• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

thick

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 2215

ana kullanım

01. kalın 02. katı 03. sık 04. yoğun 05. kalın kafalı 06. en hareketli an 07. curcuna 08. keşmekeş 09. ağır 10. ahmak 11. boğuk 12. canciğer 13. çok miktarda 14. gümrah 15. gür 16. kalın bir halde 17. kalınca 18. kesif 19. kısık 20. koyu 21. samimi 22. sıkı 23. sıkı fıkı 24. aşırı 25. belirgin 26. boza gibi 27. bulanık 28. dumanlı 29. en civcivli an 30. en heyecanlı yeri 31. en sıkışık yer 32. etli 33. gevrek 34. içlidışlı 35. kaba 36. kalınlık 37. orman gibi 38. sakil 39. şavalak 40. sisli 41. sulu değil

bilişim

01. geniş

konuşma dili

01. gabi

tekstil

01. tok

yeme içme

01. boza

THICK = [tik] adjective
1 kalın * eşanlamlı : fat * karşıtanlamlı : thin, slim
İngilizce örnek : The book is thick.
Türkçe çevirisi : Kitap kalındır.
İngilizce örnek : My mother-in-love wears thick glasses.
Türkçe çevirisi : Kaynanam kalın gözlük takıyor.
İngilizce örnek : These oranges have a very thick skin.
Türkçe çevirisi : Bu portakalların kabuğu çok kalın.
2 (sıvı) koyu * eşanlamlı : condensed, viscous
İngilizce örnek : If the soup is too thick, add some more water.
Türkçe çevirisi : Çorba çok koyu ise, biraz su ekle.
3 sık * eşanlamlı : dense, compact
4 yoğun * eşanlamlı : dense, heavy, crowded
İngilizce örnek : In thick fog, the two ships ran into each other outside the harbour.
Türkçe çevirisi : Yoğun siste liman dışında iki gemi birbirine çarptı.
İngilizce örnek : The trees in the forest are so thick that you can't walk easily.
Türkçe çevirisi : Ormandaki ağaçlar o kadar yoğun ki rahat yürüyemezsiniz (rahat yürünmez).
İngilizce örnek : The flight may be cancelled if the fog gets thicker.
Türkçe çevirisi : Sis yoğunlaşırsa uçak seferi iptal edilebilir.
5 (ses) boğuk * eşanlamlı : throaty, guttural, hoarse, inarticulate

1: 0 ms