• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

stock

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 978

ana kullanım 1

01. stok etmek 02. stokta bulundurmak 03. doldurmak 04. istiflemek 05. satmak için elde bulundurmak 06. takmak 07. bulundurmak 08. çiftlik hayvanı yetiştirmek 09. depo etmek 10. depolamak 11. donatmak 12. filiz sürmek 13. mağazada ya da depoda bulundurmak 14. mal vs ile doldurmak 15. mal yığmak 16. stok yapmak 17. stoklamak 18. yığmak

ana kullanım 2

01. stok 02. mevcut mal 03. demirbaş 04. hisse senedi 05. devlet tahvili 06. ağaç gövdesi 07. kütük 08. çiftlik hayvanları 09. soy 10. nesil 11. sap 12. kabza 13. beylik 14. basmakalıp 15. alelade 16. beklenen 17. damızlık 18. stok olarak elde tutulan 19. depo edilmiş 20. bitki gövdesi 21. boyun atkısı 22. cins 23. define 24. demirbaş eşya 25. depodaki mallar 26. döl 27. elde mevcut 28. emtia 29. envanter 30. et suyu 31. fon 32. hazine 33. hazır para 34. her zamanki 35. kundak 36. kuşak 37. mevcut 38. omça 39. para 40. satılık mal 41. seri 42. şirket tahvili 43. standart ile ilgili 44. tutacak yer 45. aksiyon 46. atkı 47. ayniyat 48. besi 49. depo mevcudu 50. dipçik 51. elde mevcut mal 52. esham 53. hammadde 54. hayvan mevcudu 55. ırk 56. kütük gibi 57. mağazada ya da depodaki mallar 58. malzeme 59. mevcut mal sermaye hisseleri 60. omca 61. ortaklık payı 62. pay 63. payanda 64. repertuardaki 65. satılmamış mal 66. şebboy 67. sermaye 68. standart 69. tahvil 70. tamamen 71. tevek 72. tohum 73. üzerine aşı yapılan dal 74. varlık

askeri

01. kabza, sap 02. tüfek ya da tabanca kundağı 03. depo mevcudu

binicilik

01. göğüslük

bitkibilim

01. şebboy 02. şebboy çiçeği

denizcilik

01. çipo 02. gemi inşaat kızağı 03. gemi tezgâhı

ekonomi

01. hisse senedi 02. aksiyon

finans

01. ana 02. disponibilite

havacılık

01. mal ve malzeme birikimi

hayvanbilim

01. mürekkep organizma

hukuk

01. esham ve tahvilat 02. pay senedi 03. aile 04. ham eşya 05. nesep 06. resülmal 07. stok mal

kâğıt endüstrisi

01. hamur 02. harman 03. sulu hamur

metalbilim

01. dayak 02. depo malı 03. destek 04. dövülecek külçe 05. eldeki mal 06. ham para 07. satılacak mal

mimarlık

01. çan üzengisi

ormancılık

01. altlık 02. aşılanan ağaç veya fidan 03. baltalıklarda sürgün veren kütük 04. fidanlıkta yetişmiş fidan

silah

01. dipçik 02. kundak

sinema

01. boş film

suçbilim

01. dipçik

şeker

01. ihtiyat 02. yedek

tarım

01. büyük baş ile ilgili 02. saban sapı 03. yetiştirme ile ilgili 04. ağaç kütüğü 05. anaç 06. anapara 07. aşı anacı 08. aşı çeliği 09. aşı yapılan gövde 10. başak demetlerini dikmek 11. çiftlikte yetiştirilen hayvanların tümü 12. dip kütüğü 13. kendinden devamlı çelik kesilen bitki 14. kök 15. kütük anaç 16. meşcere 17. sera şebboyu 18. sürü

teknik

01. kıymetli evrak 02. kol 03. ambar stoku 04. destek 05. materyal 06. gövde 07. ince kütük 08. sermaye hisseleri 09. stole yapmak

tekstil

01. anapara ve anamal 02. depo 03. envanter 04. mal sayımı 05. sermaye

ticaret

01. aksiyon 02. ambara yığmak 03. anamal 04. depo mevcudu 05. depoda tutmak 06. depolamak 07. kapital 08. satılmamış mal 09. sermaye 10. stoklamak 11. sürmek 12. tahvil 13. tahvilat

tiyatro

01. devamlı 02. repertuvarda olan

turizm

01. kaynayan kemik vb'den elde edilen ve çorba ve soslara baz olan sıvı

yeme içme

01. et suyuna sebze çorbası

yöntembilim

01. yığı

STOCK = Anonim ortaklıklar tarafından çıkarılan ve anonim ortaklığın sermayesine belirli bir nispette katılma payını temsil eden, yasal şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmiş kıymetli evrak. [mali istihbarat > ne, nedir, ne demek]

STOCK = [stok] noun
1 stok, mevcut mal * eşanlamlı : supply, store, reserve, reservoir, fund
İngilizce örnek : Our stocks of paper are getting very low.
Türkçe çevirisi : Kâğıt stoğumuz azalıyor.
2 hisse senedi
İngilizce örnek : He made a lot of money buying and selling stocks.
Türkçe çevirisi : Hisse senetleri alıp satarak çok para yaptı.
3 ağaç gövdesi * eşanlamlı : trunk, stalk, stem
4 çiftlik hayvanları * eşanlamlı : cattle, sheep, horses, livestock
5 sap, kabza * eşanlamlı : butt, handle
6 bitk. şebboy çiçeği
¤ adjective
beylik, basmakalıp * eşanlamlı : standard, basic, normal, customary, commonplace
* in stock = elde mevcut, mevcudu var
İngilizce örnek : The shop has plenty of copies of that book in stock.
Türkçe çevirisi : Dükkânda stokta kitaptan çok var.
İngilizce örnek : I'm sorry, madam, we have no blue wool in stock.
Türkçe çevirisi : Affedersiniz, bayan, stokta mavi yünümüz kalmadı.
İngilizce örnek : Fearing a shortage of sugar, she laid in a good stock of it.
Türkçe çevirisi : Şeker kıtlığından korkarak bir hayli şeker istifledi.
* out of stock = mevcudu kalmamış
İngilizce örnek : Sorry, sir, that product is out of stock now.
Türkçe çevirisi : Affedersiniz, efendim, o üründen elimizde yok.
İngilizce örnek : I'm sorry we haven't any rice; we're out of stock.
Türkçe çevirisi : Maalesef pirincimiz yok, stoğumuz bitti.
* stock exchange = borsa
İngilizce örnek : The company made a big profit this year but their shares haven't risen on the stock exchange.
Türkçe çevirisi : Şirket bu yıl büyük bir kâr yaptı ama borsada hisse senetleri yükselmedi.
* stock market = borsa
İngilizce örnek : She made a fortune on the stock market.
Türkçe çevirisi : Borsadan bir servet kazandı.

STOCK = Anonim ortaklıklar tarafından çıkarılan ve anonim ortaklığın sermayesine belirli bir katılma payını temsil eden, yasal şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmiş, kıymetli evraktır. [borsa, finans, ekonomi]

1: 0 ms