• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

so

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 49

ana kullanım

01. öylesine 02. o kadar 03. bu kadar 04. o derece 05. çok 06. kadar 07. bu şekilde 08. böyle 09. şu şekilde 10. şöyle 11. öyle 12. de 13. da 14. gerçekten de 15. hakikaten 16. bu yüzden 17. bu nedenle 18. onun için 19. -mesi için 20. -sin diye 21. amacıyla 22. demek 23. doğru 24. böylece 25. bu suretle 26. bu takdirde 27. çok fazla 28. demek ki 29. denli 30. dolayısıyla 31. elbette öyle 32. -ması için 33. ne 34. o yüzden 35. oldukça 36. pek çok 37. ve 38. ya öyle 39. ziyadesiyle 40. neden öyle? 41. niçin böyle? 42. aynen 43. aynı 44. bu derece 45. bu itibarla 46. buna binaen 47. bunun üzerine 48. çok pek 49. dahi 50. derece 51. imdi 52. o denli 53. o halde 54. öyle mi 55. öyleki 56. pek 57. ya

bilişim kısaltması

01. özel düğüme geçiş damgası 02. özel koda geçiş damgası

iş dünyası

01. şöylece 02. öylece 03. şu kadar 04. için

müzik

01. sol 02. sol notası

SO = [sou] adverb
1 böyle, öyle
İngilizce örnek : Who said so?
Türkçe çevirisi : Kim öyle söyledi?
İngilizce örnek : 'Is he good company?' 'I think so.'
Türkçe çevirisi : 'İyi bir arkadaş mıdır?' 'Sanırım öyle.'
2 öyle, çok, o kadar
İngilizce örnek : Why were you so angry with him?
Türkçe çevirisi : Ona neden öyle kızdın?
İngilizce örnek : You mustn't be so impatient.
Türkçe çevirisi : Öyle sabırsız olmamalısın.
İngilizce örnek : The population is increasing so rapidly.
Türkçe çevirisi : Nüfus çok hızla artıyor.
İngilizce örnek : You needn't get ready so early.
Türkçe çevirisi : O kadar erkenden hazırlanmana gerek yok.
İngilizce örnek : I praised the boy for acting so courageously.
Türkçe çevirisi : O kadar cesaretle hareket ettiği için oğlanı övdüm.
3 bu kadar, bu derece
İngilizce örnek : Don’t drink so much.
Türkçe çevirisi : Bu kadar içme.
İngilizce örnek : You should not make so many mistakes.
Türkçe çevirisi : Bu kadar çok hata yapmamalısın.
4 de, da
İngilizce örnek : 'I like apples.' 'So do I.'
Türkçe çevirisi : 'Elmayı severim.' 'Ben de.'
İngilizce örnek : His father is Turkish and so is she.
Türkçe çevirisi : Babası Türk, kendisi de (Türk).
5 demek (ki)
İngilizce örnek : So you are going.
Türkçe çevirisi : Demek gidiyorsun.
¤ conjunction
bu nedenle, onun için; böylece
İngilizce örnek : It is a nice day, so we can go for a walk.
Türkçe çevirisi : Güzel bir gün, bu yüzden yürüyüşe çıkabiliriz.
İngilizce örnek : It was raining, so we did not go out.
Türkçe çevirisi : Yağmur yağıyordu, bu yüzden dışarı çıkmadık.
İngilizce örnek : I felt tired, so I went home early.
Türkçe çevirisi : Kendimi yorgun hissettim, bu yüzden eve erken gittim.
İngilizce örnek : I couldn't sleep well last night, so I feel horrible today.
Türkçe çevirisi : Geçen gece iyi uyuyamadım, bu yüzden bugün kendimi berbat hissediyorum.
İngilizce örnek : I am saving money, so I can buy a bicycle.
Türkçe çevirisi : Para biriktiriyorum, böylece bir bisiklet alabilirim.
* so as to = -mek için, -cek biçimde, -mek amacıyla
İngilizce örnek : I hurried so as to be on time.
Türkçe çevirisi : Vaktinde varmak için acele ettim.
İngilizce örnek : I opened the door quietly so as not to disturb him.
Türkçe çevirisi : Onu rahatsız etmemek için kapıyı sessizce açtım.
İngilizce örnek : We can plant trees by the roadside so as to reduce traffic noise.
Türkçe çevirisi : Trafik gürültüsünü azaltmak için yol kenarlarına ağaç dikebiliriz.
İngilizce örnek : He ran all the way so as not to miss the train.
Türkçe çevirisi : Treni kaçırmamak için bütün yolu koştu.
İngilizce örnek : I carried the antique vase carefully so as not to break it.
Türkçe çevirisi : Antika vazoyu, kırmamak için, dikkatle taşıdım.
* so … as = ... kadar
İngilizce örnek : This problem is not so easy as I thought.
Türkçe çevirisi : Bu problem düşündüğüm kadar kolay değil.
* So long = kon. Güle güle, Hoşça kal
* so that = -mesi için, -sin diye
İngilizce örnek : Draw it larger so that everybody can see it.
Türkçe çevirisi : Herkesin görmesi için onu daha büyük çiz.
İngilizce örnek : He let us go early so that we could catch the train.
Türkçe çevirisi : Treni yakalayabilmemiz için bizi erken bıraktılar.
İngilizce örnek : He studied hard so that he could get good grades.
Türkçe çevirisi : İy notlar alabilmek için sıkı çalıştı.
İngilizce örnek : I am saving money so that I can buy a laptop.
Türkçe çevirisi : Bir dizüstü bilgisayar alabilmek için para biriktiriyorum.
İngilizce örnek : I'll be wearing a black hat so that you can recognize me easily.
Türkçe çevirisi : Beni kolayca tanıyabilmen için siyah bir şapka takacağım.
İngilizce örnek : The boy stood up so that the old man could sit down.
Türkçe çevirisi : Oğlan, yaşlı adam otursun diye ayağa kalktı.
İngilizce örnek : The bridge was strongly built so that it lasted for a century.
Türkçe çevirisi : Bir yüzyıl dayansın diye köprü dayanıklı inşa edildi.
İngilizce örnek : They put chains on his leg so that he shouldn't escape.
Türkçe çevirisi : Kaçmasın diye bacağına zincir vurdular.
* so … that = o kadar … ki, öyle … ki
İngilizce örnek : He came so early that no one was ready.
Türkçe çevirisi : O kadar erken geldi ki kimse hazır değildi.
İngilizce örnek : He felt so tired that he decided not to go out.
Türkçe çevirisi : O kadar yorgundu ki dışarı çıkmamaya karar verdi.
İngilizce örnek : He ran so quickly that I could not catch him.
Türkçe çevirisi : O kadar hızlı koştu ki onu yakalayamadım.
İngilizce örnek : It was so dark that I couldn't see his face.
Türkçe çevirisi : O kadar karanlıktı ki yüzünü göremedim.
İngilizce örnek : She spoke English so well that I thought she was a native speaker.
Türkçe çevirisi : İngilizceyi o kadar iyi konuştu ki ana dilinin İngilizce olduğunu sandım.
İngilizce örnek : The party was so well-organized that everybody had a great time.
Türkçe çevirisi : Parti o kadar iyi düzenlenmişti ki herkes harika vakit geçirdi.
* So what = kon. 1 Bana ne
2 Ne yani
3 Ne olmuş
* Just/Quite so = İİ. Evet, Aynen öyle

1: 0 ms