will you turn the radio down just a little bit?
Türkçe çevirisi : Radyonun sesini biraz kısar mısın?
2 gücünü azaltmak
İngilizce örnek : Will you please turn down the gas? It's quite hot.
Türkçe çevirisi : Doğal gazı biraz kısar mısın? Bayağı sıcak.
3 geri çevirmek, reddetmek * eşanlamlı : reject, refuse * karşıtanlamlı : accept
İngilizce örnek : He turned down several job offers he got.
Türkçe çevirisi : Aldığı birçok iş teklifini geri çevirdi.
İngilizce örnek : Another company offered me a job but I turned them down.
Türkçe çevirisi : Bana başka bir şirket iş teklifinde bulunda ama onları geri çevirdim.
İngilizce örnek : She turned down my offer to help her with the test.
Türkçe çevirisi : Ona sınavda yardım etme teklifimi geri çevirdi.
İngilizce örnek : The poet was very unhappy when the company turned his poems down.
Türkçe çevirisi : Şirket şiirlerini geri çevirince şair çok üzüldü.
İngilizce örnek : When Robert asked Helen to marry him, she turned him down.
Türkçe çevirisi : Robert Helen’den kendisiyle evlenmesini isteyince, Helen onu reddeti.
* turn in = teslim etmek, vermek * eşanlamlı : give, deliver
2 kon. yatmak * eşanlamlı : rest
İngilizce örnek : I'm very tired, I'm going to turn in soon.
Türkçe çevirisi : Çok yorgunum, birazdan yatacağım.
İngilizce örnek : We usually turn in at twelve o'clock.
Türkçe çevirisi : Genellikle on ikide yatarız.
* turn into = değişmek, dönüşmek, olmak; dönüştürmek, yapmak * eşanlamlı : change, become
İngilizce örnek : The water turned into ice.
Türkçe çevirisi : Su buza dönüştü.
İngilizce örnek : The witch turned the prince into a frog.
Türkçe çevirisi : Cadı prensi kurbağaya dönüştürdü.
* turn off = söndürmek, kapamak, kesmek * eşanlamlı : stop; close
İngilizce örnek : Turn off the lights before going to bed.
Türkçe çevirisi : Yatmaya gitmeden önce ışıkları söndür.
İngilizce örnek : He turned off the television after the news program ended.
Türkçe çevirisi : Haber programı bitince televizyonu kapadı.
İngilizce örnek : I want to go to sleep. Could you turn off the light?
Türkçe çevirisi : Yatmaya gitmek istiyorum. Işığı kapatır mısın?
İngilizce örnek : Please turn off the radio. I want to sleep.
Türkçe çevirisi : Lütfen radyoyu kapat. Uyumak istiyorum.
2 sapmak
İngilizce örnek : Turn off the motorway at the next light.
Türkçe çevirisi : İlk ışıklardan otobandan sapın.
* turn on = açmak * eşanlamlı : start, switch on
İngilizce örnek : Please turn the radio on.
Türkçe çevirisi : Lütfen radyoyu aç.
İngilizce örnek : Shall I turn on the TV?
Türkçe çevirisi : Televizyonu açayım mı?
İngilizce örnek : It's too dark in here, please turn on the lights.
Türkçe çevirisi : Burası çok karanlık, lütfen ışıkları aç.
2 saldırmak
İngilizce örnek : The mad dog turned on its owner and bit him.
Türkçe çevirisi : Kuduz köpek sahibine saldırdı ve onu ısırdı.
3 kon. (cinsel açıdan) etkilemek, ilgisini uyandırmak
* turn out = 1 söndürmek, kapatmak * eşanlamlı : switch off, turn off, put out
İngilizce örnek : Turn the light out as you leave.
Türkçe çevirisi : Giderken ışığı söndür.
2 üretmek * eşanlamlı : make, manufacture, fabricate, produce
3 boşaltmak * eşanlamlı : expel, dismiss, discharge * karşıtanlamlı : admit
4 olmak, çıkmak * eşanlamlı : become, ensue
İngilizce örnek : I didn't like my new secretary at first, but she turned out to be very nice.
Türkçe çevirisi : Önceleri yeni sekreterimden hoşlanmamıştım, ama (sonradan) çok hoş (biri) çıktı.
İngilizce örnek : I'm glad the weather has turned out fine.
Türkçe çevirisi : Havanın iyi olmasına sevindim.
İngilizce örnek : It turned out that the passport didn't belong to him.
Türkçe çevirisi : Pasaportun ona ait olmadığı anlaşıldı (ortaya çıktı).
İngilizce örnek : Most of the fruit turned out to be rotten.
Türkçe çevirisi : Meyvenin çoğu çürük çıktı.
İngilizce örnek : That boy has turned out to be a very naughty student.
Türkçe çevirisi : O oğlan çok yaramaz bir öğrenci çıktı.
İngilizce örnek : The stranger turned out to be my nephew.
Türkçe çevirisi : Yabancı benim yeğenim çıktı.
İngilizce örnek : Everything turned out well at the end of the story.
Türkçe çevirisi : Öykünün sonunda her şey iyi çıktı.
İngilizce örnek : He turned out to be an old friend of Mary's.
Türkçe çevirisi : Mary’nin eski bir arkadaşı çıktı.
5 bir yerde bulunmak, katılmak
İngilizce örnek : Thousands of fans turned out to welcome the team.
Türkçe çevirisi : Binlerce traftar takımı karşılamaya katıldı.
* turn over = 1 çevirmek
İngilizce örnek : Turn the fish over; it's done on that side.
Türkçe çevirisi : Balığı çevir; o tarafı tamam (pişti).
2 devretmek, bırakmak
İngilizce örnek : The governor turned over the letter of complaint to his assistant.
Türkçe çevirisi : Vali şikâyet mektubunu yardımcısına havale etti.
3 (motor) sessiz çalışmak
2 üzerinde düşünmek
* turn to = -e başvurmak
* turn up = gelmek * eşanlamlı : come, arrive
İngilizce örnek : Some of the guests failed to turn up.
Türkçe çevirisi : Konuklardan bazıları gelemedi.
İngilizce örnek : Not many people turned up for the lesson.
Türkçe çevirisi : Derse herkes gelmedi.
İngilizce örnek : She turned up with her new boy friend.
Türkçe çevirisi : Yeni erkek arkadaşı ile geldi.
İngilizce örnek : The mayor turned up an hour late.
Türkçe çevirisi : Belediye başkanı bir saat sonra geldi.
İngilizce örnek : We arranged to meet here but so far she has failed to turn up.
Türkçe çevirisi : Burada buluşmayı kararlaştırmıştık ama şu ana kadar gelemedi.
İngilizce örnek : We invited a lot of people to the party but half of them didn't turn up.
Türkçe çevirisi : Partiye çok kişi davet ettik ama yarısı geldi.
2 ortaya çıkmak * eşanlamlı : come to light, be found, appear
3 (ses, ısı vb.)biraz daha açmak * eşanlamlı : increase, raise, amplify
İngilizce örnek : Turn the radio up; this is a nice song.
Türkçe çevirisi : Radyonun sesini aç; bu güzel bir şarkı.
İngilizce örnek : Will you turn the radio up? I can't hear it.
Türkçe çevirisi : Radyonun sesini açar mısın? Onu duyamıyorum.

1: 0 ms