• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

trace

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 3238

ana kullanım 1

01. izini sürmek 02. izlemek 03. bulmak 04. ortaya çıkarmak 05. kopyasını çıkarmak 06. çizimi aktarmak 07. dikkatle yazmak 08. iz sürmek 09. izini takip etmek 10. keşfetmek 11. ulaşmak 12. uzanmak 13. çizmek 14. dayandırmak 15. dayanmak 16. güçlükle görmek ya da seçmek 17. -in izini araştırıp bulmak 18. -in izini takibetmek 19. izinden gitmek 20. saydam kâğıt üzerinden kopya etmek 21. takip etmek 22. tasarlamak 23. taslağını yapmak 24. üzerine ince kâğıt koyup kopyasını çıkarmak

ana kullanım 2

01. iz 02. az miktar 03. zerre 04. eser 05. kalıntı 06. azıcık miktar 07. cızık 08. hafif çizgi 09. imare 10. karine 11. nebze 12. nişane 13. ormanda patika 14. yer 15. alamet 16. kanıt 17. azıcık 18. azıcık şey 19. baskılı devre kartı 20. belirti 21. bir parçacık 22. ipucu 23. işaret 24. izleme 25. koşum kayışı 26. patika 27. yol 28. zerrecik

artistik patinaj

01. çelik izi

askeri

01. işaret 02. nişan 03. çizme

baskı

01. kontur çıkarma 02. kopya çıkarmak

bilişim

01. izleme 02. izle 03. tarihçe

havacılık

01. ışıklı mermi izi 02. kopye etmek

hekimlik

01. traje 02. çizin 03. eğri 04. trase 05. yol

hukuk

01. izini bulmak 02. suret çıkarmak

inşaat

01. kalke etmek 02. kopya etmek

madencilik

01. kopya çıkartmak 02. ozalite çekmek

makine

01. krank kolu

meteoroloji

01. trase

oto

01. izini sürme 02. sızıntı belirleme boyası

teknik

01. hakketmek 02. oymak 03. eser miktarda 04. geçirmek 05. iz çizgisi 06. tarihçe

TRACE = Genellikle ölçülemeyen veya kayda değer olmayan miktarlar için kullanılan terim. Yerde 1 mm. den daha az yağış veya 1 mm. den az kar örtüsü bulunması durumunda kullanılan terim. Bu terim meteorolojiye kimyadan geçmiştir. [meteoroloji > ne, nedir, ne demek]

TRACE = [treys] verb
1 izini sürmek, izlemek * eşanlamlı : follow, pursue, track, hunt
İngilizce örnek : The history of the university can be traced back to the 16th century.
Türkçe çevirisi : Üniversitenin tarihi, 16. yüzyıla dayanır.
2 ortaya çıkarmak * eşanlamlı : find, discover, detect
3 kopyasını çıkarmak * eşanlamlı : copy, depict
¤ noun
1 iz * eşanlamlı : sign, mark, hint, indication
İngilizce örnek : By the time the police arrived, there was no trace of the burglars.
Türkçe çevirisi : Polis gelene kadar, hırsızlardan eser kalmadı.
2 kalıntı * eşanlamlı : remains
3 zerre * eşanlamlı : bit, jot

1: 0 ms