• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

there

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 41

ana kullanım

01. orada 02. oraya 03. orayı 04. işte 05. var 06. aha 07. hah 08. naber 09. şurada 10. oralarda 11. şuradaki 12. şuraya

THERE = 1 [deı, dı] pronoun :
1 (there is, there are) vardır
İngilizce örnek : There is a big fly on the ceiling.
Türkçe çevirisi : Tavanda büyük bir sinek var.
İngilizce örnek : There is no ink in the pen.
Türkçe çevirisi : Kalemde mürekkep yok.
İngilizce örnek : There is someone at the door.
Türkçe çevirisi : Kapıda birisi var.
İngilizce örnek : There is no time to go into details.
Türkçe çevirisi : Ayrıntılara girmeye vakit yok.
İngilizce örnek : There is a bus that leaves in ten minutes.
Türkçe çevirisi : On dakika sonra kalkan bir otobüs var.
İngilizce örnek : There is something on your mind, isn't there?
Türkçe çevirisi : Aklında bir şey var, değil mi?
İngilizce örnek : There isn't any water left - they've drunk it all.
Türkçe çevirisi : Hiç su kalmadı – hepsini içtiler.
İngilizce örnek : Is there a flight to London early in the morning?
Türkçe çevirisi : Sabahleyin erken saatte Londra’ya uçak var mı?
İngilizce örnek : There isn't any food left - they've eaten it all.
Türkçe çevirisi : Hiç yiyecek kalmamış –hepsini yemişler.
2 (there was, there were) vardı
İngilizce örnek : There were bruises all over her legs.
Türkçe çevirisi : Bacaklarının her yerinde çürükler vardı.
İngilizce örnek : There were pickpockets at the railway station.
Türkçe çevirisi : Tren istasyonunda yankesiciler vardı.
İngilizce örnek : There was no access to the site.
Türkçe çevirisi : Araziye giriş yoktu.
İngilizce örnek : There was a gentle breeze.
Türkçe çevirisi : Hafif bir meltem vardı.
İngilizce örnek : There was a hotel beside the station.
Türkçe çevirisi : İstasyonun yanında bir otel vardı.
3 (there has been, there have been) olmuştur
İngilizce örnek : There have been several wars between the two countries.
Türkçe çevirisi : İki ülke arasında birçok savaş olmuştur.
İngilizce örnek : There's been another big forest fire near Antalya.
Türkçe çevirisi : Antalya yakınında büyük bir orman yangını daha olmuştur.
İngilizce örnek : There has been no news of him.
Türkçe çevirisi : Ondan hiç haber yok.
4 (there will be) olacaktır
İngilizce örnek : Look at those clouds; I think there will be a thunderstorm.
Türkçe çevirisi : Şu bulutlara bak; sanırım gök gürültülü sağanak yağış olacak.

THERE = 2 [deı] adverb
orada, oraya, orayı
İngilizce örnek : Don't go there unless they call you.
Türkçe çevirisi : Onlar çağırmadıkça oraya gitme.
İngilizce örnek : It's a nice place; I often go there.
Türkçe çevirisi : Orası güzel bir yer; oraya sık sık giderim.
İngilizce örnek : She spent a lot of time there.
Türkçe çevirisi : Orada çok vakit geçirdi.
İngilizce örnek : Try to be there by Tuesday.
Türkçe çevirisi : Salı gününe kadar orada olmaya çalış.
İngilizce örnek : We stayed there for another week.
Türkçe çevirisi : Orada bir hafta daha kaldık.
İngilizce örnek : What did you see there?
Türkçe çevirisi : Orada ne gördün?
İngilizce örnek : You can walk there in about half an hour.
Türkçe çevirisi : Oraya yaklaşık yarım saat içinde yürüyerek gidebilirsin.
¤ conjunction
işte
İngilizce örnek : There are my friends!
Türkçe çevirisi : İşte arkadaşlarım!
İngilizce örnek : There! You went out without a coat, and now you have a bad cold!
Türkçe çevirisi : İşte! Paltosuz dışarı çıktın, ve şimdi çok fena nezlen var.
* There you are = 1 demedim mi, gördün mü
2 buyur, al, işte
* over there = şu tarafta, şu yanda, orada, şurada
İngilizce örnek : Can you see those birds over there?
Türkçe çevirisi : Şuradaki kuşları görebiliyor musun?

1: 0 ms