• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

spot

Türkçe - İngilizce

spot

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 2187

ana kullanım 01

01. nokta 02. leke 03. benek 04. ufacık leke

ana kullanım 02

01. yer 02. yöre 03. bölge 04. mahal 05. mevki

ana kullanım 03

01. lekelemek 02. kirletmek 03. noktalamak

ana kullanım 04

01. beneklemek 02. alacalamak 03. benek benek yapmak 04. benek yapmak 05. nokta yapmak

ana kullanım 05

01. seçmek 02. tanımak 03. ayırt etmek 04. fark etmek

ana kullanım 06

01. yerleştirmek 02. yerine koymak

ana kullanım 07

01. yerini saptamak 02. tam yerini bulmak 03. görmek 04. bulmak 05. belirlemek 06. yakalamak

ana kullanım 08

01. lekelenmek 02. kirlenmek

ana kullanım 09

01. beneklenmek 02. benek benek olmak

ana kullanım 10 İngiliz İngilizcesi

01. azıcık 02. azıcık şey 03. az miktar 04. azıcık miktar 05. bir yudum 06. bir tek 07. damla

ana kullanım 11 Amerikan İngilizcesi

01. gece kulübü 02. bar

argo

01. zor durum 02. güç durum 03. tehlikeli durum 04. çıkmaz

aydınlatma

01. spot 02. spot lamba 03. sahne ışığı 04. projektör ışığı 05. projektör 06. ışıldak 07. toplanmış ışık 08. toplayıcı ışıldak 09. ışıklı nokta

balıkbilim

01. gölge balığı

bilardo

01. kırmızı topun konduğu yer

gökbilim

01. kara leke

hayvanbilim

01. benek

hekimlik

01. ergenlik 02. sivilce 03. ben 04. yüzde ben 05. çil

mecaz 1

01. ayıp 02. leke 03. yüzkarası 04. namus lekesi

mecaz 2

01. ayıp 02. kusur

medya

01. radyoya çıkma 02. televizyona çıkma

reklam

01. reklam spotu 02. spot reklam 03. spot duyuru 04. kısa reklam 05. kısa tanıtı 06. reklam

ticaret 1

01. peşin 02. derhal ödenen 03. derhal teslim 04. anında işlem 05. peşin para ile yapılan 06. peşin para ve hemen malın teslimini gerektiren

ticaret 2

01. peşin parayla satılan mal

SPOT = [spot] noun
1 nokta, benek, leke * eşanlamlı : mark, dot, speckle, stain, blot, blemish, flaw
İngilizce örnek : There is a spot of ink on your dress.
Türkçe çevirisi : Elbisende bir mürekkep lekesi var.
İngilizce örnek : We marvelled at the leopard's spots.
Türkçe çevirisi : Leoparın beneklerine hayret ettik.
İngilizce örnek : Our puppy has black spots on his nose.
Türkçe çevirisi : Yavru köpeğimin burnunda siyah noktalar var.
İngilizce örnek : When you get measles you break out in spots.
Türkçe çevirisi : Kızamık olunca lekeler çıkarırsınız.
2 yer * eşanlamlı : place, site, locality, location
İngilizce örnek : Let's go down to the river; it's a really nice spot for a picnic.
Türkçe çevirisi : Irmağın aşağısına doğru gidelim, piknik için gerçekten güzel bir yer.
İngilizce örnek : I have been to Antalya but I don't recollect that particular spot.
Türkçe çevirisi : Antalya’da bulundum ama o (özel) yeri hatırlamıyorum.
¤ verb
1 beneklemek, lekelemek * eşanlamlı : mark, dot, speckle, stain, blot, taint, spatter
2 ayırt etmek, tanımak * eşanlamlı : discern, make out, see, recognize, identify * karşıtanlamlı : miss
İngilizce örnek : Police spotted the wanted man in the crowd.
Türkçe çevirisi : Polis, aranan adamı kalabalıkta tanıdı (teşhis etti).
3 bulmak * eşanlamlı : find
İngilizce örnek : The submarine dived before the enemy aircraft could spot it.
Türkçe çevirisi : Denizaltı, düşman uçaklarının onu bulmasına kalmadan, daldı.
* on the spot = 1 tam vaktinde
2 olay yerinde
İngilizce örnek : Prisoners attempting to escape will be shot on the spot.
Türkçe çevirisi : Kaçmaya çalışan mahkûmlar anında (oracıkta) vurulacaktır.

SPOT = nasıl okunur, okunuşu /spOt/ isim

1: 0 ms