• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

try

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 910

ana kullanım 1

01. denemek 02. sınamak 03. uğraşmak 04. çalışmak 05. kızdırmak 06. sıkmak 07. sinirlerini bozmak 08. bakmak 09. çabalamak 10. gayret etmek 11. gayret göstermek 12. girişmek 13. kalkışmak 14. kalkmak 15. tatmak 16. tecrübe etmek 17. yeltenmek 18. yoklamak 19. acı çektirmek 20. acı vermek 21. anlamak 22. arıtmak 23. başvurmak 24. bir tecrübe etmek 25. sabrını tüketmek 26. sınamadan geçirmek 27. tasaddi etmek 28. teşebbüs etmek 29. yeteneğini sınamak 30. yormak

ana kullanım 2

01. deneme 02. kalkışma 03. girişim 04. çalışma 05. uğraşma 06. çaba 07. tecrübe 08. teşebbüs

hukuk

01. davasını görmek 02. yargılamak 03. muhakeme etmek

kısaltma

01. Türk lirası 02. yeni Türk lirası 03. tl

teknik

01. işleyip düzeltmek 02. planya ile düzlemek 03. tasfiye etmek

TRY = [tray] verb
1 denemek, sınamak * eşanlamlı : test, assay, experiment with, prove, examine
İngilizce örnek : Try pushing it instead of pulling it.
Türkçe çevirisi : Onu çekmek yerine itmeyi dene.
İngilizce örnek : If you can't turn the key, try putting some oil in the lock.
Türkçe çevirisi : Anahtarı çeviremiyorsan, kilide biraz yağ koymayı dene.
2 uğraşmak, çalışmak * eşanlamlı : attempt, struggle, make an effort
İngilizce örnek : Try not to make a noise.
Türkçe çevirisi : Gürültü yapmamaya çalış.
İngilizce örnek : A group of expert tried to find the cause of the fire.
Türkçe çevirisi : Bir grup bilirkişi yangının nedenini bulmaya çalıştı.
İngilizce örnek : Will you please be quiet? I'm trying to work.
Türkçe çevirisi : Lütfen sessiz olur musun? Çalışmaya çalışıyorum.
İngilizce örnek : They tried to relieve her of pain.
Türkçe çevirisi : Onun ağrısını dindirmeye çalıştılar.
4 huk. yargılamak
İngilizce örnek : Murder cases are always tried by jury.
Türkçe çevirisi : Cinayet davaları her zaman jüri tarafından yargılanır. (Cinayet davalarına her zaman jüri bakar.)
¤ noun
deneme, kalkışma, girişim * eşanlamlı : attempt, endeavour, effort; trial, test
* try on = (giysi) prova etmek, giyip denemek
İngilizce örnek : Can I try this shirt on, please?
Türkçe çevirisi : Bu gömleği deneyebilir miyim, lütfen?
İngilizce örnek : The assistant advised me to try the coat on.
Türkçe çevirisi : Tezgâhtar ceketi denememi tavsiye etti.
* try out = denemek
İngilizce örnek : Mother decided to try out a new recipe.
Türkçe çevirisi : Annem yeni bir yemek tarifi denemeye karar verdi.
İngilizce örnek : The first time I tried out my new bike I fell off.
Türkçe çevirisi : Yeni bisikletimi denediğim ilk seferde düştüm.
İngilizce örnek : The thing I really love about travelling is trying out different foods.
Türkçe çevirisi : Seyahat etmenin gerçekten sevdiğim tarafı, farklı yiyecekleri denemektir.
İngilizce örnek : You can try it out before you buy it.
Türkçe çevirisi : Onu almadan önce deneyebilirsin.

TRY = nasıl okunur, okunuşu /tray/ eylem

1: 0 ms