• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

trial

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 1407

ad / noun 6 – sports

ad / noun 7 – sports

ad / noun 9 – textile

sıfat / adjective 1 – law

TRIAL = ['trayıl] noun
1 huk. duruşma, yargılama * eşanlamlı : suit, lawwsuit
İngilizce örnek : At the trial, the witness presented evidence to convict the accused.
Türkçe çevirisi : Duruşmada tanık, sanığı mahkûm edecek bir kanıt sundu.
İngilizce örnek : At the end of the trial, he was found guilty and sent to prison.
Türkçe çevirisi : Duruşmanın sonunda suçlu bulundu ve hapse atıldı.
İngilizce örnek : Do you know who is the judge at his trial?
Türkçe çevirisi : Onun duruşmasına hangi hâkim bakıyor, biliyor musun?
2 deneme, sınama * eşanlamlı : test, experiment, analysis, proof, examination
İngilizce örnek : He agreed to give it a trial.
Türkçe çevirisi : Bir denemeye razı oldu.
3 baş belası, dert * eşanlamlı : difficulty, trouble, distress, suffering, nuisance, pest, annoyance * karşıtanlamlı : relief
* on trial = 1 yargılanmakta
İngilizce örnek : He is on trial for murder.
Türkçe çevirisi : Cinayetten yargılanıyor.
İngilizce örnek : He is on trial for embezzlement.
Türkçe çevirisi : Zimmetine para geçirmekten yargılanıyor.
2 deneme için
İngilizce örnek : We have the vacuum cleaner on one week's trial, with no commitment to buy.
Türkçe çevirisi : Bir hafta deneme süreli elektrik süpürgelerimiz var, almak şart değil.
* trial and error = deneme-yanılma yöntemi

TRIAL nasıl okunur, okunuşu /'trayıl/ isim

1: 0 ms