• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

tell

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 476

ana kullanım 1

01. söylemek 02. anlatmak 03. tembihlemek 04. emretmek 05. bildirmek 06. göstermek 07. belli etmek 08. etkili olmak 09. göze çarpmak 10. belli olmak 11. bilmek 12. tahmin etmek 13. seçmek 14. ayırt etmek 15. başkasına söylemek 16. açıklamak 17. anlamak 18. belirtmek 19. beyan etmek 20. bilgi vermek 21. etkisini göstermek 22. görünmek 23. haber vermek 24. haberi olmak 25. hesaba katılmak 26. ifade etmek 27. ifşa etmek 28. ihbarda bulunmak 29. işareti olmak 30. kesin olarak söylemek 31. nakletmek 32. ortaya çıkmak 33. para etmek 34. sökmek 35. söz etmek 36. açığa çıkarmak 37. açığa vurmak 38. ayırdetmek 39. buyurmak 40. demek 41. gammazlamak 42. hikâye etmek 43. ihbar etmek 44. sayıp dökmek 45. tanımak 46. tesir etmek

ana kullanım 2

01. kurgan 02. höyük

politika

01. saymak

TELL = [tel] verb
told [tould]
1 söylemek, anlatmak * eşanlamlı : relate, narrate, recite, report
İngilizce örnek : Tell her to come in.
Türkçe çevirisi : İçeri gelmesini söyle.
İngilizce örnek : Can you tell me anything about it?
Türkçe çevirisi : Bana o konu hakkında bir şey söyleyebilir misin?
İngilizce örnek : Please tell me what he said.
Türkçe çevirisi : Lütfen ne dediğini bana söyle.
İngilizce örnek : Can you tell the time in Chinese?
Türkçe çevirisi : Çinçe saatleri söyleyebilir misin?
İngilizce örnek : Don't tell me what to do.
Türkçe çevirisi : Bana ne yapmam gerektiğini söyleme.
İngilizce örnek : Excuse me, can you tell me where the museum is?
Türkçe çevirisi : Affedersiniz, bana müzenin nerede olduğunu söyleyebilir misiniz?
İngilizce örnek : She told him to come home immediately.
Türkçe çevirisi : Derhal eve gelmesini söyledi.
İngilizce örnek : His mother told him to do his homework.
Türkçe çevirisi : Annesi ona ev ödevini yapmasını söyledi.
İngilizce örnek : If I knew the answer, I'd tell you.
Türkçe çevirisi : Yanıtı bilsem sana söylerdim.
İngilizce örnek : If you promise not to tell anyone, I'll tell you a secret.
Türkçe çevirisi : Kimseye söylememeye söz verirsen, sana bir sır söyleyeceğim.
İngilizce örnek : She told us interesting stories about her holiday.
Türkçe çevirisi : Tatili hakkında bize ilginç öyküler anlattı.
İngilizce örnek : You didn't tell me anything about it.
Türkçe çevirisi : Bana o konuda bir şey anlatmadın.
İngilizce örnek : Don't tell me we've run out of beer!
Türkçe çevirisi : Bana biramızın bittiğini söyleme!
İngilizce örnek : He often tells lies.
Türkçe çevirisi : Sık sık yalan söyler.
İngilizce örnek : Please tell us a story.
Türkçe çevirisi : Lütfen bize bir hikâye anlat.
İngilizce örnek : Why don't you tell him the truth?
Türkçe çevirisi : Niye ona doğruyu söylemiyorsun?
2 bildirmek * eşanlamlı : notify, inform, let know, disclose, declare
3 ayırt etmek, tanımak * eşanlamlı : distinguish, differentiate, discriminate, discern, discover
İngilizce örnek : I can't tell one twin from the other.
Türkçe çevirisi : Bir ikizi diğerinden ayırt edemiyorum.
4 etki etmek, etkili olmak
* tell off = azarlamak, paylamak * eşanlamlı : scold, rebuke, reprimand
İngilizce örnek : Mother told me off for making such a noise.
Türkçe çevirisi : Çok gürültü yaptığım için annem beni azarladı.
İngilizce örnek : The boss told the secretary off for being late.
Türkçe çevirisi : Geç geldiği için patron sekreteri azarladı.
İngilizce örnek : Out teacher told us off because we were noisy.
Türkçe çevirisi : Gürültü yaptığımız için öğretmenimiz bizi azarladı.

TELL = nasıl okunur, okunuşu /tel/ eylem [past tense : told, past participle : told, -ing : telling]

1: 0 ms