• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

sense

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 356

ana kullanım 1

01. hissetmek 02. sezmek 03. anlamak 04. algılamak 05. almak 06. duyarlı olmak 07. duymak 08. duyumlamak 09. duyumsamak 10. farkına varmak 11. içine doğmak 12. malum olmak 13. sezinlemek 14. sezinmek 15. soruşturmak 16. farkında olmak 17. ihtisas etmek 18. -in farkına varmak 19. kavramak

ana kullanım 2

01. duyu 02. duyum 03. duygu 04. his 05. anlam 06. anlayış 07. anlama yetisi 08. akıl 09. zekâ 10. düşünce 11. kanı 12. genel düşünce 13. yön 14. eğilim 15. yönelti 16. duyma 17. fark etme 18. istikamet 19. kavram 20. kavrayış 21. mantık 22. meal 23. algı 24. amaç 25. anlama 26. bilincinde olma 27. cihet 28. fikir 29. hissetme 30. mana 31. niyet 32. sağduyu 33. sezme 34. us 35. vadi

askeri

01. algı 02. atım kıymetlendirmesi 03. kıymetlendirme

bilişim

01. algılama 02. doğrultu

çeviribilim

01. içlem

dilbilim

01. dil içi anlam 02. mânâ

eğitim

01. sezi

felsefe

01. hasse 02. mana

havacılık

01. kıymetlendirme

hekimlik

01. havas 02. algılayım 03. kuvve 04. sezgi

mantık

01. içlem 02. içlemsel anlam

teknik

01. beş duyu 02. doarultu

yöntembilim

01. mana

SENSE = [sens] noun
1 duyu, duyum, duygu * eşanlamlı : feeling, sensation, impression, sentiment, sensation, perception
İngilizce örnek : A dog's most powerful sense is sense of smell.
Türkçe çevirisi : Köpeğin en güçlü duyusu, koku alma duyusudur.
İngilizce örnek : I've got a cold, and I've lost my sense of taste.
Türkçe çevirisi : Üşüttüm, ve tat alma duyumu yitirdim.
2 anlam * eşanlamlı : meaning, significance
İngilizce örnek : There is no sense of getting up very early on Sundays.
Türkçe çevirisi : Pazar günleri çok erken kalkmanın anlamı yok.
3 anlayış, anlama yetisi * eşanlamlı : understanding, mind, intellect, brains, intelligence, reasoning, wit, common sense, wisdom
İngilizce örnek : I don’t have a good sense of direction.
Türkçe çevirisi : İyi bir yön anlama yeteneğim yoktur.
İngilizce örnek : He has a good sense of humour.
Türkçe çevirisi : Onun iyi bir mizah anlayışı var.
¤ verb
hissetmek, sezmek * eşanlamlı : feel, perceive, discern, understand, apprehend
İngilizce örnek : I sensed someone was following me.
Türkçe çevirisi : Birinin beni takip ettiğini hissettim.
* in a sense = bir bakıma, bir anlamda
İngilizce örnek : In a sense you are responsible for your husband’s behaviour.
Türkçe çevirisi : Bir anlamda kocanın davranışlarından sorumlusun.
* make sense = 1 anlam ifade etmek, anlamı olmak
İngilizce örnek : This passage doesn’t make sense to me.
Türkçe çevirisi : Bu pasaj benim için bir anlam ifade etmiyor.
2 akla yatkın olmak, mantıklı olmak, anlamlı olmak
İngilizce örnek : It makes sense to leave very early in the morning, so we can miss the traffic.
Türkçe çevirisi : Sabahleyin çok erken gitmek akla yatkın, böylece trafiği atlatabiliriz.

SENSE = nasıl okunur, okunuşu /sens/ isim

1: 0 ms