• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

stick

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 3856

ana kullanım 1

01. sopa 02. değnek 03. baston 04. ağaç 05. asa 06. baget 07. cirit 08. çomak 09. çubuk 10. davul tokmağı 11. idare kolu 12. ince çubuk 13. ince dal 14. kol 15. sırık 16. stik 17. tahta 18. trampet sopası 19. cop 20. levye 21. yapışma 22. çit 23. engel 24. kumpas 25. mânia 26. oyun sopası 27. tertip cetveli 28. art arda atılan bombalar 29. beceriksiz kimse 30. bloklaşma 31. bum ucu 32. çam yarması 33. çıta 34. dal 35. dal parçası 36. dayak 37. direk 38. gemi direği 39. hödük 40. hokkabaz değneği 41. içubuk 42. isteka 43. manevra kolu 44. ok 45. olta kamışı 46. paraşütçü grubu 47. sap 48. sersem 49. uçaktan art arda atlayan askerler 50. vites kolu

ana kullanım 2

01. saplamak 02. saplanmak 03. koymak 04. sokmak 05. takmak 06. yapışmak 07. yapıştırmak 08. asılı kalmak 09. bağlamak 10. batırmak 11. batmak 12. baton ekmek 13. bırakmak 14. çıkmaza sokmak 15. dalmak 16. dayanmak 17. delik açmak 18. destek vermek 19. desteklemek 20. dışarı çıkmak 21. geciktirmek 22. girmek 23. hançerlemek 24. hareket edememek 25. kar tutmak 26. kazık atmak 27. raptetmek 28. şaşkınlığa uğratmak 29. sıkışmak 30. şişlemek 31. tahammül etmek 32. takılı kalmak 33. takılmak 34. tutmak 35. üzerine yapıştırmak 36. aldatmak 37. kandırmak 38. kompas içine dizmek 39. ahmak 40. alıkoymak 41. ayrılmamak 42. bağlanmak 43. bağlı kalmak 44. bıçaklamak 45. bırakmamak 46. bozmak 47. çakılıp kalmak 48. çakmak 49. çıkamamak 50. çıkıntı yapmak 51. çıkmak 52. delmek 53. geçirmek 54. hoş görmek 55. iğnelemek 56. katlanmak 57. kazıklamak 58. sadık kalmak 59. saplanıp kalmak 60. şaşırtmak 61. sırıkla desteklemek 62. takılıp kalmak 63. tokmak 64. tutkalla yapıştırmak 65. tutkallamak 66. tutturmak 67. uzatmak

STICK = [stik] verb
stuck [stak]
1 saplamak, batırmak * eşanlamlı : stab, pierce, spear, gore, jab, puncture
İngilizce örnek : He stuck his thumb into the bread to see if it was new.
Türkçe çevirisi : Taze olup olmadığına bakmak için başparmağını ekmeğe batırdı.
2 saplanmak, batmak
3 koymak * eşanlamlı : put, place, lay
4 sokmak
5 takmak
6 yapışmak * eşanlamlı : adhere, weld, cling
İngilizce örnek : These two pieces of paper have stuck together.
Türkçe çevirisi : Bu iki kâğıt parçası birbirine yapışmış.
İngilizce örnek : I found chewing gum stuck to my shoe.
Türkçe çevirisi : Ayakkabıma sakız yapışmış.
İngilizce örnek : The label sticks to the glass.
Türkçe çevirisi : Etiket cama yapışır.
7 yapıştırmak * eşanlamlı : glue, paste, weld; join, fix * karşıtanlamlı : separate
İngilizce örnek : He stuck a label on the parcel.
Türkçe çevirisi : Pakete bir etiket yapıştırdı.
İngilizce örnek : He stuck a stamp to the envelope.
Türkçe çevirisi : Zarfa bir pul yapıştırdı.
8 çıkmaza sokmak
9 sıkışmak, saplanmak, hareket edememek; sıkıştırmak, kımıldayamaz hale getirmek
İngilizce örnek : The drawer sticks badly; I can't pull it out.
Türkçe çevirisi : Çekmece kötü sıkışmış, onu çekip açamıyorum.
İngilizce örnek : We got stuck in a traffic jam for more than an hour.
Türkçe çevirisi : Trafik tıkanıklığında bir saattten fazla sıkışıp kaldık.
İngilizce örnek : The engine broke down and the train was stuck in the tunnel.
Türkçe çevirisi : Lokomotif bozuldu ve tren tünelde kaldı.
¤ verb noun
1 sopa, değnek
İngilizce örnek : He was gathering sticks to make a fire.
Türkçe çevirisi : Ateş yakmak için değnekler (çalı çırpı) topluyordu.
İngilizce örnek : The only weapon he had was a short stick.
Türkçe çevirisi : Sahip olduğu tek silah, kısa bir sopa idi.
2 baston
İngilizce örnek : He walks with a stick.
Türkçe çevirisi : Bastonla yürür.
* stick around = kon. beklemek, kalmak
* stick at = -den çekinmek
* stick out = dışarı çıkarmak, uzatmak
* stick to = bağlı kalmak, tutmak, yerine getirmek
İngilizce örnek : Let's stick to the facts.
Türkçe çevirisi : Gerçeklere bağlı kalalım. (Gerçeklerden şaşmayalım.)
* stick together = birbirine sadık kalmak
* stick up = dik durmak

1: 0 ms