• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

salt

Türkçe - İngilizce

sıfat / adjective

SALT = (salt nedir; salt ne demek; salt İngilizcesi) 1. İçinde yabancı bir öge bulunmayan, mutlak: «Çelişkileri salt geleneklerin, törenin, eğitimin bir sonucu saymışızdır.» -A. Ağaoğlu. 2. fel. İçine, kendisine yabancı hiçbir şey karışmamış, arı. 3. zf. Yalnızca: «Sanat adına konuşmakta kendinde hak gören, her konuştuğunu da salt doğrudur diye karşısındakine kabullendirmek isteyen kimseler sardı etrafımızı.» -N. Cumalı.

SALT = (salt nedir; salt ne demek; salt İngilizcesi) 1. İçine, kendisine yabancı başka hiç bir şey karışmamış olan; arı. 2. Uygulamayla ilişkisi olmayan bilimler. (Ör. salt matematik.) 3. Başka bir yetiye bağlı olmayan. (Ör. Descartes'ta salt anlık duyulara gereksinme göstermeyen, böylece de salt olan bilgiyi sağlar.) Salt us (Kant'ta): Deneyden bağımsız, içinde duyudan hiç bir şey bulunmayan us.

SALT = (salt nedir; salt ne demek; salt İngilizcesi) Deli.

SALT = (salt nedir; salt ne demek; salt İngilizcesi) Deriyle ilişkili lenfoid doku.

SALT = (salt nedir; salt ne demek; salt İngilizcesi) mutlak.

SALT = (salt nedir; salt ne demek; salt İngilizcesi) Tatsız, yavan.

SALT = (salt nedir; salt ne demek; salt İngilizcesi) Yalnız, sadece.

salt = mutlak [öz Türkçe - eski terim]

salt = sırf [öz Türkçe - eski terim]

SALT nasıl okunur, okunuşu /so:lt/ isim

salt

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 1977

SALT = [so: lt] noun
tuz
İngilizce örnek : Add a pinch of salt to the soup.
Türkçe çevirisi : Çorbaya bir tutam tuz ek.
İngilizce örnek : I add little salt to my food because I have high blood pressure.
Türkçe çevirisi : Yiyeceğime çok az tuz eklerim çünkü yüksek tansiyonum var.
İngilizce örnek : Could you pass me the salt, please?
Türkçe çevirisi : Bana tuzu uzatır mısın, lütfen?
İngilizce örnek : I'm tasting the soup to see if it needs salt.
Türkçe çevirisi : Tuza ihtiyacı var mı diye çorbanın tadına bakıyorum.
¤ verb
tuzlamak
* salt lake = tuz gölü

1: 0 ms