• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

safe

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 1946

ana kullanım

01. güvenlikte 02. emniyette 03. emin 04. sağlam 05. güvenilir 06. emniyetli 07. önemli 08. ihtiyatlı 09. tehlikesiz 10. atlatmış 11. kurtulmuş 12. kesin 13. olumlu sonuçlanacağı kesin 14. kasa 15. yiyecek dolabı 16. emin ellerde 17. güvenli 18. satış 19. güvencede 20. korkusuz 21. mahfuz 22. masun 23. muhakkak 24. sağ 25. salim 26. selamete çıkmış 27. selamette 28. selim

havacılık

01. emniyete almak 02. emniyetlemek

hekimlik

01. sağ

hukuk

01. emniyet

iş dünyası

01. çelik kasa

mimarlık

01. kasa dairesi 02. kasa odası 03. para kasası

sinema

01. dolap

tarım

01. tehlikeden uzak

teknik

01. demir kasa

SAFE = [seyf] adjective
1 emniyette, emniyetli, güvenilir * eşanlamlı : secure, protected, guarded, reliable, trustworthy, cautious
İngilizce örnek : I don’t feel safe in this street after midnight.
Türkçe çevirisi : Gece yarısından sonra bu sokakta kendimi emniyetli hissetmiyorum.
İngilizce örnek : I keep these documents in a safe place.
Türkçe çevirisi : Bu belgeleri emniyetli bir yerde saklarım.
İngilizce örnek : The touch of his hand made me feel safe.
Türkçe çevirisi : Elinin dokunuşu güvenli hissetmeme yol açtı.
İngilizce örnek : A regularly serviced car makes driving safer.
Türkçe çevirisi : Düzenli olarak bakım gören araba sürüşü emniyetli kılar.
2 tehlikesiz * eşanlamlı : harmless * karşıtanlamlı : dangerous
İngilizce örnek : It's safe to cross now.
Türkçe çevirisi : Şimdi caddeden karşıya geçmek emniyetli.
İngilizce örnek : Is the water safe to drink here?
Türkçe çevirisi : Burada su, içmek için tehlikesiz midir?
İngilizce örnek : The plane made a safe landing.
Türkçe çevirisi : Uçak emniyetli (tehlikesiz) bir iniş yaptı.
3 sağlam * eşanlamlı : sound, unhurt, unharmed
İngilizce örnek : Two missing children have been found safe and well.
Türkçe çevirisi : İki kayıp çocuk sağlam ve sağlıklı bulundu.
¤ noun
(demir) kasa
İngilizce örnek : He keeps his money in a safe.
Türkçe çevirisi : Parasını bir kasada tutar.
İngilizce örnek : Priceless jewels were stolen from the safe.
Türkçe çevirisi : Kasadan paha biçilmez mücevherler çalındı.
İngilizce örnek : The bank robbers forced him at gunpoint to open the safe.
Türkçe çevirisi : Banka soyguncuları onu silah zoruyla kasayı açmaya zorladı.

1: 0 ms