• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

safe

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 1946

hekimlik

sinema

SAFE = [seyf] adjective
1 emniyette, emniyetli, güvenilir * eşanlamlı : secure, protected, guarded, reliable, trustworthy, cautious
İngilizce örnek : I don’t feel safe in this street after midnight.
Türkçe çevirisi : Gece yarısından sonra bu sokakta kendimi emniyetli hissetmiyorum.
İngilizce örnek : I keep these documents in a safe place.
Türkçe çevirisi : Bu belgeleri emniyetli bir yerde saklarım.
İngilizce örnek : The touch of his hand made me feel safe.
Türkçe çevirisi : Elinin dokunuşu güvenli hissetmeme yol açtı.
İngilizce örnek : A regularly serviced car makes driving safer.
Türkçe çevirisi : Düzenli olarak bakım gören araba sürüşü emniyetli kılar.
2 tehlikesiz * eşanlamlı : harmless * karşıtanlamlı : dangerous
İngilizce örnek : It's safe to cross now.
Türkçe çevirisi : Şimdi caddeden karşıya geçmek emniyetli.
İngilizce örnek : Is the water safe to drink here?
Türkçe çevirisi : Burada su, içmek için tehlikesiz midir?
İngilizce örnek : The plane made a safe landing.
Türkçe çevirisi : Uçak emniyetli (tehlikesiz) bir iniş yaptı.
3 sağlam * eşanlamlı : sound, unhurt, unharmed
İngilizce örnek : Two missing children have been found safe and well.
Türkçe çevirisi : İki kayıp çocuk sağlam ve sağlıklı bulundu.
¤ noun
(demir) kasa
İngilizce örnek : He keeps his money in a safe.
Türkçe çevirisi : Parasını bir kasada tutar.
İngilizce örnek : Priceless jewels were stolen from the safe.
Türkçe çevirisi : Kasadan paha biçilmez mücevherler çalındı.
İngilizce örnek : The bank robbers forced him at gunpoint to open the safe.
Türkçe çevirisi : Banka soyguncuları onu silah zoruyla kasayı açmaya zorladı.

SAFE nasıl okunur, okunuşu /seyf/ sıfat [safer, safest]

1: 0 ms