• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

stuff

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 4169

STUFF = [staf] noun
1 madde * eşanlamlı : material, matter, substance
İngilizce örnek : I don't know what stuff it's made of.
Türkçe çevirisi : Onun hangi maddeden yapıldığını bilmiyorum.
2 kumaş * eşanlamlı : cloth, fabric
3 şey * eşanlamlı : thing
İngilizce örnek : This medicine is awful stuff.
Türkçe çevirisi : Bu ilaç berbat bir şey.
İngilizce örnek : What is that stuff you are eating?
Türkçe çevirisi : Yediğin o şey ne?
İngilizce örnek : The cupboard is full of all sorts of stuff.
Türkçe çevirisi : Dolap her tür şeyle dolu.
¤ verb
1 doldurmak, tıkmak * eşanlamlı : fill, pack, cram, crowd, jam, squeeze
İngilizce örnek : He stuffed the documents into the briefcase and left the office.
Türkçe çevirisi : Belgeleri evrak çantasına doldurdu ve bürodan ayrıldı.
2 tıkamak
3 kon. tıka basa yemek
4 (tavuk, vb yiyecek) içini doldurmak
İngilizce örnek : We ate fresh stuffed mussels with rice.
Türkçe çevirisi : İçi pirinçle doldurulmuş taze midye yedik.

STUFF = nasıl okunur, okunuşu /staf/ isim

1: 1 ms