• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

tell

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 476

ana kullanım 2

politika

TELL = [tel] verb
told [tould]
1 söylemek, anlatmak * eşanlamlı : relate, narrate, recite, report
İngilizce örnek : Tell her to come in.
Türkçe çevirisi : İçeri gelmesini söyle.
İngilizce örnek : Can you tell me anything about it?
Türkçe çevirisi : Bana o konu hakkında bir şey söyleyebilir misin?
İngilizce örnek : Please tell me what he said.
Türkçe çevirisi : Lütfen ne dediğini bana söyle.
İngilizce örnek : Can you tell the time in Chinese?
Türkçe çevirisi : Çinçe saatleri söyleyebilir misin?
İngilizce örnek : Don't tell me what to do.
Türkçe çevirisi : Bana ne yapmam gerektiğini söyleme.
İngilizce örnek : Excuse me, can you tell me where the museum is?
Türkçe çevirisi : Affedersiniz, bana müzenin nerede olduğunu söyleyebilir misiniz?
İngilizce örnek : She told him to come home immediately.
Türkçe çevirisi : Derhal eve gelmesini söyledi.
İngilizce örnek : His mother told him to do his homework.
Türkçe çevirisi : Annesi ona ev ödevini yapmasını söyledi.
İngilizce örnek : If I knew the answer, I'd tell you.
Türkçe çevirisi : Yanıtı bilsem sana söylerdim.
İngilizce örnek : If you promise not to tell anyone, I'll tell you a secret.
Türkçe çevirisi : Kimseye söylememeye söz verirsen, sana bir sır söyleyeceğim.
İngilizce örnek : She told us interesting stories about her holiday.
Türkçe çevirisi : Tatili hakkında bize ilginç öyküler anlattı.
İngilizce örnek : You didn't tell me anything about it.
Türkçe çevirisi : Bana o konuda bir şey anlatmadın.
İngilizce örnek : Don't tell me we've run out of beer!
Türkçe çevirisi : Bana biramızın bittiğini söyleme!
İngilizce örnek : He often tells lies.
Türkçe çevirisi : Sık sık yalan söyler.
İngilizce örnek : Please tell us a story.
Türkçe çevirisi : Lütfen bize bir hikâye anlat.
İngilizce örnek : Why don't you tell him the truth?
Türkçe çevirisi : Niye ona doğruyu söylemiyorsun?
2 bildirmek * eşanlamlı : notify, inform, let know, disclose, declare
3 ayırt etmek, tanımak * eşanlamlı : distinguish, differentiate, discriminate, discern, discover
İngilizce örnek : I can't tell one twin from the other.
Türkçe çevirisi : Bir ikizi diğerinden ayırt edemiyorum.
4 etki etmek, etkili olmak
* tell off = azarlamak, paylamak * eşanlamlı : scold, rebuke, reprimand
İngilizce örnek : Mother told me off for making such a noise.
Türkçe çevirisi : Çok gürültü yaptığım için annem beni azarladı.
İngilizce örnek : The boss told the secretary off for being late.
Türkçe çevirisi : Geç geldiği için patron sekreteri azarladı.
İngilizce örnek : Out teacher told us off because we were noisy.
Türkçe çevirisi : Gürültü yaptığımız için öğretmenimiz bizi azarladı.

1: 0 ms