• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

show

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 401

SHOW = [şou] verb
showed, shown [şoun]
1 göstermek * eşanlamlı : indicate, point; display, present, demonstrate; usher, guide
İngilizce örnek : Did you show her the photos?
Türkçe çevirisi : Ona resimleri gösterdin mi?
İngilizce örnek : She showed me her new dress.
Türkçe çevirisi : Bana yeni elbisesini gösterdi.
İngilizce örnek : He showed her his stamp collection.
Türkçe çevirisi : Ona pul koleksiyonunu gösterdi.
İngilizce örnek : They're showing a good film on TV tonight.
Türkçe çevirisi : Bu gece televizyonda iyi bir film gösteriyorlar.
İngilizce örnek : They showed us their new flat.
Türkçe çevirisi : Bize yeni dairelerini gösterdiler.
İngilizce örnek : You will have to show your passport at the frontier.
Türkçe çevirisi : Sınırda pasaportunu göstermen gerekecek.
2 göstermek, gezdirmek
İngilizce örnek : He showed his guests round the castle.
Türkçe çevirisi : Konuklarına kaleyi gezdirdi.
3 sergilemek * eşanlamlı : manifest, expose, display, exhibit; reveal
4 kanıtlamak * eşanlamlı : prove, demonstrate
İngilizce örnek : These figures show that inflation slowed.
Türkçe çevirisi : Bu rakamlar enflasyonun yavaşladığını kanıtlamaktadır.
¤ noun
1 gösteri, oyun * eşanlamlı : play, drama
İngilizce örnek : They opened the show with a song.
Türkçe çevirisi : Gösteriyi bir şarkıyla açtılar.
İngilizce örnek : Do you like this sort of TV show?
Türkçe çevirisi : Bu tür televizyon gösterisini seviyor musun?
İngilizce örnek : The singer was ill, so the show was cancelled.
Türkçe çevirisi : Şarkıcı hasta idi, bu nedenle gösteri ertelendi.
2 gösteriş * eşanlamlı : affectation, ostentation, pretence
İngilizce örnek : They have a Rolls-Royce purely for show.
Türkçe çevirisi : Sırf gösteriş olsun diye Rolls-Royce’ları var.
3 görünüş * eşanlamlı : appearance
4 sergi * eşanlamlı : exhibition, display, presentation
* show business = eğlence sanayii
* show off = gösteriş yapmak, hava atmak * eşanlamlı : flaunt, swagger, boast
İngilizce örnek : Stop showing off.
Türkçe çevirisi : Hava atmayı bırak.
İngilizce örnek : He's showing off, as usual.
Türkçe çevirisi : Her zamanki gibi hava atıyor.
* show up = 1 ortaya koymak * eşanlamlı : reveal, expose
2 ortaya çıkmak, çıkagelmek, görünmek * eşanlamlı : appear, turn up, arrive
İngilizce örnek : After waiting for an hour, I thought she was not going to show up.
Türkçe çevirisi : Bir saat bekledikten sonra gelmeyeceğini düşündüm.
İngilizce örnek : I expect everyone to show up on time.
Türkçe çevirisi : Herkesin vaktinde gelmesini bekliyorum.
İngilizce örnek : We had to cancel the meeting because the director didn't show up.
Türkçe çevirisi : Toplantıyı ertelemek zorunda kaldık çünkü müdür ortaya çıkmadı.
İngilizce örnek : I waited for an hour, but my girl friend didn't show up.
Türkçe çevirisi : Bir saat bekledim, ama kız arkadaşım gelmedi.

SHOW = nasıl okunur, okunuşu /şou/ eylem [past tense : showed, past participle : shown, -ing : showing]

1: 0 ms