• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

still

Türkçe - İngilizce

isim / noun – art, music

STILL nasıl okunur, okunuşu /stil/ belirteç

still

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 147

STILL 1 = [stil] noun
(sinema filminde) fotoğraf karesi

STILL 2 = [stil] adjective
1 hareketsiz * eşanlamlı : motionless, immobile, inert, stationary * karşıtanlamlı : mobile
İngilizce örnek : He cannot stand still.
Türkçe çevirisi : Haraketsiz duramıyor.
İngilizce örnek : He stood as still as a statue.
Türkçe çevirisi : Heykel gibi hareketsiz durdu.
İngilizce örnek : Keep still, and I'll take your photograph.
Türkçe çevirisi : Kıpırdamadan dur, resmini çekeceğim.
2 sessiz, durgun * eşanlamlı : calm, tranquil, serene, placid, smooth, quiet, silent, noiseless * karşıtanlamlı : noisy
¤ adverb
1 hâlâ * eşanlamlı : yet
İngilizce örnek : I'm still reading that book.
Türkçe çevirisi : Hâlâ o kitabı okuyorum.
İngilizce örnek : Bill is still eating his breakfast.
Türkçe çevirisi : Bill hâlâ kahvaltısını yapıyor.
İngilizce örnek : He still owes me some money.
Türkçe çevirisi : Hâlâ bana biraz para borcu var.
İngilizce örnek : After twenty years, the last meeting with her is still in my memory.
Türkçe çevirisi : Yirmi yıl sonra onunla olan son buluşmamız hâlâ belleğimde.
İngilizce örnek : I still can't remember where I put the keys.
Türkçe çevirisi : Anahtarları nereye koyduğumu hâlâ hatırlamıyorum.
İngilizce örnek : She is still waiting to see the boss.
Türkçe çevirisi : Hâlâ patronu görmeyi bekliyor.
İngilizce örnek : The matter is still under consideration.
Türkçe çevirisi : Konu hâlâ görüşülüyor.
İngilizce örnek : There are still a few days until the end of our holiday.
Türkçe çevirisi : Tatilimizin bitmesine hâlâ birkaç gün var.
2 yine de, buna rağmen * eşanlamlı : even, however, nevertheless
İngilizce örnek : It is a long way to the beach. Still, it is a fine day to go swimming.
Türkçe çevirisi : Kumsal uzak. Yine de, yüzmeye gitmek için güzel bir gün.
İngilizce örnek : He's thirty years old but still lives with his mother.
Türkçe çevirisi : O otuz yaşında ama hâlâ annesi ile yaşıyor.
3 (daha) da
¤ verb
yatıştırmak, sakinleştirmek, susturmak * eşanlamlı : hush, quiten, silence, calm, tranquillize, appease, pacify

1: 0 ms