• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

save

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 1572

ana kullanım 1

01. kurtarmak 02. halas etmek

ana kullanım 2

01. kaydetmek 02. kayda geçirmek 03. saklamak

ana kullanım 3

01. sakınmak 02. esirgemek

ana kullanım 4

01. korumak

ana kullanım 5

01. biriktirmek 02. artırmak 03. ayırmak 04. harcamamak

ana kullanım 6

01. az kullanmak 02. tasarruf etmek 03. tasarruf yapmak 04. idare ile kullanmak 05. idareli harcamak 06. idareli kullanmak 07. idareli yaşamak 08. israf etmemek 09. kazandırmak 10. kazanmak 11. kaybını önlemek

ana kullanım 7

01. engellemek 02. önüne geçmek

ana kullanım 8

01. bağışlamak 02. kusuruna bakmamak

ana kullanım 9

01. ancak 02. yalnız 03. başka 04. dışında 05. den başka 06. -den başka 07. hariç 08. haricinde

bilişim

01. kaydet

denizcilik

01. kurtarmak 02. çıkarmak

spor 1

01. kurtarış 02. kurtarma 03. gol kurtarma 04. golü engelleme 05. sayıyı önleme

spor 2

01. kesmek 02. önlemek

SAVE = [seyv] verb
1 kurtarmak * eşanlamlı : rescue, free, liberate, redeem, salvage
İngilizce örnek : He risked his life to save the drowning man.
Türkçe çevirisi : Boğulan adamı kurtarmak için hayatını tehlikeye attı.
İngilizce örnek : The young man dived into the river and saved the boy's life.
Türkçe çevirisi : Genç adam nehire daldı ve oğlanın hayatını kurtardı.
2 (para) biriktirmek * eşanlamlı : keep, reserve, store, hoard, economize
İngilizce örnek : I'm saving for a new computer.
Türkçe çevirisi : Yeni bir bilgisayar için para biriktiriyorum.
İngilizce örnek : I'm saving up to buy a new mobile phone.
Türkçe çevirisi : Yeni bir cep telefonu almak için para biriktiriyorum.
İngilizce örnek : I am saving money in order to buy a car.
Türkçe çevirisi : Araba almak için para biriktiriyorum.
İngilizce örnek : He had been saving since Christmas to buy a laptop.
Türkçe çevirisi : Bir dizüstü bilgisayar almak için Noel’den beri para biriktiriyor.
3 tasarruf etmek, tasarruf sağlamak
İngilizce örnek : Good insulation saves energy.
Türkçe çevirisi : İyi yalıtım enerji tasarrufu sağlar.
İngilizce örnek : If you walk instead of taking a taxi you save money.
Türkçe çevirisi : Taksi tutmak yerine yürüyerek gidersen para tasarruf edersin.
İngilizce örnek : To save gasoline is to act responsibly about the environment.
Türkçe çevirisi : Benzin tasarrufu yapmak (benzini idareli kullanmak), çevreye karşı sorumlulukla hareket etmektir.
4 (bilgisayara) kaydetmek
İngilizce örnek : I saved the changes I have made.
Türkçe çevirisi : Yaptığım değişiklikleri kaydettim.
İngilizce örnek : I saved the article as a Word document.
Türkçe çevirisi : Yazıyı Word belgesi olarak kaydettim.

SAVE = nasıl okunur, okunuşu /seyv/ eylem

1: 0 ms