• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

short

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 404

ana kullanım 1

01. kısa devre yapmak 02. kısa devre yaptırmak 03. kısa düşmek

ana kullanım 2

01. kısa 02. kısa boylu 03. kısa süren 04. parasız 05. yeterli parası olmayan 06. eksik 07. yeterli -si olmayan 08. az 09. kıt 10. yetersiz 11. kısa metrajlı film 12. kısıtlı 13. kasa farkı 14. -si eksik 15. -e ... kala 16. kasa veya menkul kıymet açığı 17. kısa ve sert konuşan 18. aksi 19. ters 20. kısa ve sert 21. gevrek 22. kırılgan 23. aniden 24. kısa devre 25. kontak 26. açıktan 27. alçak 28. ani 29. ansızın 30. az miktarlarda içilen sert içki 31. başa vuran 32. birden 33. birdenbire 34. boysuz 35. boyu kısa 36. bücür 37. daha aşağı 38. duble olmayan 39. güçbela 40. gücük 41. güdük 42. ihtiyacı karşılamayan 43. kaba 44. karşılıksız 45. kestirme 46. kırıcı 47. kısaltılmış 48. kolayca ufalanan 49. küçük bardakla ve az miktarda içilen 50. külot 51. nezaketsiz 52. önemsiz 53. sert içki 54. sıkıntısı olan 55. tek 56. uzun sürmeyen 57. yumuşak 58. kısa film 59. kısa haberler 60. şort 61. borsa 62. çapaklı 63. düşen 64. düşük 65. karıncalı 66. kısa okunuşlu ünlü 67. kısa vadeli 68. yarı sesli 69. açık 70. badik 71. basık 72. bodur 73. çabuk kırılır 74. çıtır çıtır 75. dar 76. dışında 77. dokuntu 78. don 79. eksiklik 80. hariç 81. haricinde 82. ikindi güneşi gibi 83. iyi pişmiş 84. kasa açığı 85. kısa düşen pas 86. kısa hece 87. kısa kesilmiş 88. kısa metrajlı filim 89. kısa pozisyon 90. kısa şey 91. konçsuz 92. muhtasar 93. noksan 94. özet 95. rakip sahaya düşmeyen servis 96. sert 97. sürtünüm 98. tam olmayan 99. teltik 100. teltikli 101. tutuk 102. viski, cin, rom gibi sert bir içki 103. yetişmez

SHORT = [şo: t] adjective
1 kısa, kısa boylu, bodur * eşanlamlı : little, small, petite, diminutive * karşıtanlamlı : tall, long
İngilizce örnek : As the dress was too short, I made it longer.
Türkçe çevirisi : Elbise çok kısa olduğu için, boyunu uzattım.
İngilizce örnek : I want to have my hair cut short.
Türkçe çevirisi : Saçımı kısa kestirmek istiyorum.
İngilizce örnek : Life's too short.
Türkçe çevirisi : Hayat çok kısa.
İngilizce örnek : The restaurant is only a short distance away.
Türkçe çevirisi : Restoran sadece kısa bir mesafe uzaklıkta.
2 az, eksik, yetersiz * eşanlamlı : deficient, insufficient, inadequate, lacking, wanting * karşıtanlamlı : ample
3 (çörek, vb) gevrek
¤ adverb
birdenbire * eşanlamlı : abrupt
* be short of = bitmek, kalmamak
İngilizce örnek : He is short of money now because he has lost his job.
Türkçe çevirisi : Şimdi onun parası bitti çünkü işini kaybetti.
İngilizce örnek : May I give you a cheque? I am a little short of cash.
Türkçe çevirisi : Sana bir çek verebilir miyim? Biraz nakit sıkıntım var.
* fall/run short of = yetmemek, tükenmek
* for short = kısaca
* in short = kısacası
İngilizce örnek : I can't go into details - but, in short, it was a failure.
Türkçe çevirisi : Ayrıntılara giremem – ama kısacası o bir başarısızlıktı.
* short circuit = kısa devre, kontak
* short of = -in dışında, hariç
* short wave = (radyo) kısa dalga

1: 0 ms