• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

see

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 79

ana kullanım

01. işte

ana kullanım 1

01. görmek 02. anlamak 03. kavramak 04. farkına varmak 05. kabul etmek 06. ile görüşmek 07. karar vermek 08. bakmak 09. görüp geçirmek 10. yaşamak 11. düşünmek 12. düşlemek 13. gözünde canlandırmak 14. ile gitmek 15. eşlik etmek 16. başından geçmek 17. çıkmak 18. dikkate almak 19. gezmek 20. görmeye gitmek 21. görüşmek 22. göz önünde tutmak 23. kadar geçirmek 24. nezaret etmek 25. seçmek 26. seyretmek 27. tatmak 28. çaresine bakmak 29. -e dikkat etmek 30. -e eşlik etmek 31. -e kadar geçirmek 32. fark etmek 33. gereğini yapmak 34. göz önüne almak 35. ile meşgul olmak 36. müşahede etmek 37. sanrılamak 38. sezmek 39. tanık olmak 40. uğurlamak 41. yakalamak 42. yolcu etmek 43. ziyaret etmek

ana kullanım 2

01. piskoposluk 02. işte 03. ha 04. papalık 05. piskoposun ruhani dairesi ya da görevi

dini

01. papalık

edebiyat

01. bakınız 02. bkz

ekonomi

01. kit

inşaat

01. kavitasyon

toplumbilim

01. kit

SEE = [si: ] verb
saw [so: ], seen [si: n]
1 görmek * eşanlamlı : perceive, observe, discern, notice, watch, regard, view, look at, examine, eye
İngilizce örnek : Can you see the bird in the tree?
Türkçe çevirisi : Ağaçtaki kuşu görebiliyor musun?
İngilizce örnek : I saw a woman come out of his office.
Türkçe çevirisi : Bürosundan bir kadının çıktığını gördüm.
İngilizce örnek : Did you see that new film?
Türkçe çevirisi : O yeni filmi gördün mü?
İngilizce örnek : I won't see you again before Christmas.
Türkçe çevirisi : Noelden önce seni bir daha görmeyeceğim.
İngilizce örnek : Have you ever seen a snake?
Türkçe çevirisi : Hiç yılan gördün mü?
İngilizce örnek : Not a soul did we see all day.
Türkçe çevirisi : Bütün gün bir Allahın kulunu görmedik.
İngilizce örnek : The Chinese Wall can be seen from the moon.
Türkçe çevirisi : Çin Seddi aydan görülebilir.
2 anlamak, kavramak * eşanlamlı : understand, comprehend, grasp, know, appreciate, recognize, realize
İngilizce örnek : It's difficult to see why he did it.
Türkçe çevirisi : Onu niye yaptığını anlamak zor.
İngilizce örnek : Do you see what I mean?
Türkçe çevirisi : Ne demek istediğimi anlıyor musun?
İngilizce örnek : Now I see what you mean.
Türkçe çevirisi : Ne demek istediğini şimdi anlıyorum.
3 ziyaret etmek
İngilizce örnek : I will go and see my grandparents at the weekend.
Türkçe çevirisi : Hafta sonunda gidip büyükanne ve büyükbabamı göreceğim.
4 görüşmek * eşanlamlı : meet, encounter, speak to
İngilizce örnek : Have you seen Mustafa recently?
Türkçe çevirisi : Yakınlarda Mustafa ile görüştün mü?
İngilizce örnek : I'm seeing a lot of Mehmet these days.
Türkçe çevirisi : Bugünlerde Mehmet ile çok görüşüyorum.
5 (doktora) görünmek; görmek
İngilizce örnek : I advise you to see a doctor.
Türkçe çevirisi : Doktora görünmeni tavsiye ederim.
İngilizce örnek : I think you should see a doctor.
Türkçe çevirisi : Bence doktora görünmelisin.
İngilizce örnek : You can't see the doctor now – he’s gone out.
Türkçe çevirisi : Şimdi doktoru göremezsiniz – dışarı çıktı.
6 bakmak, kontrol etmek
İngilizce örnek : I’ll go and see what time the next train is.
Türkçe çevirisi : Bir sonraki trenin saat kaçta olduğunu gidip bakayım.
İngilizce örnek : If you'll wait here, I'll see if the manager is ready.
Türkçe çevirisi : Burada beklerseniz, müdürün hazır olup olmadığına bakarım. (Siz burada bekleyin, ben müdür hazır mı bakayım.)
7 bakmak
İngilizce örnek : Please see the instructions above.
Türkçe çevirisi : Lütfen yukarıdaki talimata bakınız.
* I see = anlıyorum
* let me see = bir düşüneyim, bir bakayım
* see about = ile ilgilenmek, uğraşmak, halletmek, ayarlamak
İngilizce örnek : I want to buy a car, but I will see about that later.
Türkçe çevirisi : Bir araba alacağım ama bununla sonradan ilgileneceğim.
İngilizce örnek : I'll see about some food for you.
Türkçe çevirisi : Sana biraz yemek ayarlayacağım.
İngilizce örnek : Will you see about the tickets?
Türkçe çevirisi : Biletleri ayarlar mısın?
* see off = yolcu etmek, uğurlamak, geçirmek
İngilizce örnek : All his friends came to the airport to see him off.
Türkçe çevirisi : Onu uğurlamak için bütün arkadaşları havaalanına geldi.
İngilizce örnek : His friend went to the bus terminal with him to see him off.
Türkçe çevirisi : Onu uğurlamak için arkadaşı onunla otogara gitti.
İngilizce örnek : I went to the station to see them off.
Türkçe çevirisi : Onları uğurlamak için istasyona gittim.
* see out = kapıya kadar geçirmek
İngilizce örnek : Let me see you out.
Türkçe çevirisi : Seni kapıya kadar geçireyim.
* see over = gözden geçirmek
* see to = ilgilenmek, bakmak
İngilizce örnek : If you buy vegetables I will see to fruit.
Türkçe çevirisi : Sen sebzeleri alırsan ben meyvelerin icabına bakarım.
İngilizce örnek : Don't delay getting that bad tooth seen to.
Türkçe çevirisi : O çürük dişe baktırmayı geciktirme.
* see you = görüşürüz, görüşmek üzere
İngilizce örnek : See you!
Türkçe çevirisi : Görüşürüz!
İngilizce örnek : See you later!
Türkçe çevirisi : Sonra görüşürüz!
İngilizce örnek : See you next week!
Türkçe çevirisi : Haftaya görüşürüz!
* seeing that = -dığı için, -e göre
* you see = ee, şey yani, diyeceğim

SEE = nasıl okunur, okunuşu /si:/ eylem [past tense : saw, past participle : seen, -ing : seeing]

1: 0 ms